Eğer hayatınızı baştan yazma şansınız olsaydı, nasıl bir yol seçerdiniz? Önünüzde bembeyaz bir sayfa var ve kalem sizin elinizde. Bu düşünceyle uyandım bu sabah. İlginç değil mi? Bir insan güne böyle bir fikirle başlar mı? Cevabı öyle kolay değil, üzerine düşünmek gerek. Öyleyse gelin, hep birlikte kafa yoralım.
Çocukluğum
Önce güzelce kahvaltımı edip, kahvemi elime aldıktan sonra, güneşin vurduğu tekli koltuğuma oturdum ve biraz geçmişe dalıp düşünmeye başladım. Çocukluğumun geçtiği yıllarda değiştirmek istediğim pek bir şey yok. O dönemde çocuklar gerçekten çocuk gibiydi ve çok güzel bir zaman geçirdiğimi düşünüyorum. Hatta hatırlamak isteyen okurlarım varsa, Çocukluğum başlıklı yazıma göz atabilirler.
Mahalle kültürünün hâkim olduğu, herkesin birbirini tanıdığı, birçok arkadaşımın olduğu yıllardı hatırladıklarım. Bahçede oyun oynadığım, ip atladığım, sek sek ve yakar top oynadığım zamanlar geliyor aklıma. Bir kız kardeşimin olması da benim için büyük bir avantajdı. Zaten arkadaş gibiydik; bahçede kimse yoksa birbirimizin oyun arkadaşı olurduk.
Törpülemek
Annem korumacı bir anneydi, hayatımızda belirli kurallar vardı. Şimdi dönüp baktığımda, bunun bana bir zararı olmadığını söyleyebilirim. Yalnızca, biraz daha rahat olabilmeyi isterdim. Mizaç olarak anneme benzediğim için korumacı, kuralcı, mükemmeliyetçi ve hassas olmak adeta genlerimde vardı. 🙂 Bu özellikler de beraberinde rahat olamamayı getiriyordu.
Bazı huylarımı ancak 40’larımda fark edebildiğim için beni zorlayan ve yıpratan yanlarımı zaman içinde törpülemeye çalıştım tabii. Ama bahsettiğim yönler, değiştirmek istediklerim arasında yer almıyordu. Dedim ya, sadece biraz daha rahat olup olayları zamana bırakabilmek güzel olurdu. 🙂
Eğitim Şart
Gelelim eğitim hayatıma… Dersleriyle iç içe, hep çalışan bir öğrenciydim. Sınavlar benim için daima önemliydi. Şimdi dönüp baktığımda, “Keşke daha az çalışsaydım, okulu kırsaydım” diyeceğim bir dönem olmadığını görüyorum. Sonuçta, eğitim hayatı insanı şekillendiriyor ve geleceğe dair bir temel oluşturuyor. İyi ki böyle yapmışım diyorum şimdi.
Tabii, bunlar o dönemin eğitim sistemi için geçerli ve anlamlı şeyler. Yazılarımı takip edenler bilir; üniversitede halkla ilişkiler okumak isterken, ilk yıl sınavı kazanamadım. İkinci yıl tekrar hazırlanıp felsefe bölümünü kazandım. Bu bölümü okumam ve mezun olmam, beyaz sayfada değiştirmek isteyeceğim bir şey değil. Tabii, bunu ancak dört yıl okuduktan sonra söyleyebiliyorum. 😊 1. sınıfta, kazandığım bölümün ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Büyük bir şaşkınlık içinde üniversitedeki ilk yılımı tamamlamıştım.
Öğretmenlik
Ülkemizde felsefe bölümünü bitirdikten sonra önünüzde kapılar açılmadığı için 5 yıl felsefe grubu öğretmenliği yaptım. İnsanın idealindeki meslek yerine başka bir işle meşgul olması pek mutlu edici olmadığından, bu süreç benim için oldukça zorlayıcıydı. Ama kendi paramı kazanmak ve ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenmek için belki de bu bedeli ödemem gerekiyordu.
Beyaz sayfada değiştirmek isteyeceğim ilk şey bu olabilir. Belki de herkes gibi meslek hayatıma doğrudan yapmak istediğim işle başlayıp onunla devam etmek isterdim. Yine de yaptığım işin öğretmenlik olduğunu düşündüğümde, “Hayatlarına dokunabildiğim öğrencilerim olmuştur belki” diyerek kendimi teselli ediyorum.
Çok Çalışmak
Ardından kendimi, hâlâ çalışmaya devam ettiğim kurumda buldum. Kurumun kurulduğu yıl olan 2003’ten beri buradayım. 2003, hayatımda bir dönüm noktası oldu çünkü hem iş değiştirdim hem de aynı yıl evlendim. 🙂
Beyaz sayfada, bu yıllarla ilgili değiştirmek istediğim bir şey yok. Ama şunu biliyorum ki iş hayatına kendimi fazlasıyla kaptırdım, çok çalışıp pek çok fedakârlık yaptım. Eğer beyaz bir sayfa şansım olsaydı, belki de kendimi bu kadar yıpratmaz, bu kadar ödün vermezdim. Daha sakin kalmaya çalışır, olayları biraz daha oluruna bırakırdım. O yıllarda kontrolcülük adeta tüm hücrelerime işlemişti. Her şeyi kontrol edebileceğimize inandığımız o yaşların gölgesindeydim.
Böyle söylüyorum ama 50’li yaşlara bir kala, yanmadan pişilemeyeceğini de biliyorum. Yine de, pişerken kendimi bu kadar yıpratmazdım demek istiyorum. 🙂 O yıllarda iş ve özel hayat arasındaki dengeyi kuramadığımı ve bu yüzden bazı şeyler için treni çoktan kaçırdığımı, maalesef çok sonra fark edebildim. İşte o bembeyaz sayfaya, hem de büyük harflerle iş ve yaşam dengesini sağlamış ve hayatta sonradan kazanılan bazı sıfatlara zamanında sahip olmuş bir insan profili bırakırdım.
Tabii, şu yaşımda ve hayat tecrübemle zaman zaman yaralarım depreşse de her şeyin bir nasip işi olduğunu ve tam da olması gerektiği gibi olduğunu söyleyebiliyorum.
Riskler, Alternatifler
İnsan, içinde bulunduğu yaşın etkisiyle sahip olduğu her şeyin hep öyle kalacağını ya da yaşadığı hayatın kendisi için en doğru ve en iyi seçenek olduğunu sanabiliyor. O beyaz sayfaya, yaşarken alternatiflerini düşünen, onlar için küçük küçük araştırmalar yapıp yatırımlar yapmaya başlayan bir Demet’i yazabilirim.
Hayatta bazı riskleri göze alan, farklı hobileri ya da spor dallarını deneyen ve bu deneyimlerle kendini zenginleştiren biri olarak yaşamayı isterdim sanırım. Bunun için geç mi kaldım? Hayır, tabii ki değil. Ama insan zamanla miskinleşiyor mu sizce? Ya da yaşadıklarımız ve hayatın şartları bizi fazlasıyla yorup, yeni bir şeyler denemek için enerjimizi mi tüketiyor?
Bilemiyorum, gerçekten. Bembeyaz bir sayfaya yeni bir şeyler yazmak zaten kolay olmayacaktı. Değiştirmek istediklerimiz için güç toplayıp mücâdeleye devam etmek gerekiyor. Bu gerçeği kelimelere dökebilmem bile güzel tabii. 🙂
Rüzgârla Birlikte
Şimdi 49 yaşındayım. O bembeyaz boş sayfaya; kendime ve sevdiklerime daha fazla vakit ayırabilmiş, farklı şeyleri denemiş ve denemeye devam eden, beni iyi hissettiren her şeye daha çok zaman ayırabilmiş, olaylara karşı daha soğukkanlı olmayı başarmış, rüzgâra karşı durmak yerine onunla birlikte eğilip bükülebilmiş bir Demet bırakıyorum. 🙂
Bakalım, Allah kısmet ederse, bundan 10 yıl sonra o boş sayfada değiştirmek istediğim şeyler olacak mı? Umarım sayıları az olur ve içimden geçenleri güzelce yaşamış olurum.
Sevgiyle kalın,
Demet Albayrakoğlu©





2 YORUMLAR
Sevgili Demet, çok samimi, akıcı ve benim de düşündüğüm konuları paylaştığın bir yazı olmuş. Yapmak istediklerimiz ve yapabildiklerimiz arasında hayat akıp gidiyor. Bizi harekete geçiren sebepleri bulduğumuzda her şey daha kolay dönüşüyor. Çok şey yapıp zamanı sıkıştırdığım günlerim az değildi. Ama bu çok yıpratıcı oldu. Şimdi (66 yaşımda) 😉 daha rahat yaşıyorum.
Canına sağlık olsun!
Şen Hanımcım, değerli yorumunuzu geç gördüğüm için özür diliyorum. Katkılarınız çok kıymetli benim için. Beğenmenize çok mutlu oldum, sağ olun 💕