Şairler

Bayrak Şairi, Arif Nihat Asya

7 Şubat 2018

Arif Nihat Asya7 Şubat 1904’te, Çatalca’da Ziver Efendi ve Fatma Zehra Hanım’ın 1 çocuğu olur.

“Arif, gökten kovuldu bozguncu diye..
çeksin bu cezayı boynunun borcu diye!”

“Bir yanağından öptüm söyle ey dünya
öbür yanağından da öpmek için,
kaç günlük yol yürümeliyim?”

Arif doğduktan 7 gün sonra Ziver Efendi zamanın yaygın hastalığı vebadan vefat eder. Fatma Zehra Hanım, Arif’i de alıp kayınpederinin yanına yerleşir. Arif 3 yaşına gelince annesi de Filistinli 1 subayla evlenip Filistin’e gider.

“Kıydın bana sen, gönülcüğün istemeden;
Öksüz kuzular anneye doysun… Demeden…
Ey dopdolu sîne, en susuz ânımda
Kestin beni, kestin beni, kestin beni memeden.”

Hem yetim, hem öksüz Arif Nihat Asya

Arif artık hep yetim, hem de öksüz kalmıştır. Belki de bu yüzden devleti baba, vatanı da oldukça içten ana diye belledi, kim bilir.

Arif çok geçmeden dedesi ve babaannesini de kaybeder. Halası Arif’e sahip çıkar, kendi çocuğu gibi bakar Arif’e. Lakin o sıralar Çatalca pek tekin değildir, karmaşıklığın hat safhaya ulaşması üzerine gittikçe sıkıntıya düşen halk yavaş yavaş göçmeye başlar. Arif’in halası da bu kervana katılır ve İstanbul’a göçerler.

Arif liseye kadar İstanbul’da yaşar. Daha sonra lise tahsili için Kastamonu’ya gider. Kastamonu Arif’in vatan aşkını alevlendiren şehirdir. Zira Kastamonu milli mücadelenin uğrak yerlerindendir; ayriyeten İstiklâl Marşı’mızın şairi Mehmet Akif (ruhu şad olsun 🙏), Fecriati şairlerinden Mehmet Behçet Bey gibi 1 çok isim de o sırada Kastamonu’da bulunmaktadır. İlkokul yıllarından itibaren şiir yazan Mehmed Arif, Arif Nihat’e doğru evrilmektedir artık. Öyle ki Açıksöz Gazetesi’nde yayınlanan şiirlerinin 1 kısmı da A. N. imzası taşımaktadır.

“Şiir okuyacağım..
Dinlemeye geliniz…
Çok da alkış istemem:
İncinmesin eliniz!”

1923 yılında lise eğitimi biten Arif, şimdiki adıyla İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Bölümü’ne yerleşir. 2. sınıftayken ilk kitabı Heykeltraş, Arif Nihat imzasıyla yayınlanır. Şairimiz daha sonraki kitaplarına buradaki şiirlerini almaz, acemilik döneminde yazdığı şiirler olduğunu söyler.

Arif Nihat, son sınıfta Semra Hanım’la evlenir. Bu evlilikten 2 oğlu olur.
Mezun olduktan sonra Adana’ya tayin edilir.

1930’da 1 de mensur şiir kitabı çıkarır: Yastığımın Rüyası.

Mevlana Yolunda

1933’te Mevlevi çilesi çeker. Bu tarihten itibaren milli kimliğinin yanına tasavvufi kimliği de eklenir.

1934 yılında askere gider. 1935’te devam etmekte olan askerliği sırasında soyadını alır: Arif Nihat Asya.

Arif Nihat Asya askerlikten sonra Adana Erkek Lisesinde öğretmenlik yapmaya devam eder.

1936 yılında 2. mensur şiir kitabı olan Ayetler de yayınlanır.

Bayrak Şairi

vee… 1940 yılı gelir.

O dönemde; şimdinin aksine yurdun her yerinde, her yıl düşman işgalinden kurtuluşumuz coşkuyla kutlanır. Adana’nın kurtuluş yıldönümü de 5 Ocak’tır. Artı olarak 1 yıl evvel Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın çok istediği Hatay haziran ayında anavatanımıza bağlanmıştır. Bu sebeple 1940 yılında yapılacak kutlamaların daha 1 coşkulu geçmesi istenir.

Adana Milli Eğitim Müdürlüğü o yılki kutlamada okunacak şiiri Adana Erkek Lisesinden 1inin okumasını ister. Edebiyat öğretmeni Arif Nihat Asya bu isteği gururla kabul eder. 1kaç öğrenciyi çağırır durumu anlatır ve bayrak temalı uygun şiiri bulmalarını ister. Öğrenciler edebiyat öğretmenlerindeki coşkuyu karşılayacak şiiri bulamaz. Arif Nihat Asya tekrar bakmalarını ister. 4 ocak günü gelir, öğrenciler halen bulamamıştır. İş başa düşmüştür. Arif Nihat Asya kalemini eline alır.

“Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!”

Arif Nihat Asya şiiri tek gecede yazar ve ilk halini ertesi gün okutur. O günden sonra Arif Nihat Asya ‘Bayrak Şairi’ olarak anılır. Arif için bu lakap İstiklal Madalyası kadar değerlidir.

1941 yılına gelindiğinde Semra Hanım’dan ayrılıp Servet Hanımla evlenir.

“Ne şiirden, ne de şöhrettendir:
mutluluk Arif’e Servet’tendir.”

Bu evlilikten de 1 kız ve 1 erkek çocuğu olur.

Aynı yıl Malatya Lisesine müdür olarak atanır. Görevine devam etmekte iken dönemin Milli Eğitim Bakanı ‘Hasan Ali Yücel’ ile sert tartışmaları üzerine müdürlük görevine son verilir. 1 süre Malatya’da öğretmenlik yaptıktan sonra 1946 yılında tekrar Adana’ya döner. Aynı yıl benim en sevdiğim şiiriyle aynı adı taşıyan kitabı yayınlanır: “Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor.”

“Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.”

1947’de çok küçükken ayrı düştüğü annesiyle Filistin’de buluşurlar. Buluşma sessiz fakat yaşlı geçer.

“Oğlun oldum ey anneler annesi…
türküce de masalca da bilirim,
şehnişinden sarkıtırsan saçını
saçlarına tırmanarak gelirim.”

Sürgün Günleri

Kısa süren Filistin seyahatinden sonra Arif tekrar Adana’ya döner. O sırada İsrail kurulmak üzeredir. Mevcut karmaşadan etkilenmek istemeyen anne ve üvey baba da Adana’ya yerleşir. Yalnız Arif’in de Adana macerası pek sürmeyecektir. Zira Adana’da da gazetelerdeki siyasi yazılarından ötürü Hasan Ali Yücel ile başlayan tartışmaları devam eder. Hasan Ali Yücel tarafından bizzat uyarılır. Lakin Arif kararlıdır ve yazmaya devam eder. Bunu üzerine 1948’de Edirne’ye sürgün edilir.

“Dünyanın en güzel minareleri
ve kubbelerin en ulusu gelir;
Türk’ün Trakya’da tapusu gelir.

Yazık ki yıkılmış Karaağaç´tan
bugün, artık, ağıt kokusu gelir!

‘Nerdesin ey tarih?’ desen, gözüne
Serdengeçtilerin koşusu gelir.
‘Hani torunum?’ der şehit ruhları;
Sana bir imtihan kaygusu gelir…
Cevap verememek korkusu gelir.”

Henüz küçücükken anne ve baba acısı çeken Arif; kızını daha küçücükken, 5 yaşında toprağa verir. Acılarına 1 de evlat acısı eklenmiştir artık..

“‘Daha pek erkendir biraz büyüsün’
diyorlardı. Söyle: büyüyor musun?
Yoksa isyan edip parmaklarınla
en tatlı yaşını sayıyor musun?
Kuzular uyandı , kuşlar uyandı
Güller uyandı. Sen uyuyor musun?”

1950 yılında Demokrat Parti’den Adana milletvekilliği teklifi gelir. Arif kabul edip seçimi kazanır ve 1954 yılına kadar Adana milletvekilliği yapar. Yeni dönemde aday olmaz ve öğretmen olarak Eskişehir’e atanır.

“Nazlarda dilek vardı, edâlarda sihir;
Sevdim seni her şeyinle ey Eskişehir…”

1955 yılına gelindiğinde ise görev yeri Ankara olarak değişir. Yaklaşık 10 yıl kitap çıkarmayan Arif 1956 yılında Rubaîyyat-ı Arif ve Kubbe-i Hadra kitaplarını çıkaracaktır.

Başkent macerasından sonra 1959’da eşi Semra Hanım’ın da aralarında bulunduğu 1 grup öğretmenle beraber Kıbrıs’a gönderilir. 1961 yılına kadar Kıbrıs’ta kalan Arif Nihat Asya, 1961 yılında Ankara’ya tekrar döner ve kısa 1 süre sonra 58 yaşında öğretmenlikten de emekli olur.

58 yıllık yaşamına 1 dönem vekillik, 2 evlilik, 4 çocuk, 7 kitap ve çok fazla şehri sığdıran (Bursa dahil 😉 hatta Bursa’ya da şiir yazmıştır) şairimiz emekliliğinde şiire daha fazla zaman ayırma fırsatı bulmuştur.

Emeklilik sürecinde sırasıyla

Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Kıbrıs Rubaileri (1964, 1967)
Nisan (1964, Rubailer)
Kova Burcu (1967, Rubailer)
Dualar ve Aminler (1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Kundaklar (1969)
Aynalarda Kalan (1969)

kitaplarını çıkaran Arif Nihat Asya, bununla beraber 1966 yılında ilk sayısı çıkan Defne Dergisinin de kurucuları arasındadır.

1973 yılından itibaren sıklıkla rahatsızlanan Arif 1975 yılında ‘5 Ocak’ ta hayata gözlerini yummuştur.

Mevleviliği benimseyen 1i için ölüm; dünyadan ayrılmak değil, tanrıya kavuşmadır.

“Yıkanıp süslenip tâbutlanmak;
Halka i’lândır cülûsumuzu…
Sonra – her yıl- bizim de kutlayacak
Çıkar -elbet- Şeb-i Arûs’umuzu.”

Arif’in Şeb-i Arus’undan 2 yıl sonra Ötüken Yayınları tarafından şiirleri toplanır ve yayınlanır.

Vesselam bugün şairimizin doğum günü. Her ne kadar kendi:

“Dokunmayın, üzerine
gölge ettim kanadımı…
ninni söyleyin adıma,
uyandırmayın adımı!

‘adı yok’ yazsın kalemler…”

dese de biz adıyla andık. İyi ki doğmuş, iyi ki şiir yazmış…

“Gök mavi, başak sarışın…
Tadı ne güzel barışın!
Fakat senin on savaşa
değer ey yurt, 1 karışın!”

“…
Şimdi sen söyle, söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve 1 bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!”

Ruhu şad, ismi daim olsun. Yazımız ninni mahiyetinde olsun 🙏

Sadık Aktunç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Mehmet 7 Şubat 2018 at 13:11

    Kusursuz..

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan