Açık Pencere

Ateş | 1

8 Ekim 2021

Öykü: Ateş 1 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

Oğlan elindeki kibriti yaktı. Sönmesin diye avucunun içine aldı. Parmaklarının arasından ateşin ışığı yükseldi, birkaç kez ufaktan dalgalandı.

Birbirlerinin yüzlerini zorlukla seçebiliyorlardı. İkisinin de gözleri pırıl pırıl parlıyor, yüzlerine ateşin kızıllığı çarpıyordu. Onunla olmak kızın içini ısıtıyordu. Ama belli etmekten kaçınıyordu bunu. Kendisini toparladı. Etraflarını az da olsa görebiliyorlardı. Bu her tarafı kapalı ardiye gibi yerden kapıyı açıp çıkmalıydılar. O küçücük alevin ışığı ile her şeyi görmeseler de yürüyebiliyorlardı.

Zeynep ve Cemal gece bir arkadaş toplantısından beraber çıkmış, yürüyerek evlerine dönüyordu.

Çakır keyiftiler. Adımlarının sesi sokakta yankılanıyor, içkili mekânların eğlenceleri bitmiş, son istek parçaları geçiliyordu. Günden arta kalan ufak tefek tartışmalar, dedikodular falan derken birdenbire hararetli konulara dalmışlardı sofrada. Cemal’in çalıştırdığı butikte işler iyi gitmiyordu. Belki Zeynep ona iş bulabilirdi. Tekstil konusunda oldukça tecrübeliydi. Biraz da Cemal’e öyle görünmek istiyordu. Fason malların olduğu bir depodan bahsetmişti ona. Laleli’de iş yaptığı bu yerin sahibi de sıkıntıdaydı. Mallarını elden çıkarıp nakite çevirmekti isteği, hem de en kısa zamanda.

Zeynep yollarının üzerindeki depoyu ve içindeki malları ona göstermek istiyordu. Kumaşlarla dolu depoya varır varmaz Zeynep’teki anahtarla içeri girdiler. Kapıyı kapattılar. Çok geçmeden aniden lambalar söndü. İki genç karanlıkta kaldılar.

Zeynep hafifçe yalpaladı ve Cemal’in üzerine doğru yıkıldı. Başı göğsüne çarptı. Kendini çarçabuk toparladı. Cemal “Dikkat et” dedi, fısıldar gibi. Zeynep’i elleriyle kavradığı an kibrit söndü. Zeynep ilk defa karanlığı bu kadar seviyordu. Elleri önce Cemal’in gömleğini kavradı, sonra belini. Ne bir fener ne bir pencere vardı içeriyi aydınlatacak. İplik, rutubet, yoğun bir toz kokusunun içinde kalakalmışlardı.

Birbirini uzun bir süre göremeyen eski arkadaştılar. Bu ay Merkür, Satürn’e kavuşmuş, onlar da birdenbire sık görüşmeye başlamışlardı.

– Kibrit! El yordamıyla sayıyorum; bir, iki, üç ve dört çöp! Hapı yuttuk!

– Yapma! Çok şansımız yok o zaman, elimizi çabuk tutmalıyız Cemo!

– Sen sabit bir yerde dur istersen, ben bakayım kapıya.

– Korkarım ben, yalnız duramam.

– Korkma, korkacak bir şey yok, değil mi? Senin bildiğin yer burası Zeynep!

“Kal, git, beraber gidelim”, “Yok ben gideyim, sen dur” gibi sözlerle bir tür çekişme yaşadılar bir süre. Oğlan kibrit yakmada acele etmiyordu. Zaten çok bir şansları da yoktu.

Ateşi hiç bugünkü gözle görmemişti daha önce Zeynep! Karanlığı da!

Ateşin yakıcı sıcaklığına dokunmak istedi bir an, ne güzel dalgalanıyor, görebildiği her şeyi güzelleştiriyor, kızıl saçlarını daha bir kızıl gösteriyor, Cemal’in seyrek bıyıklarının uçlarına da bir çeşit parıltı katıyordu. Ateş onda tarifsiz korkular yaşatırdı eskiden. Ama bugün göğsünün tam ortasından yanan bir ateşin karanlıkta dans eder gibi gezinişine şahit oluyordu, kibritin alevine bakarken.

Alevin verdiği sarıya dönük ışığın titreştirdiği hava moleküllerini izlerken gözlerindeki heyecan daha da artmıştı. Tüm bunlardan habersizce kapıya yaklaşmaya çalışan Cemal ise ilk kez bir yudum ateş parçasına bu kadar değer veriyordu. Geceyi bu berbat depoda geçirmek niyetinde değildi.

Bu camsız, havasız depoya girdikten birkaç dakika sonra elektrikler, dışarıdan şalterinden kapatılmış, kapı da kilitlenmişti. Yetişip seslerini duyurmakta geç kaldılar. Cemal depoya ilk kez geliyor, ne zaman, nasıl kapandığını da bilmiyordu. Ama Zeynep öyle değildi! Zeynep deponun bekçisini tanıyordu. Bu saatten sonra buraya uğramazdı. Zeynep’teki anahtarla açabilirlerdi ancak kapıyı. Kibrit Cemal’in elinde, anahtar ise Zeynep’te!

Cemal ondan uzaklaşarak el yordamıyla ilerlemeye çalışırken bir çöp daha yaktı. Kavdan çıkan çıtırtı sesine kendisini takip eden Zeynep’in ateş gibi sıcak nefesi karıştı. Cemal’in sırtına yumuşacık ve titrek eliyle dokundu.

“Sağa doğru, biraz sağda kaldı kapı” dedi. Cemal hemen arkasından gelen ve kapının yerini bilen bu kızı bırakmak niyetinde değildi. Elini arkaya doğru uzatıp Zeynep’in elini tutup kendine doğru çekti. Zeynep’in yüzündeki heyecandan sertleşmiş hatlar yerini güneşli bir günün sabahı gibi aydınlığa bıraktı.

Zeynep; kızıl ile sarının sarmaş dolaş olması, kıvrılıp dönerek iç içe geçmesini görmek istiyordu. Bir an için “Onunla beraber burada kalabilirim” diye düşündü. Tamamen aydınlık olmasını istemiyordu. Yüreğinden yüzüne yansıyan ateşin apaçık görünmesinden kaçınıyor, içindeki bu küçük yangının bir anda parlayacağından korkuyordu; kocaman, karanlık bir kumaş deposunun içinde bir kibrit alevinin yardımıyla yürürlerken. Saçlarının her parlayışında, her dokunuşunda biraz daha dayanılmaz olan Cemal’e sarılma isteği, onu biraz utandırıyordu ama.

Onun istediği tüm kibritlerin yanıp bitmesiydi.

Kibrit kutusunun bir kenarına büyük bir istekle çarpan çubuğun çıkardığı “çat” sesini, iki parçanın birbirine sürtünmesini, patlamaya benzer bir sesin ardından aniden alevlerin karanlıkta parlayıvermesini tekrar tekrar görmek istiyordu. Oysa onun bu isteğinden Cemal’in hiç haberi yoktu!

O tüm bunları düşünürken nasıl olduysa oldu, anahtar elinden düştü ya da kendisi attı!
Cemal, kalan son kibrit çöpünü de anahtarı bulmak için harcadı. Onun çaresizliğe düşmeden anahtarı ararken gösterdiği bu çabasını büyük bir zevkle izledi Zeynep. Bir vuruş, bir çatırtı, bir parlayış ve bir yakıcı ateş daha ve daha derken son ışık da sonunda karanlığa yenik düştü.

Alevler etraflarında dans ediyordu!
 
 
Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

2 YORUMLAR

  • Yanıtla Fırat Mehmet Eroğlu 17 Ekim 2021 at 05:20

    Ne kadar hüzünlü, güzel bir hikâye. Bravo yazar arkadaş.
     
    Sevgili yazarımız Şen Sevgi Erişen, saygı ve hayranlıkla selamlarım sizi efendim.
     
    Zeynep: “Yüreğinden yüzüne yansıyan ateşin apaçık görünmesinden kaçınıyor, içindeki bu küçük yangının bir anda parlayacağından korkuyordu.”
     
    Nasıl da insanca, sevgi dolu bir ifade.
     
    Ve yeni ışık için alevlerin ateşin etrafında dans edenleri aydınlatması…

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 17 Ekim 2021 at 12:17

      Bu hikayeyi yazmamla başladı “ateş” sözcüğünün içindeki “ateş” anlamlarının benle konuşması. Bu yazıyı yazmamı benden isteyen üstadıma binlerce selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan