Satır Arası

İzin Vermek, İzin Almak

24 Mayıs 2024

Yazı: İzin Vermek, İzin Almak | Yazan: Aile Danışmanı Nalan Erpolat

İzin almak ya da izin vermek, henüz hayatın ilk yıllarında karşılaşılan olgular. Bebekler bireysel hareket etmeye başladıklarından itibaren her şeye merakla yaklaşmak ve dokunmak isterler. Fakat kendilerine izin verildiği kadarına yaklaşır ya da dokunurlar. Zamanla, izin verilmeyene yaklaşmamayı öğrenirler. Biraz büyüyüp okula ve sosyal hayatın içine karışabilen bir çocuk olduklarında, izinler ve yasaklardan oluşan listelerle hayatı öğrenirler. Büyürken bu öğrenmelerin içine,bazı izinler eklemek adeta hayatın en büyük emellerinden biri olur.

Sonra da ergenlik ve yetişkinlik hayatı boyunca toplumsal kurallar ve kanunlar yine izinler ve yasaklarla çerçevelenir.

İzin Verme(me) Amaçları

Yaşamın ilk yıllarındaki yasaklar, tamamen bebeğin yaşamını güvende tutmak için olan önlemlerdir. İzinler de yine aynı ilke içindir. Bakım verenin “Ya izin verdiğim şey, bebeğin hayatını tehlikeye atarsa!” endişesini taşırlar. Fakat sağlıklı olan, zamanla bu endişenin azalmasıdır. Çünkü çocuk büyüdükçe yavaş yavaş yaşam güvenliğini kendi sağlamaya başlar. Eğer buna izin verilmezse gelişemez, hep dışarıdan onay bekler, yani hayatı sadece izinler ve yasaklar üzerinden yaşar. O iznin neden verilmediğini sorgulamaz bile.

Aynı şekilde, toplumsal olarak gerekli olan kurallar da temelde toplumun güvenliğini ve huzurunu sağlayabilmek için gereklidir. Bireylerin kurallara uyması da bu güvenliğe inanmasına bağlıdır. İzin verilmeyen şeylerin güvenlik için önemli olduğunu idrak edememek, fark edilmeyen her anda kural ihlâli yapmak ile sonuçlanır.

Duygusal İzinler

Hayatın içerisinde, çok da görünür olmayan fakat bir o kadar önemli olan, izin alanı da duygulardır. Bazen bir birey için üzülmek gerçekten çok kolaydır. Hayatın içerisindeki üzücü olayların varlığı yadsınamaz fakat bazen bu olaylardan da bağımsız olarak birey çevresindeki bireylerin kendini üzmelerine izin verir. Bunu farkında olmadan yapar ve kendi farkında olmadığı için bunu dile getirmez. Dile getirmediği için de üzen insanlar da sebep oldukları durumun farkına varmazlar. Onlara üzme izni verilmiştir, onların o ilişki içerisinde rolü budur ve sorgulama yapmadan devam ederler. Aynı kişiler başka ilişkiler içerisinde, başka insanları üzmüyorlardır çoğu zaman. Çünkü başka bir ilişkide bu izni alamadıklarının farkındadırlar.

İzinleri Gözden Geçirmek

Bu sebeplerden dolayı, herkes aile, sosyal ya da profesyonel ilişkilerinde, nelere izin verdiğini bilinçli şekilde gözden geçirmelidir. Kimlere üzme ya da öfkelendirme ruhsatı verdiğinin farkına varmak, duyguları daha dengede yaşamak için ciddi bir adımdır.

Hayatta her şey tamamen bireyin elinde olamaz, bazen olacaklara engel olmak mümkün değildir fakat kişiler arası ilişkiler her zaman bir alma-verme dengesi içerisinde olmalıdır. Bir kişi, başka bir kişinin tavrından ya da sözlerinden inciniyorsa bunu dile getirmelidir. Bu incitme iznini ona vermediğini açık açık belli etmelidir. Bu açıklıktan sonra, sorumluluk artık karşı tarafa geçer. İlişki bozulursa, sebebi karşı tarafın incitmemeyi kabul etmemesidir.
 

(Gelecek yazı, “İncitmemeyi Kabul Etmeyenler” olacak.)


 
Nalan Erpolat
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

error: Kopya korumalı içerik!

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan