Heybemde Kelimeler

İçilmemiş Kahve

19 Aralık 2024

Yazı: İçilmemiş Kahve | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Hani “Bir şey dürttü” derler ya öyle oldu bugün.

Üniversiteden arkadaşımdı. Birlikte İtalya’ya gittiğimiz yaz özellikle çok yakınlaşmıştık. Birbirimizden habersiz aynı çocuktan hoşlanmış, farkedince nahifliğimizden ikimiz de çocukla bir daha konuşmamıştık. Floransa’da öğrenci evimin anahtarını unutup kapıda kalınca onun kiraladığı odada birlikte kalmış, sonra bunu alışkanlık haline getirip birbirmizde kalıp durmuş, geceler boyu uykusuz kalmış, sınavlara birlikte çalışmıştık. Okulun son yılının son günlerinde hastalanınca beni en çok Nükhet ziyarete gelmişti. Her daim yüzünde olan o güzel gülümsemesini bana da bulaştırmaktı tek derdi. Okuldan sonra akşam bana gelir, birlikte saçma sapan şeylerden bahsedip üzerimde dolaşan kara bulutları dağıtırdık. Bana bir Ferhan Şensoy kitabı getirmişti hediye. “Bu aralar sadece böyle şeylere ihtiyacın var,” demişti gülen yüzüyle.

Bir şey dürttü işte. Aklıma düştü birden. En son İstiklâl’de bir kahvecide karşılaşmıştık. Sağdan soldan konuştuk ayaküstü. Babamı sordu. “Onu hastane bahçesinde ağlarken görmüştüm, aklımda o hali kaldı. Şimdi nasıl?” diye sordu o her zamanki nahif, başkalarını düşünen haliyle. Ben Fransız Kültür’de bir kermese gidiyordum. O da Can Yayınevi’ne geçecekti.

“Çok severim Fransız Kültürü’nün bahçesindeki café’yi. Bazı sabahlar işe geçmeden ya da işten sonra bir kahve için uğruyorum. Bir gün birlikte gidelim,” dedi. Onu yıllar sonra görmek iyi gelmişti. Buluşalım diye sözleştik. Sonra araya hayat girdi, pandemi, hastalıklar, ölümler, çocuk, şehir değiştirme derken günler birbirine geçti. En son yaptığım bir çeviri anlaşması konusunda ondan yardım almak için yazışmıştık. Yine “Görüşelim, şurada buluşalım, şuraya gidelim” sözleri havada uçuşmuştu. Zaman dönüp dolaşmış ayağımıza dolanmıştı.

Pelin Öncüoğlu Işık & Nuket Polat

Ama bir şey dürttü işte. Ne yapıyordu acaba? O içilmemiş kahvenin peşine düşme vakti geldi, diye düşündüm. Yıllardır açmadığım Facebook’u ona yazmak için açtım. Malum telefonum bozulunca rehberim de uçmuştu. Meğer o içilmemiş kahve için çok geç kalmışım.

Ekranın önünde dona kaldım. İçimden acımsı bir şeyler yüreğime damlamaya başladı. Hemen kütüphanenin altındaki fotoğraf albümlerinin olduğu dolaba koştum. İnsan gidenlerin ardından neden anılarını yoklamak ister bilinmez. Güldüğümüz, birbirimize sarıldığımız fotoğraflarla tekrar o günlere döndüm. Onu hatırlamak, onunla tekrar konuşmak gibiydi. Gözlerimi kapatıp tek tek önümden geçirdim paylaştığımız anıları. Hatırladıkça gülümsedim, gülümsedikçe daha güzel anılar hatırladım. Hayatıma dokunuşları bende gülümseme bırakmaktan başka bir şey yapmamıştı ki. Dertleştiğimiz, birbirimizin en kasvetli olduğu günler bile hep bir gülümsemeydi dudaklarımda.

Birbirimizin mi? Onun kasvetli, mutsuz bir anını hatırlayamadım. Hep gülerdi o güzeller güzeli yüzü. Kızdım kendime. Bir türlü içemediğimiz kahveye üzüldüm. Neden bu kadar erteledim onunla görüşmeyi, bir kahvecik vakit bulamayacak kadar önemli ne vardı ki o hayat karmaşasının içinde.

Özür dilerim Nükhet! İçilmemiş kahvelerimiz, yâdedilmemiş hatıralarımız, yaratmadığımız yeni anılarımız için özür dilerim. Hastalandığını bile duymamış, bilmemiş olduğuma kızdım.

Çoktan adaletini sorgulamayı bıraktığım dünyadan bu kadar erken gidişin, birkaç gün önce eşime senden bahsedişim, “Bir türlü görüşemedik. Tanışsan çok seversin,” deyişim, ardı ardına beynime hücum eden anılar, hepsi boğazımda düğümlenip yanaklarımdan birkaç damla yaş olarak süzüldüler.

Kapı çaldı o sırada. Deniz okuldan gelmişti. Fotoğrafların arasına bağdaş kurduğum yerden kalkıp gözyaşlarımı sildim. Kapıyı açarkan yüzüme sahte bir gülüş yerleştirmiştim bile.

“Hoş geldinnn! Okul nasıldı, eğlendin mi?” dedim bir yandan o minik ellerini öpüp boynuna kafamı gömerken. İşte, acımasız bir hızla akan hayat nehrine kendimi bırakmıştım yine. Aklımda o içilmemiş kahve, üzerimde babamın sweatshirtü, upuzun olacağını bile bile öylece uzandım geceye.
 
 
Pelin Öncüoğlu Işık
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

8 YORUMLAR

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 19 Aralık 2024 at 21:23

    Canım Pelin;
     
    Yazındaki her bir cümle geçmişten gelen dostlukların değerini ve zamanın bize nasıl oyunlar oynadığını idrak ettiriyor. Nükhet’i tanımasam da anlattıkların sayesinde onun hayatına kattığı ışığa ben de şahit oldum. Gözlerim dolarak okudum; hem anılara hem de zamansız gidişlere içim burkuldu.
     
    Anlattıkların Seneca’nın “Önümüzde olan zaman belirsizdir; gecikmek ise insanın kendine yaptığı en büyük ihanettir” sözünü anımsattı 😔
     
    Yüreğine, kalemine sağlık. Yazın hem hatırlattıkları hem de hissettirdikleriyle çok özel.
     
    Ertelenmiş kahvelerimizi bugünden tezi yok içmeliyiz, değil mi?
     
    Kucak dolusu sevgiler biriciğim 🤗❤️

  • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 19 Aralık 2024 at 23:59

    Canım Didemciğim, güzel yorumun için ve beni kırmayıp yazımı yayımladığın için çok teşekkür ederim. Hem de bu halinle uğraştın ❤️
     
    Ertelenmiş kahvelerimizi olmasın. En kısa sürede ☕🥂

  • Yanıtla Metin Çoban 20 Aralık 2024 at 10:25

    Sevgili Pelin, öncelikle kaybın için çok üzgün olduğumu söylemek isterim. Genç insanların bu hayatı terk etmesi, tanımadığım halde bende büyük üzüntü yaratır.
     
    Anılar, insanların okudukları romanlar gibidir. İnsanın derinliklerinde iz bırakır. Romanı okur bitirir, konusu nedir diye sorsalar bocalarsın. Halbuki daha yeni okumuşsundur. O romanın konusu mutlaka hayatına yerleşmiştir. Bir gün gelir senin hayatında o romanın o sahnesi canlanır.
     
    Nükhet, arkadaşlığı ile senin hayatına mutlaka büyük izler bırakmıştır. Sadece kahve için buluşamadığın için üzülme, vedalaşamadığın için üzülme. Sen yaşadığın sürece, o ve sen hep kahve içiyor olacaksınız.
     
    Güzel anıların olsun hep.
     
    Sevgiler

    • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 21 Aralık 2024 at 00:45

      Metin abi öyle iyi geldi ki yorumun. Teşekkür ederim. Kendimi iyi hissettirdi. Ne güzel benzetmişsin. Senin yazdığın gibi arkadaşımın benimle yaşamaya devam edeceğini düşünmek istiyorum 🙃

      • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 23 Aralık 2024 at 19:32

        Hayat bu işte geciktiğimizi hissediyoruz bazen. Oysaki her şey olması gereken zamanda oluyor. Gerçekten dünyada var olmak ve insan olmak, kolay değil.
         
        Acını paylaşıyorum canım, öpüyorum seni 💜

        • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 25 Aralık 2024 at 14:00

          Sevgili Şen ablacım,
           
          Yorumun için çok teşekkür ederim. Öyle hissediyor maalesef insan. Birine veya bir şeye olmasa öbürüne geç kalmış oluyoruz. Bu hayatta keşkelerimiz az olur inşallah. ❤️

  • Yanıtla Demet Albayrakoğlu 20 Aralık 2024 at 15:14

    Pelinciğim, nasıl güzel ifade etmişsin hislerini anlatamam. Yazdıklarını gözlerim dolarak okumayı bitirdim. Gidenlerin arkasından tek sığınacağımız şey; onlarla yaşadığımız anılar, güzel hatıralar oluyor. Her zaman kendimizi suçlayacak bir şeyler de buluveriyoruz tabii. Sevgili Nükhet’le de çok güzel anılar biriktirmişsiniz. Mekanı cennet olsun inşallah.
    yazdıklarını
    Çok sevgiler 💕

    • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 21 Aralık 2024 at 00:51

      Demetciğim çok teşekkür ederim güzel yorumun için. Hissettiklerimi geçirebildiysem ne mutlu bana. Güzel dileklerin için de teşekkür ederim. Onu böyle hep beraber anıyor olmak bana ayrıca mutluluk verdi. Sanki biz onu hatırladıkça kısa bir an daha bu dünyada aramızda dolanıp gitti diye düşünmek istiyorum.

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan