Benim Hikâyem

Benim Hikâyem | 1

3 Aralık 2021

Yazı: Benim Hikâyem | 1 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

 


Yazarın Notu

Okuyucuya öncelikle belirtmem gereken nokta; aşağıda yazdıklarımın yaşam deneyimlerimden çıkan bakış açıma göre kaleme alınmış bir yazı dizisi olduğu; “yetkili, bir bilen” olarak hazırlanmadığıdır. Adı üzerinde; “Benim Hikâyem”i yazmaya çalıştım.


 
 

İndeks

Benim Hikâyem: Birinci Bölüm
Benim Hikâyem: İkinci Bölüm
Benim Hikâyem: Üçüncü Bölüm
Benim Hikâyem: Dördüncü Bölüm
Benim Hikâyem: Beşinci Bölüm
Benim Hikâyem: Altıncı Bölüm
Benim Hikâyem: Yedinci Bölüm
Benim Hikâyem: Sekizinci Bölüm
Benim Hikâyem: Dokuzuncu Bölüm
Benim Hikâyem: Onuncu Bölüm
Benim Hikâyem: On Birinci Bölüm

 
 
Kızımın evindeydim. Mutfağa gidip bir bardak su içtim. Bir bardak su, ihtiyacım olan enerjiyi veriyordu. Bunu çok iyi biliyordum! Çoktan beri araştırıyordum. Suyun önemini ve suya verilebilen enerjileri. İleri teknolojileri inceliyordum. Bu suyu içince vücudumda bir iyilik hâli oluşuyordu. Dingin, mutlu, sevgi dolu bir dalgaydı bu.

Meditasyona başlamak için iyi bir andı. Rahat bir koltuğa oturdum. Evde yalnızdım. Uzaklardan ezan duyuluyordu. Hafifçe bir araba sesi de geliyordu. Odanın içinde kapalı perdelerden sızan güneş ışığının ılıklığı vardı. Karşı duvarda Fransız balkonun yere kadar uzanan camlarından görünen sardunyaların kırmızısı ile bahçedeki uzun ağaçların yeşil yapraklı dallarının aksi gözümü alıyordu. Diğer yandaki balkon kapısı açık duruyor ve tatlı bir esintiyle gelen hava odaya doluyordu.

Oturduğum yerde gözlerimi kapatarak meditasyona başladım. Önce birkaç dakika sessiz duruş ve arkasından çabasızca gelen mantram.

Anlamını bilmediğim bir kelime ve o kelimenin içimde yarattığı ses ve onun iç organlarımdaki akışı. Kendiliğinden gelen düşünceler, görüntüler, renkler…

Ardından sessizliği fark edişim, sessizlik dalgalarının içimden akıp geçmesini izlemem ve tekrar mantrama dönüşüm. Mantram içimde giderek küçülerek akarken dilimin ucunda hissettiğim bir titreşim ve beraberinde gelen o karıncalanma ve hafif metalik bir tat.

Oysa meditasyona ilk başladığımda neler yaşamıştım.
 

*

 
Kasvetli yıllarımın kasvetli bir günü yine. Kendi kendime söyleniyorum:

“Hiçbir şey anlamadım ben bu meditasyondan. Ne yapsam olmuyor. Düşüncelerden çıkamıyorum. Rahatlamak ne kelime… Bana bahsedilen huzur ve iç mutluluk nerede? Hiçbir zaman ulaşamayacağım ben bu mertebeye anlaşılan. Boşuna zaman kaybediyorum. Herhalde ben bu işi beceremiyorum. En iyisi arkadaşımı arayayım ve ona bir sorayım… Neden başaramıyorum acaba?”
 
 
– İbrahim, nasılsın?

– İyim Şen, ya sen?

– Eh işte, pek iyi sayılmam…

– Hayrola, meditasyonlarını düzenli yapıyor musun?

– Yapıyorum ama olmuyor! Beceremedim ben bu işi anlaşılan.

– Hımm, işin yoksa gel biraz konuşalım.

– Neredesin?

– Esentepe’de ofisteyim. Hemen çık, gel!
 

*

 

Yarım saat sonra

– Anlat bakalım, neler oluyor?

– Her gün öğrendiğim gibi uyguluyorum meditasyonu…

– Ne yaşıyorsun?

– Hiç değişik bir şey yaşamadım. Devamlı düşünceler geliyor zihnime ve onları izliyorum. Sonra bakıyorum uyuya kalmışım.

– Sen ne olmasını istiyorsun?

– Bilmiyorum ama belki bir iç rahatlığı, biraz huzur ve pembe bulutlar ya da değişik bir şey… Ama hiçbir şey olmuyor ve boşuna bekliyorum. Siz çok mutlusunuz ama ben hiç mutlu olmadım. Bu işi yapamadığımı düşünüyorum. Sen ne dersin?

– Bak Şen! Öncelikle TM çabasız yapılan ve doğal bir yöntem, bunu bilmeni isterim. Ayrıca bunu yapamamak diye bir şey olamaz çünkü zaten doğamızda var olan bir şeyi yapıyorsun. Bu bilgi, saf bir bilgi… Sen de masumca mantrayı başlatıyorsun, çabasızca devam ediyorsun. Düşüncelerinin gelmesine izin veriyorsun ve tekrar mantrana geri dönüyorsun, çabasız ve masumca… Otomatik olarak çalışıyor sistem. Düşüncenin kaynağına iniyorsun bu şekilde ve orası birleşik alan. Her şeyin kaynağı orada.

– Ama neden sadece düşüncelerim var? Mantramı söylerken neden hiçbir değişiklik hissetmiyorum?

– Bu bir teknik… Senin yapman gereken bu tekniği uygularken beklenti içinde olmaman ve tekniğin saflığını bozmaman… Hepsi bu! Geldiği gibi al! Zihnini yönlendirmeye çalışma, çabasızca mantrana geri dön!

– Denemeye devam mı edeyim yani?

– Kesinlikle! Bunu başaramamak diye bir şey yok! Beklentisizce otur ve çabasızca mantranı başlat! Sürece müdahale etme, akışına bırak…

Ya akışına bırakmayı bilmiyorsam… Bilmiyorum, biliyor muyum yoksa? Denemeliyim, olacak gibi hissediyorum ama emin de değilim.
 

*

 
İnanmayacaksınız ama böyle başlayan meditasyon hikâyem tam olarak 26 yıl küçük aralıklarla sürdü. Üstelik 2008’de Maharishi Üniversitesi’nde 3 ay toplu meditasyona da katıldım. Öncesinde Sidhi ileri zihin tekniğini de öğrenip uygulamıştım.

Bu tekniğin özelliklerini, neden bu kadar uzun bir süre bu tekniği uyguladığımı ve sonuçlarının neler olduğunu öğrenmek ister misiniz?
 
 


1. Bölümün Reçetesi

Akışta olmak, beklentisiz olmak; bunun için hayatımı yavaşlatıp günlük hayatın basit işlerini sevgiyle yapabildiğimde sorunlar azalacaktı.


 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

20 YORUMLAR

  • Yanıtla Volkan Akçay 3 Aralık 2021 at 16:31

    Heyecanla bekliyorum devamını, çok faydalı olacağına eminim 🙏

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 4 Aralık 2021 at 10:13

      Umarım beklentinizi karşılarım 💕

  • Yanıtla Nimet Canbayraktar 3 Aralık 2021 at 18:06

    Merakla bekliyorum.
    Denemek isterim.

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 4 Aralık 2021 at 10:15

      Bence herkes bu deneyimi öyle ya da böyle yaşayarak zihni sükunete erdirmeli. “Gerçek Barış” bizde, zihnimizde başlıyor çünkü.

      • Yanıtla Ayfer Veyis 9 Aralık 2021 at 21:15

        Harika Şencim, çok beğendim.

        • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 13 Aralık 2021 at 08:30

          Meditasyon a başladın mı Ayfercim?
          Belki başlarsın seversen hikayeyi …

  • Yanıtla Gülden 3 Aralık 2021 at 23:46

    Evett! isterim. Devamını merak ettim. 😊

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 4 Aralık 2021 at 10:17

    Düşüncelerimizin birçoğu dışardan aldığımız yansımalarsa o zaman geçip gitmesine izin verelim. İşte meditasyonun özü..
     
    Güldencim ❤️❤️

  • Yanıtla Mine Işılar 5 Aralık 2021 at 10:22

    Harika, çok beğendim. Yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Başarılar, sevgiler.

    • Yanıtla Şen Erişen 5 Aralık 2021 at 15:14

      Teşekkürler Minecim

  • Yanıtla Fatma Akçay 5 Aralık 2021 at 10:54

    Şencim emeğine sağlık.

    • Yanıtla Şen Erişen 5 Aralık 2021 at 15:15

      Meditasyonu merak edenler için özellikle hazırladığım bir yazı dizisi oldu. Vakit ayırdığın için teşekkür ederim Fatmacım

  • Yanıtla Nihal Karahan 5 Aralık 2021 at 15:25

    Emeğine, kalemine sağlık arkadaşım.

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 10 Aralık 2021 at 13:46

      Çok teşekkür ediyorum vakit ayırdığın için. İçerik umarım işine yarar, seversin içerik diyelim.

  • Yanıtla Gülcan Tunga 6 Aralık 2021 at 00:06

    Çok uygun olduğum, kendimi dinlemeye vaktimin olduğu bir dönemde değindiniz bu konuya Şen Hanım.
     
    Sevgiyle kalın.

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 10 Aralık 2021 at 13:45

      Çok sevindim zamanlamanın size uygun olmasına, meditasyon birçok türü var, elbette biraz disiplin gerektiriyor ama gerçekten sonuç alınıyor.

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 6 Aralık 2021 at 08:55

    Bu yanınızı okurlarımızla da paylaşacak olmanız heyecan uyandırıcı Şen ablacığım. Büyük bir merakla takip edeceğim bir köşe olacak “Benim Hikâyem
     
    Yüreğinize, kaleminize sağlık ❤️

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 10 Aralık 2021 at 13:43

      Ben teşekkür ediyorum böyle bir köşeyi açmamıza imkan sağladığın için Didemcim. Kucaklıyorum seni 🙏💕

  • Yanıtla Atakan Balcı 6 Aralık 2021 at 14:05

    Kesinlikle ilgi çekici bir süreç gibi görünüyor. Meditasyonun başlangıç aşamasında yaşanan tıkanıklık veya yüzeydeki sorunlar çok büyük görünüyor kişilere, doğrusu ben de yaşadım kendimce bu gözde büyütmeyi. Teşekkür ederim!

    • Yanıtla Şen Erişen 10 Aralık 2021 at 13:42

      Her şey olduğu gibi göründüğünde çok daha kolay oluyor ama bizim egomuz onu abartıyor ya eksi yönde ya artı yönde..

    Cevap Yaz

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan