Bir Katre Hayat

Televizyon İzlemenin Faydaları

15 Haziran 2019
televizyon izlemenin faydaları

Bugün dersim yoktu okula gitmedim. Şöyle televizyonu açayım da bakalım ne varmış, dedim. Demez olaydım kardeşim. Kanal kanal gezdim; malum yaz tatili gelmekte, evde bol vakit geçireceğim. Bundan sonra kendimi hep kitapla mı eyleyeceğim, değil mi ama?

Televizyondaki sabah ve öğle kuşağı şahaneymiş meğerse.

Lakin, gözden bir şey kaçmasın; her kanalı gezeyim derken gözüm bir deli saçması kanala takıldı. Çıkmış bir kaç aklıevvel, entel dantel bilmiş bilmiş konuşmaktalar; üstelik de diğer kanallarda en renkli programların boy gösterdiği saatler. Almışlar ellerine sazı şikayet etmekteler. Neymiş efendim; toplum cahilmiş, okumuyormuş, gençlik nereye gidiyormuş, kuraklıkmış, fakirlikmiş, miş… miş… de, miş… miş…

Dayanamadım şu ukalalara bir bir cevap yazayım dedim.

Bence siz yanılıyorsunuz çok bilmiş kardeşim. Tertemiziz biz. Pirüpak. Alicenap devlet büyüklerimizi dinlemiyorsun herhalde? Dünyanın hiçbir yerinde bizim ülkemizdeki düşünce özgürlüğü mevcut değil; fazilet, ahlak, erdem desen her çeşit politikacılarımızın paçasından akmakta. İcat çıkarıyorsun, gereksiz provokatif isyanların müsebbibi oluyorsun. Bu gereksiz müşkülpesent hallerden kurtulmanın reçetesi bende saklı, bu reçeteyi harfiyen uygula ne gam ne keder…

Sabahları tok karna televizyonunu aç, bir doz şöyle güzel bir magazin programı seç.

Hiç gidemeyeceğin beachler’de lahmacun, ayran fiyatını öğren ama şaşırma. Gereksiz aşırılıkta estetikli kadınların, kediye dönüşmüş yüzlerini görerek güzellik anlayışın değişsin, her gün bir ünlünün diğer bir ünlü ile kavgasındaki gelişmeleri sakın kaçırma (uzun süre izlemezsen kopukluk oluyor, kendini cahil hissediyorsun ki bu cahillik, hiç de makbul bir şey değildir magazin camiasında); kim ne giymiş, şık mıymış, rüküş müymüş bilmek çok çok önemli mesele, sakın atlama; evde çocuğuna ahlak, terbiye anlat ama onun yanında “ünlü”lerin ahlaksızca, kimin elinin kimin cebinde olduğunu bilinmediği yaşamlarını izle; tutarsızlık sayılmaz asla.

Yok bunlar seni sıktı mı? Çocukları okula gönder eşini işe yolla; yap kahveni, bundan bilmem kaç sezon önce yayınlanmış dizinin herhangi bir bölümünü izle, mis. Ben bu dizinin önceki bölümlerini seyretmedim diye endişeye de mahal yok; elbette formül basit aslında çok çok çok zengin bir ailenin okumuş, dokumuş, yurt dışında master yapmış yakışıklı oğlu kenar mahalleden eğitimsiz, dürüst ve gururlu kızına aşık olur. Gerisi ise bol entrika, bol gözyaşı, bol ajitasyondan ibaret zaten.

Televizyondaki diziden mi sıkıldın; aç Instagram’ı, dünya parmaklarının ucuna gelsin.

Bir de bu platformda kendini çok önemli, bilgili ve özgür hissedebilirsin. Birini mi kıskandın? Ahlaksızca saldırabilirsin. Birisi senin aksi bir görüşü mü savunuyor; ağzına (pardon parmağına) geleni yazabilirsin. Hatta bu alemde senin engin görüşlerini paylaşan kocaman bir güruhla birleşip haksız bir linç kampanyası bile yürütebilirsin.

Kadın cinayetlerinin veya şehitlerin haberlerini sosyal sorumlulukla kınadıktan hemen sonra arkadaşlarınla güldüğün eğlendiğin fotoğrafları da paylaşabilirsin. Allah’a inancını dosta düşmana göstermek için kıldığın namazı gösteren bir fotoğraf paylaşımı yapar sonra da bikinili pozlarınla nasıl ileri görüşlü olduğunu gösterebilirsin. Örneklerle sıkmayalım. Kısacası bu platformda özgürsün; yürü yürüyebildiğin kadar. Sana hayran, senin yaptıklarını onaylayan takipçilerin çok sevgili fenomenim.

Televizyonda bu dizileri izleyen, Instagram ve YouTube’da sörf yapan gençlerin de gelecek planları muhteşem, ufku geniş oluyor elbette. Okumak vakit kaybı. Çalışmak kölelik. Her türlü lüks onların doğal hakkı, bu tip aydın gençlerimiz için. Kolay yoldan para kazanmanın ilmini çözmek ise gerçek bir kültürün delaleti.

Kolay yoldan para demişken kızların ve oğlanların idealleri de şahane gerçekten.

İdolleri; Şeyma Subaşı, Acun Ilıcalı, Nusret, Enes Batur, Mesut Özil elbette. Malumunuz bu kişilerin eğitim, kültür seviyeleri örnek teşkil etmekte. Bu etkin ve yetkin kariyer planını bir tek gençler mi yapıyor sanıyorsunuz. Artık aileler de çok bilinçli; yavruları daha bebekken ajans ajans gezerek çocuklarının kariyer planına destek olmaktalar, daha ne olsun?

Onlar da haklı aslında. Her yıl değişen, bir önceki yılı aratan tutarsız eğitim sisteminde dirsek çürütüp yıllarca okuyorsun, köşedeki mantıcı kadar para kazanamıyorsun maalesef. Benim okulumda hademe olan babanın oğlu öğrencim. “Hocam o kadar okumuşsun da ne olmuş? Benim babam ortaokul mezunu olmuş, neredeyse sizin kadar maaş alıyor.” dediğinde gençlerin ne kadar akıllı olduklarını anladım ama kendim için biraz geç kalmıştım maalesef.

Türkiye’nin en iyi üniversitesinde inşaat veya mimarlık okusanız da yurt dışında eğitiminizi güçlendirseniz de; bir gün lise eğitimini bile tamamlamamış bir inşaat firmasının zengin sahibi, bir reklam filminde onca eğitimin ürünü projeleri elinin tersiyle iterken, alt mesajda eğitimi de had tanımaz bir kibirle çöpe atıverir. Bunu izleyen gençler ve “çok bilinçli” ebeveynler de zihinlerinde zaten zor olan ve ekonomik açıdan külfetli eğitimi böyle çöpe atarlar işte.

Gündüz kuşağının lezzetli sosu; bilinçaltına kapitalist sistemin mesajlarını taşıyan kurnaz Tanrı Hermes’in, reklamlar vasıtasıyla kültür düzeyimize katkılarını da yadsımamız gerekir elbette. Benim güzel ülkemde, vatan ve millet için hayati kararların alındığı meclise girmek için ilkokul mezunu olmak yeterli; daha ötesi var mı? Bu bile eğitime verdiğimiz değerin en güzel delaleti değil de nedir ki?

Evet; magazin, dizi, reklam sizi sıktı mı sakın üzülmeyin Türk televizyonları sizi hiç mahzun bırakır mı?

Aç sabah ve öğle kuşağı kadın programlarını vur patlasın çal oynasın, sen alamadığın avakadonun nelere faydalı olduğunu öğren doktor programlarında kültürün artsın. Kim demiş Türkiye’de toplum kültürsüz diye? Bak sağlık programları sayesinde her evde bir doktor, bir güzellik uzmanı var. Köşeyi dönen başarılı. Altı gezegen bilen astroloji uzmanları okuyan kültürlü kesimin timsalidir çok şükür.

Olmadı mı? Memnun edemedik mi kardeşim seni?

O zaman, gelinleri ile dirseklerine kadar altın renginde bilezikleri ile yarışan kaynanalarının muteber kaynanalar olarak ekranda ahkam kesmelerini seyret, eğlenirsin belki. Bak tarih boyunca ülkeler savaşıp barışmış ama gelin kayın valide müessesenin yıldızı barışmamış, bu yüzden bu mevzuyu daha derin incelemek istersen akşam üstü yayınlanan yemek programını da sakın kaçırma. Kadının düşmanının, kadın olduğunu bu programda daha net bir şekilde anlar gardını ona göre alırsın hayatta. Bir çok eve girmeyen etlerin, balıkların sanki mundar gibi nasıl deşildiğini izler, afaki olarak karnını bile doyurabilirsin.

Kayınvalidelerin güç ve iktidar savaşları mı daha gerçekçi yoksa şu dünyayı sallayan “Game of Thrones” savaşları mı daha gerçekçi?

Allasen söyle sevgili hemşehrim!

Bir de gündüz kuşağının ünlü dedektif Sherlock Holmes’e pabucunu ters giydirecek hafiyelerinin ciddiyetle yönettiği reality show’larını da atlamamak gerekir. Aslında bu programlar çoğalsa, Türk polisi çekirdek çitlerken cinayetler çözülüverecek öyle değil mi? Bu programlara bakınca, yurdumuzun her köşesinde aldatma, kavga, cinayet, tecavüz münferit olaylar olduğunu anlıyoruz, sonra aynı ülkede mi yaşıyoruz diye düşünmeden edemiyoruz.

İki cümleyi bir araya getiremeyen cahil insanlar, kan donduran, iğreti eden, ağzı bir karış açık bırakan olayları anlatırken; çocuklarımızı niçin okutuyoruz diye düşündüğünüz olmuyor mu? Biz bu insanların çocuk büyüttüğü ülkede çocuklarımızı ahlaklı, dürüst, çalışkan, eğitimli bireyler olarak yetiştirelim; doktor, öğretmen, hakim, öğretim üyesi oldular diye gurur duyarken; cahil çoğunluğun büyüttüğü gençler, bin bir güçlükle yetiştirdiğimiz doktora saldırsın, olmadı öğretim üyesini bıçaklasın, öğretmeni vursun ne âlâ memleket öyle değil mi?

Karnını doyurup belli bir yaşa getirip büyütmekle; ilgiyle, sevgiyle psikolojisini düşünerek yetiştirmek bambaşka şeyler ama ne acıdır ki “büyütülen” ve “yetiştirilen” iki farklı nesil aynı ülkede yaşamaya mahkum. Bilinç düzeyi gelişmemiş, eğitimsiz, muhakeme yeteneğinden yoksun çoğunluğun seçimlerinin hakim olduğu bir ülkede; bilen okuyan, araştıran, sorgulayan bireyler yetiştirmek beyhude bir çaba gibi gelmiyor mu sizlere de?

Amaaan enseyi karartmayın sakın!

Düşünmek, sorgulamak, tenkit etmek bizim gibi sade vatandaşın neyine; tefekkür et, şükret, dua et. Malum dersaadet kapısı yedi düvele namzet, iftihar et. Dar gelirli açmış, sosyal güvenlik yokmuş, ülkenin neredeyse yüzde 20’sinden (16 milyondan çok kişi) fazlası açlık sınırının altındaymış, yüzde 60’ından fazlası da (48 milyondan çok kişi) yoksulluk sınırının altında yaşıyormuş, gençlerin %24 ü işsizmiş ne gam…

Lütfen huzurumuza paralel bir nifak sokmayınız. Koyun sürüsüne dadanan zeki tilkileri sevmeyiz. Biz çobanlarımız ile bahtiyarız. Germeyin, yormayın, üzmeyin lütfen…

Açın televizyonu ohhhh…. Vur patlasın, çal oynasın…..

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 15 Haziran 2019 at 14:13

    Şenül bayıldım 👌🏻👌🏻👌🏻
     
    Toplumumuzun vahameti ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Trajikomik yazın hem gülümsetti hem de realite çarpması gibi sarstı. Eleştirel aklına, derleyen ruhuna sağlık canım 👏🏻👏🏻👏🏻

    • Cevapla Şenül Korkusuz 15 Haziran 2019 at 15:07

      Çok teşekkür ederim. Ben de yazarken hem keyiflendim hem de hüzünlendim, ne yazık ki arada derede bir garip topum olduk. 😊

  • Cevapla Hülya Erarslan 15 Haziran 2019 at 16:44

    “Faydaları mı?” diye şaşkınlıkla ilgimi çekti başlık. Okuyunca anladım, hakikaten faydalıymış aslında bir açıdan. 🙃

    • Cevapla Şenül Korkusuz 15 Haziran 2019 at 17:05

      Aynen öyle, nasıl baktığımız çok önemli 😉

  • Cevapla Yalçın 15 Haziran 2019 at 16:53

    Her zamanki gibi mükemmel gözlem ve ufkumuzu açan bir değerlendirme olmuş sayın hocam. Özellikle farkında bile olamadan çocuklarımıza aşılanmasına imkan tanıdığımız olumsuz örnekler konusunda herkes üzerine bir parça pay alabilse keşke.

    • Cevapla Şenül Korkusuz 15 Haziran 2019 at 17:06

      Keşke…. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim ☺️

  • Cevapla Beril Erem 16 Haziran 2019 at 19:54

    Şenül’cüğüm bir kere senin bu sarkastik diline bayıldım, önce onu söyleyeyim😉
     
    İtirafediyorum.com:
    Ben de belgesel izleyip, kitap okuyarak kendimi eylemiyordum her zaman.
     
    BBG Evi’ndeki Doğa Bey’in smokinli, entellektüel görünümüne kanıp Survivor sarmalına kadar ilmek ilmek ördüğüm bir “prime time” hayatım vardı benim de bir zamanlar. Hatta ben artık bu konuda bir üst seviyeye çıkıp, Amerika’daki “The Bachelorette” gibi şovları falan da izlerdim.
     
    Ve inanmayacaksın, ben o dönem bir dergide disipliner “mizah” yazıyordum 🤣🤣🤣
     
    Çok şükür kurtuldum.
     
    😁😁

    • Cevapla Şenül Korkusuz 16 Haziran 2019 at 20:54

      Ne yapalım hayatın gerçeklerinden bir yere kadar kaçabiliyor insan. 🤪
       
      Biz izlerken eleştirebiliyoruz, ya hayranlıkla izleyenlere ne demeli? Asıl trajedi bu bence 😉

    Cevap Yaz