Önce düş gücü vardı. Düş gücü sonsuz bir hiçlikti ve hiçlik, içinde taşıdığı tüm yok ötesi varlığıyla her şeydi, düşe evrildi. Düşlem Ben küçük bir su damlası duydum düşlemimde. “Hu” dedi, seslendi, esenledi beni ay ışığı kendi dilimle. Tadı özgün, tadı özgürlük, tadı varoluş…
İlk kez tenim denize değdiğinde on altı yaşımdaydım; tuzlu, sersemletici bir deneyimdi. Tenim renk değiştirmişti, canımı acıtan bir deneyimdi. Çırpınışlarım Fakat yüzmeyi hiçbir zaman öğrenemedim, tenimde ya da tinimle, insanlardan uzak kaldığım kadar denizden de uzaktım. İçimdeki gökyüzü bana kucak açtı, engin; ayaklarımı bastığım…
Tensel yaşamımda hiç uçağa binmedim ama tinsel yaşamımda… O farklı bir öykü! Süzülürken Gökyüzünde süzülürken gördüm onu ve ayaklarım kendiliğinden işledi, algılarım kontrolümden öteydi, merdivene doğru her adımı zevkle adımladım, her basamağı, merdivene ulaştığımda, hayranlıkla attım ve uçağın kapısı bana açıldı. Harikulade!… İçerisi bir…
Ellerim bir avuç toz ararken köz içinde kanatlarından olmuş bir gökçe iye gibi oturuyorum, ellerim yüzümü gizlerken avuç içlerimde. Yürekler mi kırdım istemeden? Yüreğim kırıldı istemeden, isteyerek kırdılar kimi zaman. Hayran Gülüşlerim Sevi içinde yüzüyor, yüzemiyorum, boğuluyorum. Figaro’nun düğününe çağırılmış olan dansçı Esmeralda’yı izliyorum.…
“Uzak diyarlarda evli barklı, Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun, kırık dökük hikâyede Adı bende saklı…” Sezen Aksu’yu bırakmaya çalıştım birkaç yıl öncesinde. Hâlâ da ara sıra deniyorum doğrusu, kendimce bir karardı. Önce “Ünzile” girdi kanıma, Ege’nin imbatları üzerinden Anadolu’nun içlerine. Tabii Aysel…
Herkes yaşananlar konusunda önce “başkalarına” bakıyor ve sorunu belirlemek için de değil, suçlayacak birini keşfedebilmek için bakıyor. Bir sorundan söz ettiğinde insanlar genel tepki olarak ilk önce hemen “Ben yapmadım” ya da duruma göre “Ben bir şey yapmadım” diyorlar. Rezalet!… Üzüm Yemek “Amaç üzüm…
Erkekler mi, kadınlar mı zeki? Ne boş bir tartışma. “Geyik” denen bir söyleşme biçimi var ve bu sığ başlıkla “geyik” türünde bir söyleşide de bulunmak, söyleşiyi “harcamak” olur, yazık. Öz-korunma Kriket denen oyun hangi ulusa ait, İngiliz mi? Bilmiyorum. Sav odur ki bu oyunu…
Bırak dağınık kalsın, kalp kırmaya değer mi? Bırak tuzu olmasın, kalp kırmaya değer mi? Bırak domates ekmek yensin bir akşam da, kalp kırmaya değer mi? Bağırma, bağırma, BAĞIRMA! Bağrımı, acıtan alevlerle doldurma. İlenmek istemiyorum, canım acıyor. İlenmek istemiyorum, yaram kanıyor. İlenmek istemiyorum; bağırma, kalbimi…
Yaşam eski bir lahitin içindeki can yakan, büyüleyen, lanetleyen bir koku değildi belki çok, çok önceden, devlerin zamanında. Devler, dev boyutlu uzantıları, dev boyutlu yürekleriyle o altın renkli Türkmen atlarına, Ahal Tekelere binip gittiler. Ve çürümüş özlerin kokularına kaldık biz geride kalanlar. Devler Yaşam…
Hiç öyle suçu ona buna atmayın. Bu işin suçlusu biziz; PARA!… Parayı bulanlar, Lidyalılar bizim atalarımız, Türkiye Türkleri’nin. Yok Yunanmış, yok oymuş buymuş diye uluslararası emperyalist projelerin kukla masallarına sığınmayın boşuna, hiç ilgisi yok, BİZİZ O LİDYALILAR! Para sevdadan güçlü müdür? Para yaşamak mıdır?…
Deliler, bu dünyanın yükünü sırtında taşıyanlardır. Çok bilmişler ise insanı önce delirtip, kendi çok bilmiş akıllarınca delidir karşısındaki, sonra da suçlarlar, alay ederler, yere vururlar yerden deliyi. Şikeste Kötü, Doris Lessing’in Şikeste adlı romanında Dünya’ya “Şikeste”(“Kırık” anlamına gelir.) denmesi boşuna değil; kirli, beyaz karanlıklarla…
Kıtmir, yedi uyurların köpek arkadaşı. “İt” deyip geçiyor kimi, “itten doğma” diye küfür var bu ülkede, ben biliyorum. Goril, şempanze, Habeş maymunu; hepsine “maymun” deyip dalga geçen ve maymun olmayı da bir alay konusu edenlerden geçilmiyor ortalık. Özellikle de dalga geçenler, Goril Koko’nun parlayıp…
Sıralı gecelerde adım çağrılır ve yitip giderim beyaz çarşafların ardında karanlık, dipsiz kuyularda. Ben bir kadınım, ben bir erkeğim, bir oğlan ya da kız çocuğuyum. Bıktırası çirkef bakışlarınızdan, cinsiyetçi tavırlarınızdan, hatta eril kimliğinin kadınları ezmemesi için uğraşırken bile eril kimliğine tutunuşunuzdan, kadınken tüm kadınları…












