Açık Pencere

Yatak Sohbetleri | 4

29 Ocak 2025

Yazı: Yatak Sohbetleri | 4 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

 

İndeks

Yatak Sohbetleri | Bölüm 1
Yatak Sohbetleri | Bölüm 2
Yatak Sohbetleri | Bölüm 3
Yatak Sohbetleri | Bölüm 4
Yatak Sohbetleri | Bölüm 5
Yatak Sohbetleri | Bölüm 6

 
“Uyuyamadım Nuri!”

“Uyu hadi!”

“Uykum yok!”

“Hımm!”

“Işık…”

“Olur.”

“Kitap okuyayım bari.”

“Tam…”

“Sen de uyuyamadın. Ses yaptım.”

“Yok canım sana sarılmak istedim.”

“Sarıl.”

“Nasıl?”

“Kim nasıl?”

“Kitap nasıl?”

“Etkileyici!”

“Sesli okusana.”

“Dur o zaman birkaç sayfa geriye gideyim. Okuyorum:”


Ayrılık Valsi, Milan Kundera
Bu ülkede insanlar sabahlara saygı göstermiyorlar. Uykularını bir balta vuruşuyla kesen bir çalar saatle kendilerini kabaca uyandırıyorlar ve hemen uğursuz bir aceleciliğe bırakıyorlar kendilerini. Bir şiddet hareketiyle başlayan bir günün daha sonra ne olabileceğini bana söyleyebilir misiniz?


“Emekli olacak mısın?”

“Olmalıyım.”

“O zaman saati kurmayacaksın.”

“Sen?”

“Benim birkaç yılım daha var. Belki antrenörlük yaparım.”

“Beni bırakmayacağın için yarım saat daha geç kalkabilirsin.”

“O! Yaşasın, Yarın hemen dilekçeni ver!”

“Atılmayı beklemeyeyim yani!”

“Yo! Onu demek istemedim Meral. Önemli bir görevin var ama sen yeteri kadar savaştın. Haksız mıyım?”

“Ama başaramadım. Nerdeyse kürsümü kapatacaklar.”

“Gel şöyle yaklaş biraz. Daya poponu apış arama. Gevşe biraz! Ellerime bırak bedenini.”

“Nasıl yaparım? Onları nasıl yüzüstü bırakırım?”

“Kaskatısın, rahatla biraz!”

“Ağlamak üzereyim, sen…”

“S..kik bi hoca bozuntusu, sırtını dayamış rektöre, kimsenin gözyaşına bakmıyor! Sen bu kadınla bir misin? Bırak ne halleri varsa görsünler!”

“Çocuklar doktoralarını tamamlamadılar daha!”

“Hayat bu bir tanem! Kimsenin suçu değil!”

“Değil!”

“Belki de iyi olur, kendinle daha çok ilgilenirsin.”

“Bilmem.”

“Yüzü koyun yat masaj yapayım sana, soyun hadi.”

“Boynum çok kötü, ov lütfen!”

“Masaj yağı da.”

“Kokusu tanıdık geldi.”

“Güzel mi? Benim en sevdiğim koku diyebilirim.”

“Bilmem, benim değil sanırım. Daha yumuşak lütfen!”

“Sırtın ve omuzların berbat! Sakinleş, gözlerini kapat, bahar güneşini düşle ve çiçek kokularını içine çek!”

“Hı!”

“Sadece rahatlamanı istiyorum, sonra da uyu!”

“Belim ve kuyruk sokumumu da lütfen!”

“Devam edebilirim!”

“Bırak istersen.”

“Yağ bulaşmasın, bir havlu koyayım üzerine.”

“Bu kokuyu hatırladım.”

“Takıldın yağın kokusuna Meral.”

“Ver bakayım şu şişeyi.”

“Al canım.”

“Sude’nin!”

“Sude’nin mi? Bizde bırakmış öyleyse.”

“Sana vermiş olmasın!”

“Hatırlamıyorum.”

“Aldığın yere koy, çekmecene yani!”

“Bak Meral, nasıl bir gerilim yarattığının farkında mısın?”

“Ne zamandan beri?”

“Ne, ne zamandan beri?”

“Anladın sen onu!”

“Ne demek anladın? İyi misin sen Allah aşkına! Hem sustur şu alarmını!”

“Alarmı susturmak mı? Nuri, sen bu gece kanepede yat en iyisi!”

“Suçum ne söylesene?”

“Telefonunu açmadığın gün…”

“E, ne olmuş o güne? Yumurtla bakalım ben de merak ettim!”

“O gün Sude bana uğramış, masaj yaptırdığını söylemişti!”

“Allah, Allah! Bak şu işe, ben hâlâ bir alaka kuramadım!”

“Hadi Nuri oynama benimle! Onun çantasında bu şişe vardı.”

“Sustur şu saatinin alarmını!”

“Susturmayacağım!”

“Bakışların! Bakışların korkutucu!”

“Korkutucu mu? Korkutucu demek!”

“Kendi kendine mırıldanmayı kes, sakin ol Meral!”

“Sakin mi olayım? Diyorum ki; saat çalmadan önce uyanıktım ama yine de…”

“Yine de ne?”

“Garip değil mi? Kalkmadan önce yine de çalmasını bekledim!”  
 
29 Aralık 2024, Çanakkale
Şen Sevgi Erişen©
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

6 YORUMLAR

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 29 Ocak 2025 at 19:50

    Sevgili Şen ablacığım;
     
    “Yatak Sohbetleri”nin dördüncü bölümü, bir ilişkinin en kırılgan noktasına, sadâkatin sınandığı o hassas çizgiye dokunuyor. Aldatma, yalnızca bir eylem değil, geride bıraktığı enkazla da varlığını sürdüren bir ihânet biçimi. Bu yüzden Nuri’nin tavrı, insanın içindeki adalet duygusunu zorlayan bir yüzsüzlük barındırıyor. Meral’in duruşu ve yaşadığı içsel çalkantılar, bu kırılmanın ne denli derin olduğunu hissettiriyor.
     
    Diyaloglardaki gerçekçilik ve gündelik akış, karakterlerin ruh hâlini net bir şekilde yansıtırken, okuyucuyu da olayların içine çekiyor. Özellikle aldatmanın psikolojik etkileri üzerine daha derinlemesine eğilmeniz, bu öyküyü çok daha güçlü kılabilir. Meral’in iç sesi belki daha fazla yankı bulsa, bu meseleye kadın gözünden daha çarpıcı bir bakış kazandırılabilir ☺️
     
    Emeğinize sağlık, devamını merakla bekliyorum.
     
    Kucak dolusu sevgiler ❤️

  • Yanıtla Şen Erişen 29 Ocak 2025 at 21:03

    Didemcim bu öyküdeki Meral bir iç hesaplaşmaya girerse çok korkunç olur, diye düşünüyorum. Oralara gelebilir miyim bilmiyorum. Belki de devamını yazabilirim.
     
    Yorum için çok teşekkürler. Ben aslında bu kısa bölümde bir aldatma olayının bir taraf açısından ne kadar basit olduğunu göstermek istedim, yıllarca böyle yaşamış, vicdanı çok rahat insanlarla dolu etrafımız. Bu acı olsa da hayatın bir gerçeği, biraz da bunu göstermek istedim aslında ama dediğin gibi hikâye devam edebilir tabii 🙏
     
    Kucak dolusu sevgiler 💕

    • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 29 Ocak 2025 at 21:58

      Tam da hedeflediğinizi okura hissettirdiğinizi söyleyebilirim o halde 😁 Nuri için aldatmanın ne kadar sıradan, ne kadar kendine hak gördüğü, zerre utanmadığı ve pişman olmadığı bir durum olduğunu çok iyi aktarıyorsunuz. Okurken adamı boğmak istedim 😂 Pişkince ret edişi ise öyle tipik bir erkek davranışı ki… Bakın yine yükseldim boş yere bu tarz adamlara 😂

  • Yanıtla Metin Çoban 3 Şubat 2025 at 06:03

    Bekir Yıldız’ın “Evlilik Şirketi” adında bir romanı vardı. Çiftler, yatak sohbetlerinde, birbirlerine her şeyi tüm açıklıkla itiraf edeceklerdi. Ve her ikisinin de geçmişte yaşadığı deneyimler ve ilişkileri çiftlerin evliliğini bitirecek duruma getiriyordu.
     
    Birkaç kez bu olayı partnerlerimle yaşadım. Yatak sanki sorgu odası gibi bir yer. Ne kadar dürüst olursanız o kadar kazanırsınız sanıyorsunuz ama maalesef karşıtarafa her zaman kullanacağı bir koz veriyorsunuz. Bu yüzden artık dün ne yaptığımı bile anlatmıyorum. 😂
     
    Yazdığın diologlar harika gerçekten. Konuyu hep iyi yerde kesmen de ayrıca hikâyeyi bir üst seviyeye çıkarıyor.
     
    Nuri’nin kötü niyeti olduğunu sanmıyorum, sadece masaj yapmış adam. Affedilir bir şey 😂
     
    Sevgili Şen, 2. kitabın için kolaylıklar diliyorum.
     
    Sevgiler ❤️🌹

  • Yanıtla Metin Çoban 3 Şubat 2025 at 12:10

    Sabah 5.30’da yazdığım için cümlelerim berbat olmuş. 😃
     
    Bekir Yıldız’ın ” Evlilik Şirketi” adında bir romanı vardı. Yazdığın bu yazı bana o romanı hatırlattı. Roman kahramanları yatak sohbetlerinde, birbirlerine her şeyi tüm açıklıkla itiraf ediyorlardı. Ve her ikisinin de geçmişte yaşadığı deneyimler ve ilişkileri çiftlerin evliliğini bitirecek duruma getiriyordu.
     
    Olarak düzelteyim 🙏

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 3 Şubat 2025 at 17:09

    Metin sağ ol canım. Her zamanki gibi beni hem düşündürdün hem güldürdün 😅
     
    Öykü yazma tekniği çok farkl,ı henüz daha ben bunu oturtabildiğimi düşünmüyorum ama sözlerin ve yorumların bana bu konuda cesaret veriyor 🙏
     
    Tekrar çok teşekkür ediyorum. Sağ ol canım 🥂

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan