Fizik ve Ben

Galileo Galilei Kimdir?

31 Temmuz 2019
Galileo Galilei

İtalya’nın Pisa şehrinde doğan, Galileo Galilei’nin annesi ev hanımı, babası müzisyendir. Babasının mesleği onu küçük yaşlarında çok etkilemiş, bu yüzden hayatı boyunca müziğe ve sanata hep ilgi duymuştur. Bunun yanı sıra matematiğe de büyük bir ilgisi olan Galilei, hep bir matematik profesörü olmak istemiştir.

Babası ise Galilei’nin dedesi gibi tıp okumasını ister.

Babasının ısrarları üzerine Galilei, liseyi bitirdikten sonra Pisa Üniversite’sinde tıp okumaya başlar. Fakat çok geçmeden tıp okumanın ona uygun olmadığını fark edip üniversiteyi yarıda bırakır. Farklı bir üniversitede istediği bölümü bitirip kısa bir süre önce terk ettiği Pisa Üniversite’sine matematik profesörü olarak geri döner.

Galilei, hayatı boyunca zekası ve yaptıklarıyla gittiği her yerde herkesin ilgisini çekmeyi başarmıştır.

Galilei’nin yaşadığı dönemde, ondan yüzyıllar önce yaşayan Aristo’nun görüşleri hüküm sürmektedir. Aristo’nun görüşlerine ters düşen fikirler, ilk kez Polonyalı astronom Nicolaus Copernicus’tan gelir. Aristo’ya göre dünya evrenin merkezinde yer almakta ve yıldızlar da onun çevresinde dönmektedir. Copernicus merkezde dünyanın değil de güneşin olduğunu söyler. Kutsal kitap İncil Aristo’nun görüşlerini destekleyen; dünyanın yerin merkezinde sabit olduğu ve sonsuza kadar sabit kalacağı görüşü yer alır. Dolayısıyla Copernicus’un görüşleri İncil’de yazılanlarla çelişiyordu.

Bu çelişki insanların İncil’e ve kiliseye olan güvenini sarsabilirdi. Kilise için bir tehdit oluşturan bu görüş açıklanınca kilise otoritenin sarsılmaması adına hemen bir yasa çıkarır. Bunun gibi fikirlerin kabul edilemeyeceği ve bu fikirleri savunan kişilerin çok ağır şekillerde cezalandırılacağına karar verilir. Bunun üzerine Copernicus sessiz kalır. Ve ancak yaşamının sonuna doğru fikirlerini bir kitap haline getirebilir.

Copernicus’un görüşünü savunan ilk bilim insanı bir keşiş olan Giordano Bruno’dur.

Bruno da güneşin merkezde olduğunu hatta evrende güneşe benzer birçok galaksinin olduğunu savunmuştur. Kilise Bruno’dan görüşlerini inkar etmesini ve susmasını istediğinde Bruno; “Sonsuz sayıda güneş bulunmaktadır; yedi gezegenin bizim güneşimiz etrafında döndüğü gibi bunlar etrafında dönen gezegenleri vardır. Bu dünyalarda yaşayan varlıklar bulunmaktadır,” diye açıklama yaparak görüşlerini savunur. Bunun üzerine kilise onu bir kazığa bağlayarak ateşte diri diri yakmıştır. Ölmeden önce ondan son kez fikrini inkar etmesi istenildiğinde o şunları söylemiştir;

“Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Galilei, kısa bir süre içerisinde ünlü ve saygın bir matematik profesörü olur. Fikirleri herkes tarafından kabul edilen, saygın bir bilim insanıdır artık.

Ondan sık sık borç isteyip borcunu geri vermeyen kardeşi yüzünden, çocukları da olan Galilei, para konusunda sıkışıklık yaşar. Zengin olmak istemektedir.

O günlerde yeni bir buluş gerçekleşir. “Casus camı” denilen uzaktaki cisimleri yakına getiren bir aletten bahsedilmektedir. Bu icadın sahibi Hollandalı bir kaşiftir.

Galilei, bu mucidin Venedik’e gelip askeri amaçlı kullanılacak dürbünlü teleskoplarını satacağını duyar. Bunun üzerine hemen çalışma odasına gidip 24 saat aralıksız çalışarak bu teleskoptan 20 kat daha fazla gelişmiş bir teleskop icat etmiş. Mucitten önce koşarak senatoya gidip kendi teleskoplarını satar.

Galilei teleskopu icat etmemişti fakat onu mükemmel bir duruma getirmişti.

Bunun üzerine Galilei’nin ünü giderek artar. Galilei, geliştirdiği teleskopunu kullanmaya başladığında ilk olarak ayı inceler. Aydaki dağları gözlemler. Daha sonra ise gökyüzüne baktığında en parlak gezegen olan Jüpiter’i görür ve onu incelemeye başlar. Jüpiter’in etrafında parlayan yıldızları, teleskopla daha yakından inceleyince bunların yıldız değil Jüpiter’in etrafında dönen uydular olduğunu fark eder.

Galilei oldukça şaşırır ve heyecanlanır. Çünkü gördükleri Aristo’nun tezini çürütmektedir. Aristo’ya göre evren sıvının içerisinde yüzüyordu. Galilei’nin teleskopu sayesinde 2000 yıllık inanç yıkılır.

Heyecanla Venüs’e baktığında Venüs’ün de hareket halinde olduğunu görür. Aynı dünyanın uydusu ay gibi bir yörünge etrafında döndüğünü fark eder. Aristo ise Venüs’ün Güneş’in arkasında olduğunu söylüyordu. Bu fikre göre Venüs dünyadan her zaman hilal şeklinde görünmeliydi. Fakat Galilei onu küre şeklinde görür. Venüs’ün bazı bölümleri aydınlık bazı bölümleri karanlıktır ve sürekli bu görüntü değişmektedir.

Dünya evrenin merkezinde olsaydı Venüs’ün konumu değişmezdi.

Venüs’ün konumunun değişmesi için dünya etrafında değil güneş etrafında dönmeliydi. Bunun üzerine Galilei gördüklerini hemen çizmeye başlar. Daha sonra bu çizdiklerini kitap haline getirir.

Kitabına “Yıldız Avcıları” ismini verir.

Galilei’nin ünü sürekli artmaktadır. Fikirleri hızla yayılır. Kilise için tehlike çanları çalıyordur artık. Bir şeyler yapmaları gerekmektedir. Koyu bir katolik olan Galilei’yi durdurmak için bir yasa çıkarırlar.

“Katoliklerin gökyüzüyle uğraşmaları yasaktır.”

İyi bir dindar olan Galilei bu yasayı duyunca çok üzülür. Ona göre din ve bilim birbiriyle çelişmemeli, savaşmamalıdır. Bunun üzerine Galilei 7 yıl boyunca susar. Fakat bu süre içerisinde de çalışmalarına devam eder. Bu çalışmalardan ise kimseye bahsetmez.

Bu esnada kilisede de radikal değişiklikler olmaya başlar.

Papa değişmiş, yerine 8. Urban gelmiştir. Kendisi, Galilei’nin eski bir dostu olmakla birlikte, ılımlı da bir insanmış. Papa olunca Galilei’i yanına çağırıp çalışmalarına devam edebileceğini söyler. Bunun üzerine Galilei yıllar boyunca sessizce yazdığı ikinci kitabı “İki Dünya Arasındaki Ana Sistemler”i yayımlar. Papa 8. Urban bu kitabı okuyunca hayretler içerisinde kalır ve ihanete uğradığını düşünür.

Kitapta Galilei çok sert biçimde politik kilise diyaloglarına yer vermiştir. Bu duruma çok sinirlenen Papa, Galilei’yi 69 yaşında engizisyon mahkemesine çıkarır. Artık çok yaşlı ve hasta olan Galilei’nin eski heyecanı kalmamıştır, dolayısıyla mahkemede fikirlerini açık bir şekilde inkar etmese de bu tarz şeylerle uğraştığı için herkesten özür dileyip pişman olduğunu söyler. Mahkeme, fikirlerini açık açık inkar etmediği için ona ömür boyu ev hapsi verir ve tüm kitaplarını toplayıp yakar.

Ev hapsinde olan Galilei yine rahat durmaz.

Hayatının sonuna dek gizlice fikirlerini yaymaya devam eder. Son kitabı olan “İki Yeni Bilimin Söylevi” adlı kitabını yazar. Ev hapsinin 9. yılında ise Galilei, doğal sebeplerden dolayı 1642 yılında vefat eder.

Galileo Galilei, İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçidir.

Onun sayesinde modern fiziğin temelleri atıldı. O kendi döneminin zor koşullarında insanlığı aydınlatmak için bir ömür adadı. Hayatı pahasına da olsa fikirlerini ve gerçekleri yaymaktan korkmadı. 2000 yıllık otoriteyi yıkan cesur bir bilim insanı olan Galileo Galilei, iyi ki sen de bilime katkı sağlayan diğer bütün bilim insanları gibi var olmuşsun. Bilim dünyası seni ve yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacak, seninle her zaman gurur duyacaktır…

Çiğdem Mertoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan