Biraz Kitap

Denemeler

28 Mayıs 2019

Kitap: Denemeler | Yazar: Montaigne | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Denemeler | Montaigne

Montaigne, sanki hayali bir mikrofon kendisine “Neden Denemeler?” diye sormuş gibi açıklamış:

“Bu kitabı, yakınlarım için bir kolaylık olsun diye yazdım. İstedim ki beni kaybedecekleri zaman (ki pek yakındır) hakkımda bildikleri, daha etraflı ve daha canlı olsun.”

(Bunu yazdığında yıl 1580. Öldüğü yıl 1592.)

Dürüstlüğe çok önem veren bir insan olduğu için de;

“Övmek için de olsa beni olduğumdan başka türlü göstermek isteyeni yalanlamak için öbür dünyadan seve seve kalkar gelirim,” demiş. Eheh, şakacı.

Düşünceler

“Ruhum sürekli bir arayış ve oluş içinde,” diyen Montaigne aklına gelenleri, düşüncelerini yazmış.

“Yalnız kendimle uğraşıyorum; delilik ediyorsam, bundan zarar görecek başkası değil, benim; çünkü bu öyle bir delilik ki bende başlayıp bende bitiyor, hiçbir kötülüğe yol açmıyor. (…) Yalnız kendimi sorguya çekiyor ve inceliyorum.”

“Ben her şeyden önce düşüncelerimi anlatıyorum, bunlarsa ün ve eser haline gelemeyecek kadar belirsiz şeyler.”

Kendinizi Kötülemeyin

İnsanların kendisini olduğundan daha kötü, daha zor durumda göstermesini doğru bulmuyor Montaigne. Diyor ki:

“Kendini olduğundan az göstermek, tevazu değil, budalalıktır; kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.”

“Biz insanlar kendimizi kötülemede gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde gösteremeyiz.”

“Bre zavallı insan, az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun.”

“Hüzün Düşkünlüğü” başlıklı yazısında Montaigne;

“Hüzün düşkünlerinden değilim; bu halden hoşlanmam; ona değer de vermem; ama çokları hüznü büyük bir değer sayarlar; onu olgun, erdemli, kafalı insanların bir özelliği sayarlar. İtalyanlar bu hale ‘fenalık’ demekle daha uygun bir ad vermişler; çünkü hüzün her zaman zararlı, anlamsız, küçük, pısırık bir duygudur” diyor.

Engin Geçtan da “Zamane” adlı eserinde benzer bir şeyden bahsediyor ve o bu durumu “kahırseverlik” diye adlandırıyor.

(Bkz: Zamane | Engin Geçtan)

Buzağılı Alışkanlık

Montaigne’nin Denemeler’ine dair yıllar öncesinden aklımda kalan bir hikaye var. Kadının biri bir buzağıyı her gün kucaklıyormuş. Sonra buzağı büyümüş, kocaman olmuş, kadın hala onu kucaklayabiliyormuş. Alışkanlıkların gücüne dair bir anekdot.

Ben bunu Montaigne’in kendi fikri zannediyordum, meğer o da bu hikayeyi anlatıp diyor ki; “Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlamış olacak.”

Ay bunu sen uydurmadın mı? Benim aklımda hep öyle kalmış.

Beş-Yüz-Yıl

Kendisi pek ileri göremeyen bir insanmış galiba.

“Kitabımı az insanlar ve az yıllar için yazıyorum. Uzun ömürlü olabilmesi için daha sağlam bir dille yazılması gerekirdi. Bizim dilimizin bugüne kadarki sürekli değişmelerine bakılınca, elli yıl sonra şimdiki halinde kalacağını kim umabilir?”

Ohahahaha.

500 yıl geçmiş aradan, hala kitabın okunuyor be adam.

Ayrıca da demiş ki; “Bunlar bugün yaşayan insanların işine yaramakla kalır.”

Yok Mösyö, 500 yıl sonra yaşayan insanların da işine yarıyor.

Bir kitap yazıyorsun, mesela bugün kitabın çıktı, yıl 2019, yıl oluyor 2519 ve insanlar senin kitabını okumaya devam ediyor. Hafsalası almıyor insanın. Montaigne’in de almamış. Ne bilsin adam?

“Kendi hesabıma en az kendi eserimin değerini kestirebiliyorum: Denemeler’i bir batırır, bir çıkarırken hep kararsızlık ve şüphe içindeyim.”

Montaigne’in Denemeler’ine en sevdiğim şu sözüyle son veriyorum:

“Bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki yanlış gibi de gelmesin.”

Aynısı ben.

Saygılar,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan