İnce Mevzu

İhtiyarlık Geçmezmiş

8 Ağustos 2019

ihtiyarlık

Bazen insan kendini ihtiyar hissediyor. Sanki 1000 yıl yaşamış gibi. Sanki elleri, yüzü kırış kırış olmuş, sesi billurluğunu yitirip çatallaşmış, gözünün ışıltısı sönmüş gibi. Bazen… Hepimize olur. İhtiyarlık… Bilirsiniz işte.

Bazen çok uzun sürer. Bazen küçük bir zaman dilimine sıkışıp kalır. Bazen kendiliğinden geçiverir. Anlamazsın, bir bakmışsın yaş yeniden 25.

Sebepli, sebepsiz ihtiyarlarsın.

Bazen hiç sebep yokken oluverir böyle. Gelir çöker ihtiyarlık üzerine. Bazen gerçekten baba bir sebebi olur. Bazen biri yüzünden, bazen bir ihanet, bazen özlem, bazen etrafındaki herkes yüzünden olur.

Bazen affedemediğin için olur. Bazen affedilmediğin için. Bazen kendi yediğin bir nane yüzünden; bazen senden bağımsız hayatın telaşı yüzünden, bazen ise sadece senin yüzünden olur, senin kör düşüncelerin yüzünden…

Yorulursun. Canın çekilir. Dünya yansa kafanı çevirip bakmazsın. Gün doğar, batar, mehtap çıkar, yıldızlar gökte yanar, sen yine bakmazsın. Farkında olmadan elinden uçar gider zaman. Zaten ihtiyarsın ya, artık zamanı da önemsemezsin.

Sen ihtiyarsın, o genç.

Yazmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek zor gelir. Hatta bazen en zor olandır dinlemek. Dinlediklerine verecek bir cevabın da olmaz çoğu zaman. İhtiyarlığın karşındakine de sirayet eder. Kendi sönüklüğün yetmezmiş gibi onu da takarsın koluna. Kendi suskunluğun yetmezmiş gibi onu da susturursun.

Bazen direnir kolundaki sana. İhtiyarlamak istemez canı. Tüm durgunluğunla her seferinde duvara da çarptırsan sen onu, o yeniden dikilir ayağa içindeki yaşama hevesiyle. İçten içe sinir olursun. Nasıl yıldıramadığına sen bile şaşarsın!

İnat eder, sana da hayatı sevdirmek ister. Tutup yakandan sarsmak, kendine getirmek. İzin vermezsin. İtersin her seferinde elinin tersiyle. Yazık, öylece kalır bir müddet kenarda. Sonra yeniden canlanır. Gelip tutmak ister elini, tutturmazsın.

Polyanna mısın sen?

Kalbini karartmıştır ihtiyarlık. Karşında gözleri dolu dolu sana bakan, sana hevesli, seni sevmeye hevesli genç insana yapmadığını bırakmazsın. İstersin ki illa o da ihtiyar olsun senin gibi. Hayattan geçsin. Dalga geçersin sana her gülümsediğinde, “Polyannacılık oynamakla geçmez ömür” der durur, sonra da kendi söylediğine kendin inanırsın. O inanmaz.

Sonra bir gün, bir sabah kalktığında bir de bakarsın ki artık ihtiyar değilsin. Cildin pırıl pırıl, ellerin yine güçlü, kahkahan geri gelmiş, gözünde cayır cayır aşk ateşi. O heyecanla koşar gidersin karşındaki genç insana. Artık sen de genç olduğuna göre karşı karşıya gelme zamanınız da gelmiş demektir.

Gençliğine, cesaretine, aşkına inanamadan ama sonunda istediği o ana ulaşmış genç insan dünyanın en mutlusu ve en Polyannası olarak oturur karşında. Dünyanın en güzel cümlelerini dünyanın en güzel gecesinde ona söyler, en güzel geceyi dünyanın en güzel busesiyle bitirirsin.

İhtiyarlık geçmezmiş.

Sonra ertesi sabah kalkıp da aynada yine aynı ihtiyarı gördüğünde sen şaşırmazsın belki ama bunu anlamakta güçlük çeker o genç insan. Anlar ki senin gençliğin de kelebeğin ömrü kadarmış. Bir gün. Ve sen bir kelebeğin ömrüne sığdırmışsın aşkı…

En derin sevgilerimle…

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz