İnsanlar sahte hesaplarla bana yorum yapmaktan vazgeçmediği sürece, ben de bu yorumları ne kadar zavallı bulduğumla ilgili yazmaktan asla bıkmayacağım sanırım. O kadar sığ ve hadsiz ki bazı yorumlar, kendi isimleriyle paylaşamayacaklarından hep sahte hesaplarla; fotoğrafsız ve isimsiz profillerle ancak yazdıklarının arkasında durabiliyorlar. Dünyada…
Boşandığımdan beri vazgeçmedi insanlar soyadımı sorgulamaktan. Neden kişilere bu kadar dert oluyor, onu da anlayabilmiş değilim. “Adamdan boşandın, ne diye soyadını tutuyorsun?” diye başlayan ve sonu gelmeyen cümleler, akıl vermeler, eleştiriler… Boşanacağım sabah birden aklıma gelmişti; soyadımın bundan sonra çocuklarımla aynı olmayacağı. Çocuklarım benim…
Bana biri bunun anlamını açıklasın lütfen çünkü benim beynim almıyor. “DM Yasak” dünyanın en işlevsiz ve manasız uyarısı bence. Instagram kullanmayan okuyucularımız için biraz açıklayayım DM’nin ne olduğunu. Direct Message ya da Türkçesiyle Doğrudan Mesaj yani Instagram üzerinde, size diğer kullanıcıların başka kullanıcılar görmeden…
Yorgunum. Bilmem sonbahardan mı, hayattan mı yoksa. Hatta biraz da melankolik. Evet evet kesin güzden oluyor bu hisler. Yoksa inançlarımın yıkılması, umutsuzluklara kapılmamın ya da içimdeki koca boşluğun bununla ilgisi yok. Yapraklarım sararıyor, yavaşça esintiye teslim olup, ayaklarımın dibine düşüyor. Bir çoğumuzun bu sarı…
Et tu, Brute? [Sen de mi, Brütüs?] Niye en yakınınızdakiler en fazla canınızı yakar biliyor musunuz? Basit: Birincisi onlardan bunu beklemediğiniz için. İkincisi sizi en çok yaralayacak şeyleri, yani yumuşak karnınızı onlar bildiği için. Üçüncüsü ve bence en üzücü olanı ise, sizi neyin yaralayacağını…
“Küfür etmek bazı kadınlara yakışıyor.” Yok böyle birşey… Hiç böyle avutmayın kendinizi. Küfür kimseye yakışmıyor; ne erkeğe, ne de kadına. Niye yozlaşmayı matah bir şey sanıyoruz, o konuda da bir fikrim yok aslında. Eskiden kibarlık, düzgün konuşabimek meziyetken şimdi oldukça çarpık bir popülariteyle dili…
Boşanmak istiyorum diyenin bayılırız evliliğini kurtarmaya çalışmaya. Yerli yersiz bir sürü öğüt. Bana verilen öğütlerin tamamını yazmaya kalksam, kitap olur. En favorim şuydu örneğin: “Bak en fazla bir on yıl daha çekersin. Sonra rahat edersin.” Bu zeka ve empati fışkıran cümlenin tabi beş koca…
Bir süredir kadınların kendisini, “…’nın eşi” ya da “…’nın annesi” olarak tanımlamasına taktım kafayı. Sosyal medyadaki kişisel bilgi kısmında buna çok rastlıyorum ve kanım çekiliyor. Bu yazdığımı okurken bile bir çok kişinin; “Haydaa ne var şimdi bunda?” dediğine eminim. Çok şey var! Bir kadın…
Hiç siz de eleştirilme kotanızı doldurduğunuzu hissediyor musunuz? Bunun için senelerce devamlı her davranışınızın eleştirilmesi gerekli öncelikle. Eğer tüm bunları yaşadıysanız o zaman ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur. Artık en ufak, hatta yapıcı olduğu iddiasında olan bir eleştiriye bile tahammülüm yok. Şiddet yanlısı biri değilim…
Keşke insanların yüzüne baktığımızda bizimle ilgili tam olarak ne hissettiklerini bilebilsek. Hayat ne kadar da kolay olurdu, öyle değil mi? En azından benim için oldukça kolay olacağı kesin. Sözel bir insanım, yani ağzımdan çıkan cümleler gerçek duygularımı ifade ettiği için, karşımdakinin de bu şekilde…
Evet hiç de özlemiyorum o çocukluğumun bayramlarını. Çocukken de işkence gibi gelirdi zaten. Yo yo aileye çok bağlı bir çocuktum hatta aile de değil bizimki biraz sülale ve ben hepsine de çok düşkündüm. Oldukça da bağlı bir aileydik. Sorun da bu zaten, devamlı birlikte…
21 Ağustos, 2017 Saat 23:41 İnanamıyorum. Biraz önce öyle bir Troll vakası yaşadım ki bunu yazmazsam bünyemden atamayacağım. [ Internet üzerinden yapılan bu psikolojik taciz olaylarını anlattığım ilk yazımı da okumak isterseniz linki buraya ekliyorum: Internet Trolleri ] Bu gece şahit olduklarım, Orwell’in Hayvan…
“Tek bir ömrümüz var.” diye hepimiz uygun gördüğümüz her an paylaşıyoruz bu ezberlenmiş cümleyi. İyi de ne kadar uygulayabiliyoruz durmadan beyan ettiğimiz bu fikri? Farkındayız elbette, bize sunulanın sadece tek kullanım hakkı olduğunu. Hatta bu bilinç bizi kıskıvrak yakalıyor ama gene de akıntıya karşı…













