Ay Işığı Yolcusu

Gel Birlikte

3 Kasım 2020

Yazı: Gel Birlikte | Yazan: Atakan BalcıGel birimiz çiçek olsun, diğerimiz çim kokusu. Kokularımız karışsın, için içime doğsun. Kişi olmak, kimselerin içine doğup kişi olmak ve bir kozada yapraklarla karışarak yeniden ve birlikte doğmak var bizim için önümüzde, günümüzde, dünümüzde. Bir çember içinde dolanıp anları tekerin ilençli döngüsünde yaşadık ve yaşıyoruz. Kezlerce öldük, kezlerce doğduk yeniden, yeniden, yeniden. Bir kez daha doğmak zamanı geldi şimdi, yine, yeniden!…

Adlardan özge

Adın Neray, adın Mine, adın Şenay, Esra, Tûba, Nevin, Özlem, Gözde… Adın sevi olsun, etiketlerden özge; çemberimden içeri, çemberlerden âzâde. Sana verilen adla değil, sevdamın yankısıyla sesleniyorum sana. Sesle değil, varoluşsal yankıyla varım çıralı odlar gibi yüreğime varan damarlarımda. Tenimin altında akan sıvılardan ibaret değil kanım. Adından ibaret değil varlığımda varlığın. Adların içinde bir adsın belki başka bir evrende, dışarıdaki kalabalıkların kendi bedenleriyle kurdukları çemberde. Adın seslerden oluşmuyor benim çemberimde ve benim çemberim etten değil, sıcak, sihir dolu tek bir çizgiyle var oluyor her an, her an ve her an yeniden, yine.

Yeniden doğmak çemberimize

Gel birimiz çiçek olsun, diğerimiz çim kokusu. Isparta gülünün yumuşaklığı, İstanbul’un kalabalık yalnızlığı, İzmir’in unutulmaz gün ışığı sıcaklığında ıssızlığı, kendileri için örülmüş zincirlerini evren eylemiş insanların yansıdığı her adımdan uzak evrenimizde, bedenlerimiz yakın veya uzak, adlarımız ışıklarla sıcak, varlığımız iç içe, dikenlerin batsın elime tinimin içi, yıldız odağım. Yeniden doğmak zamanıdır yeniden, yeniden, yeniden ölüp kendi çemberimize.

Ulu/Âli

“Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken
Kafan dışındaysa
…”

Evet ama o çember başka, çok başka. Etimi ısırıyor sevgi sözcükleri. Tinimi acıtıyor kendini melek görenlerin, Kutay’a “el” görenlerin uzattıkları elleri. Sınırları içerisindeki sığlıkları, kavrayışlarının içinde irin dolu bırakışları, kendilerini uçmağa layık gören benlik benlik parlayan karanlık sevgilerle korkunç bakışları, soylar, soylar ve soylarca süren etten çemberlerine çağırıyor uçmak için, ulaşmak için. Uçmak saf sevgidir, Tanrı sevgi’nin özündeki sevgidir, kin ve benlikten oluşan tensel damarlara odaklı, karanlık ve beyaz örtülerle sarılı yüreklerle ulaşamazsınız gerçek sevi’ye.

Gel birlikte

Gel birlikte uzanalım, hiç olalım, var olalım sihirli dokunuşlarımızın saf sevgiden oluşan dikenleriyle. Biz uçmağa ererken onlar ilensin bize, onlara yakışan budur.

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Kasım 2020 at 17:47

    Tüm yazıyı çok sevdim ama “uçmak” ile ilgili bölüm beni aldı çocukluğuma götürdü. Birçoğumuz gibi ben de çocukken rüyalarımda uçardım. Ne büyük keyif, ne tatlı bir özgürlük duygusudur o. Sonra büyüdükçe, masumiyet kayboldukça uçamaz oldum rüyalarımda.
     
    Kalemine sağlık Atakancım

  • Cevapla Atakan Balcı 9 Kasım 2020 at 12:43

    “Uçmak/Uçmağ” cennet demektir aynı zamanda, Yunus Emre’de sık geçer bu anlamıyla. Yeryüzünde sevi’yle ve sevi’ye adanarak yaşamanın simgesi gibi… 🙂
     
    Çok teşekkür ederim!

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan