Öncesinde “İzin Vermek, İzin Almak”
adlı yazıyı okumak isteyebilirsiniz.
Bazı insanlar gerçekten incitmemeyi kabul etmezler. Aslında bu bir kabul etmeme halinden ziyade, incitip incitmeyeceği ile pek de ilgilenmeme halidir. Bu ilgisizliğin yegane sebebi de “ben” odaklı olmaktır.
Diğer bir deyişle, bu durum; “Benim hayatımda her şey yolunda gitsin, bana dair hiçbir şey aksamasın, benim isteklerim olsun, ben iyi olayım” bakış açısıyla yaşayıp kendinden başkasının hayatı, iyiliği ya da duygularıyla hiç ilgilenmeme durumudur.
Hayata bakış açısı böyle olan bireyler, iletişimde oldukları diğer bireylerin sınırlarını görmezden gelirler. Dolayısıyla, o sınırlardan geçiş izni olup olmadığına bakmaksızın kendilerine iyi gelecek her alana girmeyi denerler. Hayatlarının her alanına girilmesine rahatlıkla izin verenlerle bir problemleri olmaz. Fakat başkalarının bencilliği sebebi ile incinmek istemeyenlerle sürekli karşılıklı sorunlar yaşarlar.
İncinmek İstemeyenler ve Sınır Tanımayanlar
Hayatta incinmek istememek elbette her insan için geçerlidir. Tabii ki hayat her zaman buna olanak sağlamaz. Hiç incinilmeyen, hiç acı çekilmeyen bir hayat mümkün değildir. Fakat incinmenin ya da acı çekilmesinin sebebi ya da kaynağı, hayatın doğal akışı değil de herhangi bir insansa, burada yapılacak bir şeyler vardır. Bu da en temelde, sınırları netleştirmektir. Fakat sınırlar ne kadar net olursa olsun, bu sınırı zorlayanlar herkesin karşısına çıkabilir. Bu insanlarla sürtüşme yaşamak da kaçınılmazdır.
Bu sürtüşmelerin sonucu aslında genellikle uzlaşma ile bitmez çünkü ben merkezli yaşayan insanlar, kolay kolay bu huylarından vazgeçmezler. Özellikle belli bir yaşa geldilerse ve bu yaşa kadar yakın çevreleri tarafından incitmelerine sürekli izin verildiğiyse… Bencillik artık tamamen hayat alışkanlığı olmuştur onlar için. Bu sebeple, genellikle kolaylıkla sınır ihlâli yapabilecekleri insanlarla ilişki içerisinde olmayı tercih ederler. Uyumlu ya da anlayışlı insanlar onlar için görüşülecek insanlardır. Bu profilin dışında kalanlarsa onlar için geçimsiz, huysuz ve alınganlardır. Kendi tavırlarını hiç dikkate almadan, sınırlarını koruyanlara bu sıfatları uygun görürler. Hatta, yıllarca uyumlu gördükleri, alanlarını ihlâl ederek sürekli incittikleri insanlar da bir gün “Yeter, artık incinmek istemiyorum, bana saygı göster” dediklerinde, onlar da “huysuzlaşmaya başlayan” insanlar olurlar.
Yanlışı Fark Edebilmek
Gerçekten “Ben de bir kendime bakayım” farkındalığında olanlar da olabilir tabii. Bazen profesyonel bir destekle bunun farkına varırlar bazen kendileri. Bu farkındalık kendi kişilikleri ve sürdürecekleri daha kaliteli ilişkiler için çok önemlidir.
Bu farkındalığa zaman zaman ben merkezci insanların çevrelerindekiler de hizmet edebilirler.
Tom Robbins; “Kötüyü ve yanlışı affedecek kadar iyi biri olsan da asla onlara ikinci şansı verecek kadar saf olma” demiştir.
İncitmemeyi bilmeyen bireylere ne kadar şans verilirse onlar da incitmemeyi o kadar kabullenemez hale gelirler. Ancak verilmeyen şanslar, onlara incitmemeyi öğretebilir.
Nalan Erpolat





1 Comment
Narsistler aynen böyle ve onları düzeltmek asla mümkün değil. Çok güzel bir yazı.