Kültür & Sanat

Fayyum Portreleri: Tarihin Bilinen İlk Portreleri

12 Şubat 2020

Yazı: Tarihin Bilinen İlk Portreleri | Yazan: Pelin EremMumyalanmış cesetlerin baş kısmına yerleştirilmiş Fayyum portrelerinin içli, kocaman gözlerine baktığımda, yine aynı mezarlardan çıkan şu sözleri duyar gibi oluyorum:

“Geldim, yaşadım, gittim.
Sen de geldin, sen de gideceksin.
Onun için yaşamana bak.”
– Mezarlar ve Mumyalar, Turgay Tuna

2000 Yıl Önceki Ustalık

Tarihin bilinen ilk portreleri olan Fayyum portreleri M.Ö. 3. yüzyılda Mısır’da yapılmaya başlandı. Günümüzden yaklaşık 2000 yıl öncesinde yapılmış olan bu portrelerin çağdaş görünümleri karşısında büyülenmemek elde değil.

Fayyum portreleri adını çıkarıldığı Fayyum Bölgesi’nden alıyor. Kahire’nin güneyinde yer alan bu bölgede, yer altı mezarlıklarından (nekropol) çıkarılmış yaklaşık 1000 adet portre olduğu bilinmektedir.

Ahşap panel üzerine resmedilmiş Fayyum portlerini yüzlerce yıl sonra Avrupa’da ortaya çıkan benzer eserlerle kıyaslarsak, hayret verici ustalıklarını net bir şekilde kavrayabiliriz.

Bu şaşırtıcı durum eserlerin kim tarafından ve ne amaçla yapıldığı sorularını akıllara getirmektedir. Tarihin gizemli perdesini araladığımızda, serüvenin M.Ö. 332 yılında Büyük İskender’in Mısır’ı fethetmesiyle başladığını görüyoruz.

Uygarlıkların Etkileşimi

Mısır yönetiminin Grek Hanedanı Ptolemaios’e geçmesi sonrasında Büyük İskender’in paralı askerleri evlerine geri dönmek yerine, bölgenin en zengin yerlerinden biri olan Fayyum’a yerleştiler. Kendilerine Mısır’dan toprak verilen askerler zamanla yerel yönetimlerde görev almaya başladılar.

Üç yüz yıl süren Helenistik dönem Roma hakimiyetiyle son buldu. Grekler bu süre zarfında yaşam biçimlerini ve kültürel miraslarını korudularsa da Mısırlıların inanç sistemini benimsediler.

Mısırlılar öldükten sonra ruhun yaşadığına inanıyorlardı. Benzer bir ölüm inancına sahip olan Grekler de Mısırlılar gibi ölüleri mumyalamaya başladılar. Sonrasında Mısır’a hakim olan Romalılar bu geleneği sürdürmeye devam ettiler.

Greklerin klasik sanat anlayışı doğrultusunda Mısırlıların mask geleneği son buldu. Bunun yerine Grekler mumyaların yüzlerini Fayyum portreleriyle kaplamaya başladılar. Bu portrelerin amacı, öteki dünyaya göçen ruhun ayrıldığı bedeni kolayca tanımasıydı.

Fayyum portrelerinin bakışlarındaki etkileyicilik insanın adeta içine işlemektedir. Hepimizin içinde yatan bilinme ve fark edilme arzusu, “bu dünyada ben de vardım” haykırışı bakışların derinliğinde kendini hissettirmektedir.

Akıl Almaz Doğallık ve Gerçekçilik

Fayyum portrelerinde yüzlerin tamamı ya da dörtte üçü görünür şekildedir. Cepheden görünüme yer verilmeyen Mısır resimlerine göre oldukça farklıdır. Bu haliyle portreler dönemin vesikalık fotoğrafı izlenimini uyandırmaktadır.

Arka plan fazla dikkat çekmeyecek şekilde monokrom renklerle süslenmiştir. Portrelerde ulaşılan doğal görünümden resmi yapan kişinin insan anatomisine, ışık ve gölge kurallarına hakim olduğunu anlıyoruz.

Portreleri yapılan kişilerin çoğunlukla çocuk ya da küçük yaşta olmaları, o dönemde ortalama yaşam beklentisinin 30-35 yıl olmasından kaynaklanmaktadır.

Modeller çoğu zaman ömürlerinin sonuna gelmiş olsalar da hayattadırlar. Ancak Fayyum portreleri ani ölüm sonrasında cansız bedene bakılarak da yapılmıştır. Bazı portrelerdeki solgun beniz görünümlerinin buna dayandığı düşünülmektedir.

Fayyum portrelerinin resmedilmesinde iki farklı teknikten yararlanılmıştır. İlki sıcak balmumunun pigmentlerle karıştırıldığı “ankostik” resim tekniğidir. İkincisi ise yumurta sarısı ve pigmentlerin kullanıldığı su bazlı “tempera” tekniği olarak isimlendirilir.

Portrelerdeki Gizemli Yüzler

Portresi yapılan kişilerin kimliği sandukaların üzerine Grek alfabesiyle yazılmış yazılardan anlaşılmaktadır. Bu varlıklı kişiler genellikle kıdemli askerler, hükümete çalışan memurlar ve üst sınıf din adamlarıdır.

Bazı portrelerde mücevherleri ve çelenkleri öne çıkartmak için gerçek altın kullanıldığını görüyoruz. Resimleri yapan Grekler sanatçıdan çok zanaatkar olarak görülse de kullanılan malzemeler portre yaptırmanın maliyetini ortaya koymaktadır.

Eserleri incelediğimizde bireysel niteliklerin ayrıntılı bir şekilde gösterildiğine tanık oluyoruz. Kıyafetler ve kullanılan aksesuarlar bize dönemin modası, insanların yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları sunuyor. Bu anlamda Fayyum portrelerini geçmişe ışık tutan belgeler olarak nitelendirmek mümkün.

Portrelerin ortak özelliği insanların büyük, üzgün ve derin bakışlara sahip olmaları. Adeta ömürlerinin sonuna geldiklerini hissettiren bir hüzün var gözlerinde. O dönemde duyguların bu denli etkileyici bir şekilde aktarılmış olması beklenmedik bir durum. Belki de bizi bu kadar şaşırtan, kendi korkularımızı ve yansımamızı binlerce yıl önce yaşamış bu insanların gözlerinde görmek.

Pelin Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Emel Erem 18 Şubat 2020 at 11:37

    Çok etkileyici ve bilgilendici bir yazı; ellerine sağlık, kutluyorum, dört gözle yeni yazılarını bekliyorum.

  • Cevap Yaz