Kuşkusuz bencillikten sıyrılmış gönüllerde yaşar aşk. Hesapsız yürür. Düne saygı duyar. Güne coşku katar. Yarına umutla bakar. Gönlü maddeyle hoş olana yakışmaz. Duruluğu, biraz deliliği, heyecanı sever aşk. Okyanus kadar engin olmayı bazen, bazen de azı paylaşmayı ama en çok katıksız samimiyeti sever aşk.…
Bu şiir tepeden bakmanın, yüksekte olmanın, böbürlenmenin ya da üstünkörü üstünlük taslamanın şiiri değildir; arşın şiiridir. Dilek tutarken, dua ederken, tüm hüzünlerine rağmen umudu ve içtenliği, sevgiyi ve berraklığı muhafaza edebilenlerin şiiridir.…
Yaşayınca İstanbul’da onca yıl daha hızlı eskiyor, daha çok yıpranıyor, daha çabuk yaşlanıyorsun, daha fazla şey öğrenip hayat hakkında, daha çabuk pişiyor, daha ayrıntı biliyor, insanın gözlerinden meşrebini görüyorsun. Yaşayınca İstanbul’da onca yıl hiç yeteneğin olmasa da şair oluyorsun, aşkı hiç bilmeden geldiysen bile,…
Haziran, yaz mevsimi değildir sen yoksan. Gülücükler asılı değilse gözlerine, gamzelerin saklanmışsa meçhuliyet denizlerinde, ellerin uzanmıyorsa coşkuyla çiçeklere tadı olur mu, güneşe kavuşmuş denizi izlemenin? Anlamı kalır mı, kuş seslerine eşlik etmenin?…
Kalbi kırık şehirleri unuttun mu? O kadim şehirlerin çocukları hâlâ umut arıyor. Anneleri içten içe yas tutuyor. Babaları uzaklara dalıp gidiyor, kim bilir o dalıp gittiği uzaklarda gözünün önüne neler geliyor? Kalbi kırık on bir şehir var-dı hani, unuttun mu gerçekten? O kalpler hiç…
Utanmasam söylerdim, kim olduğumu, nelere göz dikip nelerden vazgeçtiğimi, kalbimin en kuytu köşesinin nasıl boş kaldığını, sessizce ağlayan. Söylerdim sana, bana bir gün biteceğini sıkça gösteren hayata duyduğum derin öfkeyi, bazen de tam tersi, sınırsız kabullenişimi. Utanmasam söylerdim nerelerden geldiğimi, dokunduğumda meyve biten ağacın…
Zor tabi, zor olmaz mı bunca hengame içinde? Zor ama lazımsın hepimize. Ferahlık ancak senle gelir içimize çiçek bakışlarınla, şükrünle tebessüm etmelisin çünkü sen güldüğünde daha güzelsin. Gül de şu dünyaya güzellik gelsin. Hissine yol yordam biçecek hâlimiz yok, tarifi olmaz bazı silsilelerin, içinde…
Küçük bir ışık belirdi içimde, kalbimin üzerinde; uzaklardan gelen bir trene, sislerle kaplı yıkık dökük yeryüzüne, rayların üstünde duman çıkaran bir tırtıl gibi yürümesine. Küçük bir ışık seslendi içimde; kalbimin üzerinde, kaybolmadığıma inandığım bir gülüşte, annemin kollarında, babamın dizlerinde, yol verdiğimde bir böceğe zamanın…
Telefonların çekmediği bir yerdesin, biliyorum. Sana okumam lazım son yazdığım şiiri. Evinin dışında biraz tepelere doğru çıkıp, sesimi duyabildiğin bir yer bulup dinlerken beni, sana okumam lazım son yazdığım şiiri. Onu, senin sessizliğinde büyütmem için. Ah! Neler anlattım, neler. Geride bıraktığım, kaybettiğim merhametim. Yolun…
“Kötü hissetmek nedir?” diye sordu çocuk babasına, parmaklarını birleştirip Turist Ömer hareketi yaparak cevapladı baba; “Güne başlarken aynada kendisine selam vermemesidir insanın; kuşandığı renkleri, soluduğu havayı, yemeğin tadını hissetmemesidir. Diğer bir deyişle kötü hissetmek, hayatın kendisini olduğu gibi hissetmemektir.” “Mesela hasta olunca öyle oluyor…
*Şen Sevgi Erişen’in kaleme aldığı “Çok Yaklaştım Zamanın Sesine” şiirini kendi sesinden dinlemek için alttaki dosyaya tıklayabilirsiniz. Sendeki zamanın dik yokuşlarından çıkmayı denediğim O ilk gündeyim, sessizlik belki de tek korkum Has bahçedeki güllerin dikenleri yok olmuş Renklerini takip ediyorum derinliklerimde Bilinmez vakitlerin aydınlık…
Benim için o gün, dünya denilen mesken başka bir şeye dönüşmüştür. Hayat denen mecranın anlamları derinleşmiştir. Anlam üzerine yaşamanın önemi artmıştır. Benim için o gün, planlar yapmanın -basit konular bile olsa- hayal kurmakla eş olduğu ortaya çıkmıştır. Andan daha değerli zaman dilimi yoktur, anlaşılmıştır.…
Hepimiz zamanın öğrettiklerinden muzdarip, bazı yönlerden eksik, biraz anormal, ufaktan deli, dertliyiz. Bunu biliyoruz. Bunu aynalarda görüyoruz. Aynalar bazen yalan söylese de fondötenin de desteğiyle üzeri örtülmüş kusurlara sahibiz. Bu büyük bir sorun değil, merak etmeyin çünkü bu şiirin şairi de kusurlu, okuru gibi.…













