Sentez

Sen-Ben

12 Ağustos 2018
Sen-Ben


Sen-Ben | Diyalog

– Bekledim,

Aylarca nefes alamadan, yürüyemeden, konuşamadan bekledim! Sen giderken boğazımda hırıltıyla çıkan ‘ölüyorum’ feryatlarından çıkan nefesim geri gelmedi! Uyudum, uyandım, gittim, geldim, sustum, konuştum ama içim öldü bir kere. Sen giderken yatağa bağladım ruhumu. Hastalıklı halinde kimseye zarar vermesin diye. Birkaç ay beynimi uyuttum, durdurdum yaşamımı! Bitkisel hayatta kaldı. Uyandırdım sonra, bir kaç damla sen verdim ilaç niyetine, sensizliğin sarsıntısından paramparça olmasın diye.

– Gittim!

Bağlandıkça kaybolduğumdan, hayatımı, eski beni özlediğimden gittim. Sevdim seni, sevmek şen şakrak kahkahalardı yüreğimde. Her anda içine akıyordum, içime akıyordun. Giderken de seviyordum seni ama artık o kahkahalar gelmiyordu içimden. Sevmek, seni sevmek, cam bir fanusun içinden sadece denizi izlemekti. Güzeldi, keyifliydi ama hapisti işte. Gittim, seni sevmediğimden değil, kendimi, hayatımı, senden daha çok sevdiğimden, vazgeçilmezim olmandan korktuğumdan gittim!

– Ölüm,

Her ölüm yavaş ölümdür demişti biri ya da yazmıştı hatırlayamıyorum. Senin gidişinle ölmenin soyut kavramını da çözdüm. Somutluğa ulaşmamanı dileyerek felsefeyle, psikolojiyle, dünyada ne kadar bilim, ilim varsa onlarla oyaladım kendimi. Ölen yarımın yasını zaten büyük bir boşlukta sindirmeye çabalıyordum. Iki ayrı benle yaşadım. Hiç bir ölü geri dönmez biliyorum ve gidişiyle bıraktığı yerde adeta bir göktaşı düşmüş, büyük bir delik açılmış ve kapanmayacakmış gibi duran tahrip olmuş bir boşluk bırakır. Elimi içime her uzattığımda bu boşlukta ateşlerde yandım, cehennemimi yaşattın bana, ateşlerde yakarak!

– Unutmak,

Giderken kaybettiklerimi biliyorum elbet. Içinde yaktığım ateşi de. Sönecekti mutlaka, unutacaktın, belki birkaç gün, belki birkaç ay, o kadardı çekeceğin sancı. Yolunu çizecektin. Beklentilerine cevaplar bulan biri de çıkacaktı karşına. Ruh eşin olacaktı senin bir başkası. Dokunacaktı sana, yüreğine, bedenine. Sende, kuytularında kaybolacaktı. Unutacaktın beni. Anmayacaktın adımı. Biliyordum böyle olacaktı. Ben, gidince senden, denizlere attım kendimi, dalgalarda özgürce yüzdüm. Nehirler karıştı denizime, geri çekildi sonra. Ben bağlanamazdım, senden gidince anladım!

– Savaş,

İç savaşlar yaşadım, çok yönlü saldırdı, parçaladı, hırpaladı ruhumu. Her savaşta olduğu gibi masumların öldüğü, çok kanlı bir savaş oldu bu. Yarımı, yarınımı, sevgimi, inancımı, umudumu, saygımı kanlar içinde bıraktı. Bir yanım seni istedi hep, sana rağmen seni seven yanım sevgi diledi içten içe, görmek için seni dualar okudu, hayaller kurdu. Ve hep bekledi, bir gün gelirsin diye, bir haber bekledi. Hiç gelmeyecek, hiç duymayacak birini bekledi ve hep savaştı, yenildi! Yeniden, yeniden, yeniden hep savaştı!

– Aşk,

Aşka aşıktım ben! Süreklilik olması mühim değildi benim için. Bir aşktan diğerine kolaylıkla geçebilirdim, geçtim de. Her aşk başka bir özgürlük benim için, her aşkta ruhumu, bedenimi tazeliyorum. Bazen bir bakış, bir gülüş başka bir aşka gitmeme neden olabilir, hep gittim, giderim de, ben böyleyim. Aşkı yaşamayı seviyorum. Senin sularındayken yaşadığım aşkın heyecanı bitmişti, suni dalgalarla hareketlendirmeye çalıştığım her çaba, içimdeki aşkı bitiriyordu. Ki ben böyle seviliyor olamazdım, sen böyle öyle yaşadığın, anlattığın gibi sevmiş olamazsın, böyle bir aşk yok, öğrenmişsindir sen de. Aşklar biter!

– Sevgi,

Büyük sevgilerin acısı da büyük oluyormuş öğrendim. Bir şey daha öğrendim, çok seversin, bir kere seversin ömründe böyle, sadece ‘o’ dersin, o olsun dünya dursun ve o mutlaka gider, olamaz, sevemez sen gibi ve çok sevdiğin senin olamaz asla, öğrenirsin işte böyle sevmek her kapıyı açmaz. İki taraf aynı oranda sevmez, hep bir taraf daha çok sever, daha az seven taraf da gider. Sevgimi çaldın sen, sevgiye inancımı çaldın ve gittin!

– Hayat,

Hayat bu! Öyle üzerinde derin derin düşündürmeyi gerektirmez ki. Düşünülmeye değmeyecek kadar kısa. Hep dediğim gibi sana ‘Ânda yaşa’. Ben yaşadım, yaşıyorum da. En güzel anlarımı yaşadım seninle, anlarımı en mutlu anlarla doldurdun, sevdin, şımarttın, ruhumu besledin kalbinle ama ‘AN’dı işte, anları biriktirip, zamana yayamam ben, hayat boyu anarım seni belki ama yine anda olur bu! Bir an için tüm hayatımı değiştiremem. Sen de değiştirmemelisin, yaşamlısın sadece, düşünmeden, nasıl gelirse, öylesine. Anlarda takılıp kalma, anınında yaşa, unut geçmişindeki anları.

– Hayat,

Olamamışlığına adanmış bir ömür var şimdi önümde. İlk zamanlarda olmaycağına inandığım gibi. Hayat, belki de sana adadığım yıllarımın yasından çıkıp, -kendimle barışırım bir gün!

– Hayat,

Kendime adadığım bir ömür var şimdi önümde. Sana duyduğum aşkı, başkalarına da duyarım belki, büyük büyük sevdim seni ve bitti içimde bir gün. Unutma sen de her aşk biter bir gün!

Özge Can

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz