İnsan ilişkilerinden kaçmanın imkânsız olduğu yaşamda, bazı ilişkilerin üzerinde daha çok düşünmek gerekir. Bunlar da yakın ilişkilerdir. Yakın ilişkilerin üzerinde düşünülmediği zaman bu ilişkiler için emek harcanmaz. Emek harcanmayan ilişkiler de hiçbir zaman mutluluk getirmez.
İki yetişkinin içinde olduğu yakın ilişkilerde -bunlar iş alanında olabilir, aile içinde olabilir ya da romantik ilişkiler olabilir- en çok dikkat edilmesi gereken nokta, ilişkinin dinamiğini en çok kimin belirlediği ve belirleyen kişinin verdiği mesajların içeriğidir. Dinamikler hep tek kişiye göre şekilleniyorsa ve bu kişi mesajları verirken sadece kendi ihtiyaçlarını merkeze alıyorsa burada büyük bir sorun var demektir. Çünkü ilişki bir ezen-ezilen döngüsüne doğru gidiyordur hatta belki de çoktan bu döngünün içindedir.
Ezen ve Ezilen Olmak
Bazı ilişkiler, tamamen ezen-ezilen ilişkisidir. Bazı insanlar, çeşitli sebeplerle, her ilişkide bir güç savaşı içinde olmak isterler. Yakın çevresinde sürekli en güçlü, en korkulan ya da çekinilen, diğerlerini hep yöneten ve ezen olmak isterler. Tüm ilişkilerde özellikle de romantik ilişkilerinde seçim yaparken, ezilmeye meyilli bireyleri seçmek isterler.
Bir de ezme niyeti bu kadar açık olmayan ama hep kendi istediklerini olsun diye bekleyen, bir tarafı hep çocuk kalmış yetişkinler vardır. Farkında olmadan ezen olurlar.
Her insan hayatın içinde kendi arzuları olsun ister, bu çok normal bir istektir fakat hayatın gerçekleri içerisinde böylesi her zaman mümkün olamaz. Öte yandan bazı insanlar, en yakınlarının isteklerini ve ihtiyaçlarını hiç göz önünde bulundurmadan, hep ve sadece kendi arzularını gerçeğe dönüştürmek isterler. Çevrelerindeki herkesin de bu arzular için elinden geleni yapmasını beklerler. Bekledikleri desteği bulamadıkları zaman, öfkelenirler belki mesafelenirler ya da üzgün olma halini fazlaca abartıp yakınlarının suçlu hissetmesine sebep olurlar.
Tabii ilişkilerin bu şekilde olduğu hayatlarda ezilen olmanın zorluğu çok fazladır. Bazen çaresizliktir bunun sebebi, bazen geleneksel yanlış öğrenmelerdir bazen de çok derinlerden gelen değersizlik duygusudur.
Genellikle o kadar kronikleşir ki bu durum, ezilen kişi ezildiğini, ezen kişi de ezdiğini uzun süre fark etmez bile. Bu durumu fark edebilmek, ancak bireylerin kendi duygu-sorumluluk dengesine odaklanabilmesi ile mümkün olabilir.
Duygu-Sorumluluk Dengesi
Ezilen bireyler, başkalarının duygularının sorumluluğunu üzerlerine alan insanlardır. Yakınındaki kişilerin üzülmelerinden, mutlu olmalarından, utanmalarından kendilerini sorumlu hissederler. Bu sebeple, kendi duygularını hiç düşünmeden, yakınlarının olumlu hissetmeleri için ellerinden gelen her şeyi yaparlar.
Ezen bireyler için de kendi duygularının sorumlusu hep başkalarıdır. Kötü, yalnız, başarısız hissediyorlarsa, sorumluluğu asla üstlenmezler ve yakınlarındaki insanları suçlarlar.
Duygu-sorumluluk dengesini koruyabilmek ise, bireyin kendi duygularını fark etmesi, iyi ya da kötü her duygusunun sorumluluğunu alabilmesi ile mümkündür. Bu dengeyi bulan insanlar bilirler ki duygularını yaşamak, dönüştürmek herkesin kendi yapacağı şeydir.
Nalan Erpolat





4 YORUMLAR
Canım Nalan,
Yakın ilişkilerdeki güç dengesizliklerini ve duygusal sorumluluğun önemini ele alış şeklin gerçekten etkileyici 👌🏻
Alfred Adler’in şu sözünü hatırlattı yazıı:
“İnsanı en çok yaralayan şey, başkalarının ona biçtiği rollere teslim olmasıdır.”
Sen de ezen-ezilen ilişkisinin bu rollere dayalı döngüsünü öyle güzel anlatmışsın ki okurken insan ister istemez kendini sorguluyor. Kalemine sağlık canım 🌟
Kucak dolusu sevgiler ❤️
Didemciğim,
Evet, başkasının biçtiği rollere teslim olmak çok yaralayıcı. Adler’in bu güzel sözünü hatırlatman tamamlayıcı olmuş. Bir insanın kendi olmasına izin vermemek demek bu. Yani yaşarken öldürmek.
Yorumun için çok teşekkür ederim. 😍
Her mazlum bir gün zalim olacağı günü beklermiş. Açıkçası zorbalanan insanlar değersizlik hissinin verdiği aşağılık kompleksiyle içlerinde zamanla kin biriktirirler. Duygular birbirine dönüşür. O yüzden bunlar bazı anlık tepkilerle kendisini ele verir. Zorbalanan kişi, kendisini alt edebileceği, bazen çok sevdiği insanlara karşı çok agresif davranabiliyorlar. Dünyadaki en büyük suçlardan birisi bu. Çünkü birisinin varlığını kırdığınızda bu kırılan kişi açısını tüm insanlardan alıyordu. Tıpkı küçükken sevilmeyen çocukların büyüdüklerinde dünyayı savaş alanına çevirmeleri gibiydi.
Hatırlatma için teşekkür ederiz efendim.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Dediğiniz gibi bir domino etkisi var. Yani zorbalık sadece bir kişiye yapılan bir şey değil, ileride o değersiz hissedip kin biriktiren insandan nasibini alacak herkese yapılmış oluyor. Bu tuzağa düşmemek gerçekten duygu farkındalığı ile mümkün.