Yaşım daha yeni 18 olmuş. Üniversiteden arta kalan zamanlarımda babamın yanında çalışıyorum. Cebimde bolca harçlığın, altımda ilk arabamın olduğu, sevgili durumunun da fena olmadığı yıllar. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki hayatımın en dertsiz tasasız zamanlarıymış. İşte tam da bu dönemde bir gün amcam…
Ne yazayım diye düşününce aklıma gelmiyor ama işte aynen bu hafta olduğu gibi, bazen de pat diye aklıma geliveriyor yaşadığım maceralar. Hani 20’li yaşlarda ilk seyahatler vardır ya; arkadaşınla çıktığın… Tahmin edin neresi olabilir acaba? Tabi ki Bodrum. Üstelik arabayla. Normalde bizimkiler hayatta bana…
Gecen akşam oturuyoruz, malum ben gene anlatıyorum. Nasıl şaşkın şaşkın; “Yok artık bu da mı seni buldu? Bunu da mı yaptın?” nidaları eşliğinde beni dinliyor görmen lazım. Oysa ki ben arkadaşlardan duyduklarımı anlatıyormuşum di mi? Yok yok hepsini ben yaşadım 😂😂 Yapacak bir şey…
Bak ne anlatacağım 😉 Hiç aklımda yokken ansızın bir an çıka geldi. Ne de güzel oldu, anlatamam. Ya da anlatırım yaa. Dinle bak… Son gözde mekanlarımdan olan Akbabalı Meyhane‘de bir geceye götürüyorum sizi bugün. Bu arada tavsiye ederim; fazlasıyla eğleneceğiniz, pahalı da olmayan bir…
Bunu yazmazsam olmaz. Yazlıkta ergenliğe girmemizle beraber şişe çevirmece oldukça cazip bir oyun olarak gözükmeye başlamıştı her birimize. Tamam oynayacağız ama kiminle, işte bu büyük sıkıntıydı. Bak yaa derdin bu olsun di mi? 😉 Şimdi bizim sitenin kızlarıyla olmazdı; onlar kardeş, can ciğer çünkü.…
Kalamış yıllarını yazmıştım ya daha önce [1, 2] oradan aklımda kalan anılardan bir tanesi de orta okul yıllarından. Hani annelerimizin günleri olurdu ve okuldan geldiğimizde annemiz evde olmazdı da günde olurdu yaa, işte o yıllar… Evde yalnız bırakılabilecek kadar büyümüşüm ama Süheyla o kadar…
*Saatlerce telefon konuşmasının üstüne, telefonu kapatmam ve yazı yazmam gerektiği aklıma geldi. Sabaha kadar konuşurdum büyük bir zevkle de… Gençlik Yılları, Kalamış Zamanları… Arkadaşlarla dışarda masum masum takıldık. 😀 Gece bittikten sonra eve geldim ve yattım. Gecenin bir yarısı deli bir ağrıyla uyandım ki…
Çamurdan heykeli, azıcık hocaya pot kırarak da olsa, kazasız belasız teslim etmiştim birinci dönem. Fine Art – 1 yazımdan ilk dönemki projeyi okuyabilirsiniz. Geldik ikinci döneme ve ikici proje olan taştan heykel yapmaya. Daha dikkatli, özenerek ve “İnşallah bu seferki sunumu rezil olmadan atlatırım,”…
Geldi mi askerlik zamanı?! Ne güzel takılıyorum, her şey mis gibi gidiyor hayatımda derken babam bir gece dedi ki; “Git de gel, şu holding’i sen yönet artık.” Şaka şaka, holding filan yok ama gerçekten önümde büyük engel askerlik. Muhteşem bir yaz akşamı babam yemekte…
Yapacak bir şey yok bunu anlatmadan olmazdı. Ünlü yazlığı artık hepiniz biliyorsunuz; bir çok yazım ya orada geçiyor ya da orada tanıdığım dostlarımla ilgili oluyor anlattıklarım genelde. O yaşlarda kurulan dostluklar bilirsiniz oldukça sağlam temellere sahip olur. Bugünkü hikayenin baş kahramanları da hâlâ hayatımda…
Çok sevgili editörüm, biliyorum elinde 6 tane yayınlanmamış yazım var ama sanki hiç yokmuş veya olur da onlar bitene kadar yeni yazı hazırlayamam diye oturdum gene bilgisayarın başına. Görev bilinci ve uykusuzluk beni iyice yazmaya alıştırdı 😉 Ne yazsam, bu gece geçmişten hangi anıyı…
Amerika’da onca arkadaşım oldu ama Murat’ın yeri ayrıdır. Özellikle o dönem, onun adına yer vermeden anlatabileceğim neredeyse hiçbir anım yok. Gurbette başlayan ve her geçen gün sağlamlaşan dostluğumuz elbette İstanbul’a dönüşte de kopmadı. Sanırım dosttan da öte kardeş olarak addedebileceğim ender insanlardan biri benim…
Üniversite sınavının ardından geçirdiğimiz yaz tatiline götürüyorum sizi bu yazıda, yani 1994 yazına… Biz gene ünlü Yalıkent, Selimpaşa’daki yazlıktayız tüm kadro. Sınavı kazanan bir iki arkadaşım aileleri tarafından araba hediyesiyle taçlandırılınca, bir gece, her zamanki gibi sahilde Mermerler’de bira içme rutinimizin dışına çıkabileceğimizi düşündük.…













