
Meraklısına Feminizm | Deborah Cameron

Meraklısına Feminizm | Deborah Cameron
Feministlerle ile ilgili ön yargıları bilirsiniz. Genelde aksi ve/veya çirkin erkek düşmanları diye algılanıyor. Daha doğrusu bence öyle algılanması bazı erkeklerin işine geliyor. Bununla ilgili kendilerince komiklikler, şakalar yapıp konunun ciddiyetini bertaraf etmeye çalışıyorlar. Tabii ki zannettikleri gibi değil. İşin aslını kitabından, profesöründen öğrenelim.
Tarihi ile başlayalım.
Meraklısına Feminizm | Feminizmin Tarihi
Feminist kelimesi 19. yy’dan önce kullanılmamış. Avrupa’da politik feminizmin başladığı dönem 18. yy sonları. Ama bunun öncesinde de kadınları kötüleyenlere karşı savunmada bulunanlar var. Bunu yazılı olarak başlatan metnin Christine de Pizan’ın “The Book of the City Ladies” (Kadınlar Şehri Kitabı) olduğu yazıyor kitapta. 15. yy başında Fransa’da yaşayan seküler bir kadın tarafından yazılmış. Seküler bir kadın diye niye özel olarak bu sıfat kullanılma ihtiyacı duyulmuş, anlamadım. Nüfuzlu erkeklerin kadınlarla ilgili kadın düşmanı fikirlerini çürütmek için yazılmış. Yapılan savunma “kadınlar da insandır” düzeyinde henüz.
Feminizmin tarih anlatısı dalgalar halinde arka arkaya ilerleme şeklinde düşünülüyor. Buna göre:
1. Dalga: 19. yy ortalarında kadınların oy kullanma hakkına sahip olma mücadelesi ile başlıyor, bu mücadelenin başarıya ulaşmasıyla 1920’lerde son buluyor. (Süfrajetler)
2. Dalga: 1960’ların sonlarında Abd’de kadın çalışma dersleri, ev içi şiddetten kaçan kadınlar için sığınma evleri ile süren süreç.
3. Dalga: 1990’ların başından bugüne gelen dönem.
Bugünler için 4. Dalga diyenler de var.
Bu dalgaların kesin bir başlangıç ve bitiş tarihleri yok. Keskin bir ayrım olmadığı için bu dalga modeline eleştiriler var.
Meraklısına Feminizm | Feminizmin Tanımı
Kitapta feminizmin genel geçer bir tanımını yapamıyor yazar. Konunun karmaşıklığını vurguluyor.
“Feminizmin çeşitlilik gösterdiği malum ama bu farklı yanların hepsinin şu iki genel düşünceye dayandığı söylenebilir:
- Kadınlar toplumda halihazırda ikincil konumdadır; kadın olduklarından belirli haksızlıklar yaşarlar, sistematik dezavantajlardan mustariptirler.
- Kadınların ikinciliği ne makbul ne de kaçınılmazdır. Bu durum politik hareketle değiştirilebilir, değiştirilmesi gerekir.”
Meraklısına Feminizm | Ev İçi Bakım
Kadınların ev içi bakımda esas rol üstlenen olma halleriyle ilgili önemli meselelere değiniyor yazar:
“Mesela çiçeği burnunda annelere işe ne zaman döneceklerini sorarlar, sanki çocuk bakmak iş değilmiş gibi. Feminizmin emek konusunda getirdiği bakış açısının tanımlayıcı özelliklerinden biri, ailenin bakımını üstlenmenin de iş sayıldığının kabul edilmesidir. Bu işin tek farkı, karşılığında ödeme almamanızdır.”
“Tam zamanlı ev kadını olarak çalışan bir kadın, hangi sınıftan olduğu fark etmeksizin, ekonomik açıdan kocasına bağımlıdır.”
“Maaşlı işte çalışmayan kadınlar yine de çalışır. Genelde çocuklara, yaşlılara, hastalara bakma, giysi yamayıp dikme, çamaşır yıkama, temizlik yapma, yemek pişirme gibi işlere saatler harcarlar. (…) Ne var ki yapılan bu işler takdir edilmeden, ücreti ödenmeden kalır. Bu işlerin gerçekte sağladığı ekonomik katkı görülmez.”
Ev işi için üretim değil “yeniden üretim” diyor yazar. Yani kadının yemek yapmasıyla evdeki diğer kişiler yemek yapmaktan kurtuluyor. Bu kişiler böylece üretim yapabiliyor.
OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) dünyada kadınların verdiği ücretsiz bakım emeğinin erkeklerinkinin iki ila on katı olduğunu tespit etmiş 2014’te. Bu durumda ne oluyor? Ev işleri çok vakit aldığı için kadın ücretli bir işe giremiyor, eğitimine zaman ayıramıyor.
Bu durum genel olarak ülke ekonomileri için de sorun. Çünkü kadın iş gücünden faydalanamayarak ekonomik anlamda geri kalıyor. Çözüm olarak kreşler açılmasını, çalışma saatlerinde düzeltme yapılmasını, ebeveyn izinlerinin artırılmasını sunuyor yazar.
Meraklısına Feminizm | Taşıyıcı Annelik
Kitapta sonuca bağlanamayan konular da var. Çünkü gerçekten bir sonuca varılması zor. Örneğin taşıyıcı annelik. Bunu kadın bedeninin metalaştırılması olarak değerlendirip uygun bulmayan da var, kadının kendi bedeni kendi kararı deyip buna karışılmasını kadın özgürleşmesinin aleyhinde bulan da var. Gerçekten iki ucu çoklu denklem.
Konuyla ilgili başka okumalar için isterseniz:
Bkz: Feminizm Herkes İçindir
Bkz: Alttakiler | Bilim Kadınları Nasıl Yanlış Anladı?
Bkz: Kendine Ait Bir Oda
Bkz: Kadınlar Ülkesi
Bkz: Uyanış
Saygılar,
Hülya Erarslan




2 YORUMLAR
Yazıyı okurken, yıllardır duyduğum yanlış algılar ve ön yargılar bir bir gözümde canlandı. Biz feministler; “erkek düşmanı”, “çirkin”, “penis arzusunda” kadınlarız bu insanlara göre. Feminizmi böylesi sığ bir düzleme indirgemek, hem hareketin özünü kaçırmak hem de onun dönüştürücü gücünü gölgelemeye çalışmaktır. Bunun da kasıtlı yapıldığı kanısındayım. Aynı şekilde “Kadının en büyük düşmanı kadındır” sözünün de patriyarkal düzenin devamı için erkeklerin kadınlara bile kabul ettirdiği rezil bir söylem olduğunu düşünüyorum. Her duyduğumda kanım çekiliyor; özellikle de sözü kadınlar tekrarladığında 😔
Yorumladığın kitap tam da bu yanlış anlamaları giderme yolunda değerli bir adım atmış canım 👌🏻💯 “4. Dalga” söylemiyle anılan günümüzde, dijitalleşme ile birlikte kadınların hikâyelerini duyurabilmesi ve feminizmin daha kapsayıcı bir noktaya evrilmesi oldukça değerli.
Kitabın ev içi emekle ilgili bölümü, benim de sıkça üzerinde durduğum bir konuya değiniyor; ev içi emeğin görünmezliği, hatta sömürülmesi. Çocuk bakımını ya da temizlik gibi işleri “sevgiden yapılan” eylemler olarak romantize eden ataerkil toplum, aslında kadını ekonomik bağımsızlıktan mahrum bırakıyor. Burada yazarın da belirttiği gibi, çözüm kreşlerden, ebeveyn izinlerinden ve kadınların sosyal hayatta daha fazla yer almasını sağlamaktan geçiyor. (Bizde de politik ihtiraslarla kreş kapamaya çalışıyorlar 🤦🏼♀️)
Kadın bedeninin metalaştırılması ile kadının özgürlüğü arasındaki çizgide, ben söz hakkının kadına bırakılmasından yanayım. Beden benim; ister metalaştırırım ister taşıyıcı annelik için kiraya veririm. Bu konuda kadın/erkek kimse karışamaz ne yapacağıma. Erkekler karın kaslarını sergilediğinde “Aferin, vücuduna ne güzel bakıyor”, aynı şeyi kadın yaptığında “bedenini metalaştıryor”; oldu!
Hülyacığım, dönem dönem köşene taşıdığın feminist literatür ile feminizmi daha anlaşılır ve ulaşılır kılmaya çalıştığın için teşekkür ediyorum. Bu gibi yazılar, toplumsal dönüşümün birer mihenk taşı 👏🏻
Kucak dolusu sevgiler 🤗❤️
Çok teşekkür ederim.
Okuyup anlamaya çalışıyorum. Bu süreçte de bildiğimi zannettiğim şeyleri aslında bilmediğimi fark ediyorum. En çok da üzerine hiç düşünmediğimi ve hatta hiç aklıma gelmediğini. Ev içi emek kısmı benim için çok ufuk açıcıydı mesela. Çok doğru ve çok gözden kaçan bir durum. Taşıyıcı annelik kısmında da emek sömürüsü bağlamında tartışmalar var. Kadının kendi tercihi olabiliyorsa ne ala ama olabiliyor mu bu da netameli. Katedecek çok mesafe var sonuçta.
Sevgiler benden.