İndeks
Kendin Olmak | Bölüm 1
Kendin Olmak | Bölüm 2
Kendi olmak isteyen birey, yetiştirilme tarzını ve korkularını gözden geçirdikten sonra, ideallerine odaklanmalıdır. İdealleştirilen kişilerin ya da durumların özellikleri kişinin kendisi olması ya da olamaması üzerinde çok etkilidir.
İnsan, Neleri ve Kimleri İdealleştirmelidir?
Bazen bir insan ideal haline gelir, bazen bir meslek bazen de maddi imkânlar. Her insan da idealize ettikleri için emek verir. Hedefe varacak olan yolda verilen emek genellikle güzel bir motivasyondur ama mutlaka bu motivasyonun düşeceği, umutların dalgalandığı yerler olur. Bu dalgalarla savaşmak zaman zaman çok güç de olabilir. Bireylerin bu güçlüklere ne kadar dayanabildiği, ideal haline getirdiği durumların kendiyle ne kadar uyumlu olduğunun ölçütüdür.
Her insanın doğuştan gelen bazı yetenekleri vardır. İdealler yeteneklerle paralel gittiği sürece insan kendi olabilir. Öte yandan hiç yeteneği olmayan bir alanda oluşturulan ideal, kendin gibi olmamak, sadece belli sebeplerle olmak zorunda hissettiğin gibi görünmeye çalışmaktır.
Olmak Zorunda Hissetmek
Bazı şeyleri olmak zorunda hisseder insan. Çok para kazanmak zorunda olmak, iş hayatında saygıdeğer(!) bir konumda olmak, toplumun genel kanılarına uygun bir evlat/anne/baba olmak gibi pek çok misyonla büyütülebilir. Ya da bire bir olarak böyle büyütülmese de bu kadar hızlı bir iletişim çağında her yaştan her birey, gördüklerinden ve duyduklarından etkilenir. Hayatta sanki tek bir doğru varmışçasına, o güya ideal olan doğrunun peşinden sürüklenen insanlar kendileri olabilmeyi asla başaramazlar. Hatta başarmak şöyle dursun, kendileri olmayı fark edemezler bile.
Bu durum da insanları, asık suratlı, mutsuz, yaşam enerjisi hiç olmayan bireylere dönüştürür. Çoğunluğu böyle olan bir toplumda yaşayan bireyler, birbirlerinin olumsuz enerjilerinden de paylarına düşeni alırlar. Git gide artan huzursuzluk duygusu da zamanla resmen kötülüğe ve hatta kindarlığa doğru gider.
Bu sebeple, hayatın çıkış noktası her zaman insanın öz-yeteneklerini fark etmesi ve bu yetenekler üzerine çalışması, emek vermesiyle olabilir. Bu alanlarda emek vermenin de elbette bedelleri vardır, bu da yüksek motivasyon gerektirir fakat bireysel olarak özüne uygun olan alanlardaki problemlerle savaşmak her zaman daha besleyici, büyütücü ve kolaydır.
Bu sebeple herkes kendi ideallerini yeniden gözden geçirmelidir. İdealinde olana ulaşmak için gidilen çok da kısa olmayan yolda ne kadar eğleneceğini ya da ne kadar üzüleceğini düşünerek yola çıkmalıdır.
19. yüzyılın önemli yazarların birinin, Hermann Hesse’nin, bir sözüyle bitirmek istiyorum.
“Dünyaya kendiniz olmak için geldiniz. Bir ses, bir renk, bir gölgeyle onu zenginleştirmek için geldiniz. Her birinizin içinde hâlâ çocukluğun derin uykusunda olan gizli bir varlık var. Ona hayat verin! Her birinizin içinde bir çağrı, bir istek, doğanın bir dürtüsü var; geleceğe, yeniye, daha yükseğe doğru giden bir dürtü var. Bırakın olgunlaşsın, yankılansın, besleyin onu!”
Nalan Erpolat©





No Comments