Kırmızı

Dilekler Dil(l)enir

19 Aralık 2018

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, B.B. King – Happy New Year dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Dilekler Dil(l)enir | Dilek

Çok sevdiğim 1 ritüeldir.
Dilek dilemek.
Her an.
Her fırsatta.
Her durumda.
Türlü türlü sebeplerle.
Ve bilhassa yeni 1 yılın arifesinde.

“Söz uçar, yazı kalır..” cümlesini farklı yorumlayan 1 bünyem olduğu için, sözün de aslında fikrimin ucundan süzülüp, dilime dökülüp, 1 kuş kanadına takılıp, uçup, bilmediğim diyarlara göçüp gittiğini düşünmemekteyim bir süredir.

Yıllar içinde daha olgun 1 biçimde beynimi kullanmaya başladığımda bilhassa, anladım ki aslında “söz söylemek” zannedildiğinden daha kıymetli bu hayatta.

İnancıma göre, dünyaya gelişimizle birlikte, hepimize ait 1 defter açılıyor evrende ve ağzımızdan çıkan tüm sözler; noktasına, virgülüne, vurgusuna dek 1 şarkının notaları gibi tek tek diziliyor sırayla birbirinin ardına büyük 1 incelikle.

Ve sonra zaman içinde o sözler birer eylem, durum, davranış, konu, hadise yahut kişi olarak çıkıyor karşımıza.

İstisnasız, mutlaka ve mutlaka.

İnsan bunu belki ilk gençlik yıllarında; o harala gürele arasında, türlü türlü ruhsal, zihinsel, sinirsel, karaktersel dengeleri kurmaya çalışırken çok da algılayamıyor ama yaş ilerledikçe fark ediyor ki 1 süre evvel ağzından çıkan 1 cümle, pat diye ve ba(ğ)zen de senden tamamen bağımsız 1 biçimde, geçmiş oturuyor karşında.

Dileklerini sadece içinden geçirmekle kalmayıp, yüksek sesle ve hatta gökyüzüne bakarak, kollarını 2 yana açmak suretiyle, göğüs kafesini şişirerek de haykıran biri olduğum için, şu yukarıdaki olgunluğa erişene dek, yine şu yukarıdaki şekilde, cümlelerin karşıma 1 oturup 1 kalkışını da defalarca, ba(ğ)zen kahkahalarla, ba(ğ)zen gözyaşlarıyla, ba(ğ)zen şaşkınlıkla izledim.

Ve artık gururla söyleyebilirim ki; sanıyorum kendimi dilek dilemek konusunda epey terbiye ettim.

Bu bilince de şöyle eriştim.

Her yıl tam da bu zamanlar, tüm dileklerimi 1 kağıda madde madde, uzunca 1 liste halinde sıralarım.

Listeye; aklıma o an gelenleri, çok zamandır aklımdan geçenleri, içimde kalmışları, geçmiş seneden artanları, bu seneye sarkanları, “yürü be kim tutar seni..”leri, “bunu sen yapamazsan hiç kimse yapamaz..”ları, “senin Adriana Lima’dan neyin eksik? Kaldır dambıl ”ları, çek şınavları, “sen çölde nilüfer, gölde kaktüs yetiştirebilirsin çekirge..” minvalinde halüsinasyonları da ekleyerek tıka basa doldurup, kapağını kapatırım ve demlenmeye bırakır(d)ım.

Onların listemin içinde demlenmesiyle yetinmeyip 1 de dağ başı bulup, olmadı gece vakti evin balkonuna çıkıp soğuktan birbirine vuran dişlerimi kontrol etmeye çalışarak göğsümü kabarta kabarta haykırır(d)ım (evet sevgili Yeşilköy halkı, yılda 1 kez gece yarısı, zamansız öten horoz misali sizi uykunuzdan uyandıran o kişi ben(d)im.. 🙂🙂

Hayatı kabuğuyla yemeği seven heyecanlı ruhumdan sızan bu yüksek dozda hayal gücü içeren hallerimi seviyor olmama rağmen son senelerde, yıl biterken, kendi kapanış değerlendirme toplantımı yaptığımda gördüm ki, listedeki pek çok dilek, aslında ilk dilendikleri haldeki duyguyla etki etmemişler yaşamıma.

Çok sevineceğimi sandığım 1 dilek gerçeğe dönüşünce beni çok üzebilmiş. Çok zor olacağını sandığım 1 dilek kolaylıkla gerçekleşmiş. Çok çabalar sarfettiğim, meğer hiç gerçekleşemeyecek olanmış. En hayal mahsulüm gerçeğe en yakınmış. Hep hezimet değil ya, en güzel dileğim yine en güzel dileğim de olmuş arada. 🙂🙂

Bu ve benzeri sonuçlarla dolu 1 karneyi tutuşturunca gitmekte olan 1 yıl elime, dedim ki kendi kendime, sen yine hayal et, sen yine içinden geçir, sen yine halüsinasyonlar gör, sen yine yaz, lakin bu kez 1 de aklın süzgecinden geçir haykırmadan önce söz ile biraz..

Zira yaşadığım ne varsa hayatım boyunca; öğrendim ki, benim tarafından dil(l)eniyor, benden çıkıyor, evrenin sonsuzluğunda dolanıyor, vücut buluyor ve sonra yine bana dönüyor..

Şerriyle yahut hayrıyla.

O vakit dilekler dil(l)ensin bakalım..

Sağlıkla ve mutlulukla..

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 19 Aralık 2018 at 08:06

    Bir de seni yıllardır tanıdığım iddiasındaydım… Meğer benim bildiğim Nurdan’ın en dış katmanıymış. Her çarşamba yazılarınla katları açıp, önümüze koyduğun içsel Nurdan’ları tanımak keyifli keşiflere dönüşüyor okuyan için. Bu kadar korkusuz, sansürsüz, idealize etmeden kendini paylaştığın için teşekkür ederim, editörün değil okurun olarak. Samimiyetin giderek kendini küçük taklitlerine bıraktığı günümüzde gerçeği sunan ender cesur ruhlardansın…
     
    Ayrıca her yıl sonunda gerçekleştirdiğin ritüele bayıldım 👌🏻 Bir sene o çığlığı beraber atalım şeker 😉

  • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 19 Aralık 2018 at 21:36

    canım didoşum 🙂 gülümsettin beni yine 🙂
     
    kendimi 1 enginara benzetiyorum çoğu zaman ben de.. 🙂🙂
    hem güzel, hem de şifalı 1 bitki olması, kalbi de cabası 🙂🙂 di mi 🙂 (yazar burada kendini methediyor 🙂🙂)
     
    ben teşekkür ederim, bu sitedeki editörlük kimliğinden ziyade, her yazımı içtenlikle okuduğun ve yorumladığın için..
     
    ruhlarımız belki başka 1 hayatta da karşılaşmıştı ki bu kadar tanıdıklar birbirine ve söz veriyorum, o yolculuğa da çıkacağız, dilek çığlıkları da atacağız 2019’da birlikte 🙂🙂

  • Cevapla Ahmet Yonca 20 Aralık 2018 at 19:41

    Söz “Hayatın tüm işlevlerini yöneten” Tanrıdır. Emir de, Kötülük de, Aşk da, Sevgi de, SÖZ ile yön buluyor. Aynı burada dileğimizi dillendirdiğimiz gibi…
     
    Uzadı uzadıya daha da okumak istedim…
     
    Çok güzeldi…

  • Cevap Yaz