Çocukluk Bizde Kalsın

Dostluk Haftası vs Sevgililer Günü

13 Şubat 2025

Yazı: Dostluk Haftası vs Sevgililer Günü | Yazan: Funda Yıldız Çağlar

“İnsanın bütün hayatını mutluluk içinde geçirmesine yardım etmek üzere bilgeliğin bize sundukları arasında en önemlisi dost edinme yetisidir.”
Epikuros

 
Çalıştığım okulda uzun zamandır her yıl Sevgililer Günü’nü içine alan hafta “Dostluk ve Sevgi Haftası” olarak kutlanır. Öncelikle bir öğretmen olarak böyle anlamlı haftalara bayıldığımı söylemeliyim. Kendi çocukluğumdan hatırladığım, sadece günün ya da haftanın anlam ve önemini anlatan şiirlerin okunduğu, şarkıların söylendiği klişeleri aşan etkinlikler yapıldığı için seviyorum galiba bu tarihleri.

Bir kavramın ele alındığı, derinlemesine yapılandırılarak ders planlarına eklendiği etkinlikler eğitimin anlamına anlam katıp onu bambaşka bir noktaya taşıyor. Yaşadığımız toplumda, en büyük şikâyetlerimizden biri her gün karşılaştığımız kavramların içinin boşaltılmış olmasıyken işte bu çalışmalar öncelikle çocukların ve aynı zamanda yetişkinlerin ele alınan kavramı enine boyuna soruşturmasını sağlıyor.

Bu etkinliklerin Sevgililer Günü’nü içine alan haftada yapılıyor olmasını da çok anlamlı buluyorum. Sevginin, bir erkeğin sevgilisi ya da eşi olan kadına aldığı hediyenin değeri ile ölçülebilir olduğu fikrini hepimizin bilinç dışına yerleştirmeye çalışan reklamlara savaş açmanın en güzel yolu bence… Sadece çocuklar değil, biz yetişkinler de farklı bir insan olarak tamamlıyoruz böyle kutlamaların yapıldığı haftaları. Sorguluyoruz, soruşturuyoruz, uzun zamandır dilimizin ucunda olan şeyleri ifade etmeye başlıyoruz. Ve madem böyle bir hafta kutluyoruz, bu yazımızın konusu da sevgi ve dostluk olsun.


Klasik Yunanda Sevgi: Eros, Philos ve Agape

Sevgi kavramının insanlık tarihi kadar eski olduğunu anlamamız için kadim metinlere, mitlere, efsanelere sadece bir göz atmamız yeterli olacaktır sanıyorum. Her birinde sevginin kutsandığını, yüceltildiğini görürüz.

Yaşadığımız dünyayı ve özellikle de batı medeniyetlerini temelden etkileyen eski Yunanlılar için de sevgi konusu hayati derecede önemliydi. Antik Çağ felsefesinin kurucularından, Sokrates’in öğrencisi, Aristoteles’in hocası olan Platon, sevginin ruhta yaşadığını, ruhun ve dolayısıyla sevginin üç boyutu olduğunu düşünüyordu. Bu boyutlar ya da bölümler mide, zihin ve kalpti ve her bir bölüm farklı türde sevgi üretiyordu. Bu üç tür; eros, philos ve agape olarak adlandırılmaktaydı.

Şimdi bu üç boyutu birlikte inceleyelim.

Yazı: Dostluk Haftası vs Sevgililer Günü | Yazan: Funda Yıldız Çağlar

  1. Eros

    Eski Yunan’da “eros”, adını Yunan mitolojisindeki “aşk tanrısı”ndan alan birinci tür sevgidir. Her ne kadar günümüzde erotik kelimesine dönüşmüş ve cinsellik anlamında kullanılıyor olsa da o dönemde insanın tüm fiziksel iştahlarına gönderme yapmaktaydı. Cinselliğe olduğu kadar yemeye, içmeye duyulan iştah da erotik olarak adlandırılıyordu ve mide bölgesine aitti. Buradan bakıldığında, cinsellik de yemek yeme eyleminden daha fazla değer yargısı içermeyen bir başka iştahtı. Ancak tek tanrılı dinlere geçişle cinselliğe diğer bedensel ihtiyaçlardan farklı yaklaşılmaya başlanmış ve bu yaklaşım erosun anlamını daraltarak bugünkü durumuna gelmesine neden olmuştur.

    Günümüzde “erotik aşk” cinsel sevgi anlamına gelir. Yunan mitolojisinde Eros aynı zamanda doğurganlığı da temsil etmektedir. Türün devamını sağlayan bir anlamda erotik aşk olduğu için elbette önemi inkâr edilemez ama sevginin daha üstün yönleri olduğu da tartışılmaz bir gerçektir. Peki nedir bu üstün yönler?

  2. Philos

    Birine ya da bir şeye karşı hissedilen entelektüel çekim bir tür sevgiye dönüştüğünde bu duygu eski Yunan’da “philos” kavramı ile ifade edilirdi. Philos insanları, nesneleri, düşünceleri iştah ya da cinsellik içermeyen bir şekilde sevmektir. Görülen bir manzaraya, edebiyata, sanata, felsefeye duyulan ilgi bu türden bir sevgidir.

    ★ Kökü “philos” kelimesinden gelen felsefenin “bilgi sevgisi” anlamına gelmesi buna örnek olarak verilebilir.

    İşini seven insanların mesleklerine karşı hissettikleri bu türden bir çekimdir. Lou Marinoff, “Philos’un en güçlü dışavurumlarından biri dostluktur” der ve “Felsefe Hayatınızı Nasıl Değiştirir?” isimli kitabında Elie Weisel’den bir alıntı yapar: Arkadaşlık söz konusu olduğunda ego, diğerininki içinde yok olmaz; tersine gelişir. Aşk ilişkisinin aksine arkadaşlık bir artı birin yine bir ettiğini söylemez; bir artı bir iki eder. Bu ikinin her biri, diğeriyle birlikte ve diğeri için zenginleşir.

    Philos’tan doğan sevgiye “Nikomakhos’a Etik”te Aristoteles de uzun uzadıya yer verir. Aristoteles bu eserinde iyi ve erdemli insanların dostluklarından bahseder. Ona göre muhteşem olan iyi ve erdemli insanların dostluklarıdır. Dostunuza karşı duyduğunuz sevgi aslında kendiniz için iyi olanı sevmenizdir, eğer iyi insanlarla dostsanız siz de iyi olursunuz. Dostlukta olmazsa olmaz olan şey eşitliktir ve buna da en çok iyilerin dostluklarında rastlamaktayız.1

    Aristoteles gibi Montaigne de mutluluğun temel ögelerinden birinin dostluk olduğuna inanıyordu ve “Bence doğru kişilerin, denklerin birbirini bulduğu bir dostluktan daha değerlisi yoktur. Evet! Bir dost! Bir dostla sık sık görüşmenin sudan daha serinletici, ateşten daha gerekli olduğunu anlatan eski bir söz ne kadar da doğrudur” diyordu.

    Dostluğun kaynağı olan philos’un diğer tüm bağlılık türleri gibi bazı zaafları vardır. Bunlardan belki de en önemlisi eros’la kolayca karıştırılabilir olmasıdır. İkisini birbirinden ayırmak için öncelikle mantık ve tutkuyu birbirinden ayırmaya çabalamak gerekir.

  3. Agape

    Eski Yunan’da sevginin üçüncü ve en üstün boyutu agape’dir. Agape kişinin karşılık beklemeden duyduğu sevgidir ve çok ender rastlanır. Ender olması onu diğer iki boyuttan daha değerli kılar. Asla bencil değildir ve dışavurumu kimseye zarar vermez. Bencil değildir, “ben”i denklemden çıkarır. Onu eros ve philos’tan ayıran da budur.

    Yine Marioff’a göre, eros insanın kendisini başkasında bulmaya ya da kaybetmeye çabalamasına, philos ise kendisini ötekiyle özdeşleştirmek istemesine neden olurken agape sakince, kişiden bağımsız olarak kendini gösterir ve kişisel amaçların önüne geçmesine izin vermez.

    Agape sevgisi vermek güneş ışığı yaymak gibidir. Hem eros’u hem de philos’u yaşamak kesinlikle güzeldir. Böylece faydalarını ve sınırlarını kendiniz keşfedebilirsiniz. Ve hazır olduğunuzda “agape” sizi bekliyor olacaktır.2


“Dostluk ve Sevgi Haftası” ve “Sevgililer Günü” kutlu olsun…
 

Funda Yıldız Çağlar©

 

Referanslar ve Kaynakça:

  1. Aristoteles. (2023). Nikomakhos’a Etik. İstanbul: Say Yayıncılık.
  2. Marinoff, L. (2007). Felsefe Hayatınızı Nasıl Değiştirir. İstanbul: Pegasus Yayınları.

 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

13 YORUMLAR

  • Yanıtla Metin Çoban 13 Şubat 2025 at 08:36

    Fundacım aşk ve sevgiyi böyle felsefî hiç düşünmemiştim. Şimdi bu doktrin üzerine fikirlerim aynen şöyle:
     
    1-Eros’u eskiden beri tanırım, beraber yer içeriz, zaten canım ne isterse, onu şiş yapar getirir bana 😂
     
    2-Philos içinde yıllarca uğraştık, arkadaş olduk, çok okuduk yazdık. Philos, Eros beraber bar bar, meyhane meyhane çok dolaştık, Eros ve Philos yüzünden çok fazla dostumuz, yarimiz oldu, sağolsunlar ikisi de can dostumdur.
     
    3-Agape benim ruhum zaten, kendim Agape’yim. Öncelikle Beşiktaş’ı seviyorum. İster şampiyon olsun, ister küme düşsün. 🦅 Bahsi geçen diğer Aşk’a gelince: Aynı ben gibi birini buluyorum, iyi şeyler yaşıyoruz. Fakat çekemeyen çok oluyor güzelim. Ya da zaman Agape’lere hep düşman. Zaman geçtikçe Agape azalır Fundacım. Agape dediğin 3 yıldır, bilemedin 5 yıl 😂😂😂vBu yorumum için kusura bakma, ama beni Eros dürtüklüyor 😂
     
    Herkesin AŞK dolu yılı olsun ❤️ ♥️ ♥️

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:23

      Metin, senin aşk ve sevgiyi felsefeden bağımsız düşündüğüne beni kimse inandıramaz.

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 13 Şubat 2025 at 14:03

    Canım Fundacığım,
     
    Yazını büyük bir keyifle okudum 🥰 Dostluk ve sevgi kavramlarını yalnızca modern anlamlarıyla değil, tarihsel ve felsefî bir derinlik içinde ele alman yazıya bambaşka bir boyut kazandırmış. Antik Yunan’da sevginin üç farklı yönü olan Eros, Philos ve Agape üzerine yaptığın bu inceleme, Sevgililer Günü gibi özel günlere bakış açımızı sorgulamamıza vesile oluyor.
     
    Bu bağlamda, özellikle Platon’un Symposion (Şölen) diyaloğunu düşündüm. (Dün birlikte katıldığımız söyleşinin de etkisiyle 😉) Orada, Eros’un yalnızca fiziksel arzu değil, nihâyetinde ruhun hakîkate ve güzelliğe yönelmesini sağlayan bir itki olduğu anlatılır. Sokrates’in, Diotima’dan aktardığı görüşler, sevginin en yüksek aşamasının saf bilgi ve erdeme ulaşmak olduğunu söyler ki senin Agape sevgisini tanımlarken yaptığın vurgu da tam olarak bu anlayışla örtüşüyor.
     
    Dostluk üzerine söylediklerinle Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik‘te örtüşen düşünceleri de çok yerinde bir seçim olmuş. O, dostluğu erdemle ilişkilendirerek “iyi insanlar arasında, erdem üzerine kurulu dostlukların en mükemmel olanı” olduğunu söyler.
     
    (Bu da sanırım neden bir birimizi seçtiğimizi ve daha ilk bir araya geldiğimiz anda içtenlikle 40 yıllık dost gibi sohbet edebildiğimiz açıklıyor 😉)
     
    Montaigne’in dostluk üzerine söyledikleri de yazına çok güzel bir eşlik ediyor, onu da eklemeden geçemeyeceğim 👌🏻
     
    Bütün bu felsefî çerçevenin içinden, günümüzde tüketim kültürünün dar kalıplarına sıkıştırılan sevgi anlayışını sorgulaman gerçekten çok kıymetli canım. Yazın, sevgiyi hapsolduğu romantik bağlamdan çıkarıp çok daha geniş ve anlamlı bir perspektife oturtuyor.
     
    Kalemine sağlık canım ✨
     
    Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:24

      Canım Didem, çok teşekkür ederim. Senin yorumların yazma isteğimi çoğaltıyor.

  • Yanıtla Emine Öztürk 13 Şubat 2025 at 18:23

    Sevgili Funda, bir çırpıda okudum ve “Ne çabuk bitti” dedim. Felsefeden ve mitolojiden uzak biri olan ben inanılmaz keyif aldım okurken. Yüreğine, kalemine sağlık.
     
    Ve sanırım ben de Agepe ruha sahip bir kadınım. Aynı ruha sahip olan sevgile Metin’e soruyorum; ne dersin Metin? 😉
     
    Sevgiler

    • Yanıtla Metin Çoban 13 Şubat 2025 at 20:04

      Emine seni az çok tanıyorum artık. Oğuz’u bir başka seviyorsun (Agape). Gerçi çocuk senin için her kılığa giriyor, kim sevmez öyle adamı. 😂
      Aşk insan hayatında çok az rastlanan bir şey. Her şey Eros aşamasında bitiyor maalesef. Oğuz’la aşkınız önünde saygıyla eğiliyorum, sonsuza kadar sürecek inşallah 🙏 🙏 🧿🧿♥️

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:25

      Beğenmene çok sevindim Eminecim. Metin’e gelince üçü de onun bebekleri 🙂

  • Yanıtla Yasin Aşık 13 Şubat 2025 at 18:36

    Aşkı çoğunlukla duygusal bağlamda ele alıyor olsak da esas boyutu mantığa ve felsefeye dayanıyor. Çoğunlukla aşk bir kıvılcımdır. Sebebiyle kor olmazsa bu saman alevi gibi en ufak bir rüzgârda söner. Sevgi de eyleme muhtaçtır yani eylemde bu gösterilmezse muhatabımız olan kişi bunu içselleştirip hissedemez.
     
    Buna benzer bir bağlamda Tomris Uyar‘ın verdiği bir demeçten örnek vererek açıklamak yerinde olur diye düşünüyorum. Tomris; “Şiirsellikle şairaneliği çok sık karıştırıyoruz, Turgut Uyar’ın da dediği gibi. Çünkü şiir her ne kadar duyguyla yazılıyormuş gibi durulsa da esasında şiir mantıkla yazılan bir şeydir. Şiirdeki ahenk ancak mantıkla sağlanır. Ama bizde genelde duygusu yüksek olan şiirler daha çok sevilmiştir. Bu büyük bir yanılgıdır,” der. Ben de bu görüşüne katılıyorum sevgili Tomris’in.
     
    Nazım Hikmet‘in dahi şiirlerini yazarken hapishanede şiirini yazdıktan sonra mutlaka kendi seslendirip ahenk olarak bir sorun olup olmadığını da teyit etmiş olurdu. Söylediği sırada bir hata fark ederse şiirini yeniden düzenlediği de olmuş.
     
    Sevgiyi ve aşkı birbirine sıkça karıştırmamızın sebeplerini de bu yazınızla fark etmiş olduk hocam.
     
    Ellerinize sağlık.

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:26

      Çok teşekkür ederim bu harika yorum için.

  • Yanıtla Funda Kosova 14 Şubat 2025 at 16:35

    Sevgili Funda,
     
    Hem aynı işyerinde arkadaşım hem de burada buluştuk. Bu evrenin bana bir mesajı olmalı 🙂 Felsefe sevgime yeni bir yol arkadaşı buldum.
    Ellerine, kalemine sağlık; hârika bir yazı.
     
    Her yaşanan sevgiyle aşkla olsun…♥

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:28

      Ben de çok mutluyum Funda. Aynı işyerinde çalışıp birbirimize hiç dokunmamış iki insanın burada karşılaşıp isimleri dışında başka ortak noktaları da olduğunu fark etmeleri paha biçilemez.

  • Yanıtla Burak Süalp 15 Şubat 2025 at 07:01

    Sevgili Funda, daha ilk paragraftan çocukluğumuzun klişeleri aşan Yerli Malı Haftası’na götürdün beni. Hani herkes evden yerli üretim bir şeyler getirir, hep birlikte yenirdi. Sırf arkadaşım getirdi diye kırmızı elma yemişliğim var 😂 En son da o zaman yemiş olabilirim. İyi ki dergiye katılmış ve yazmaya başlamışsın. Senin de Dostluk ve Sevgi Haftan kutlu olsun.
     
    Kalemine sağlık.

    • Yanıtla Funda Yıldız Çağlar 28 Şubat 2025 at 10:30

      Güldürdün beni Burak. Çok ilginç, belirli gün ve haftalar denilince neredeyse hepimizin aklına “Yerli Malı Haftası” geliyor. Azıcık eğlenceli olan sadece o vardı galiba.
       
      Haftası geçmiş olsa da bizim de dostluğumuz kutlu olsun.

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan