Turizm

Girne Antik Liman Arka Sokakları ve Kaybolmakta Olan Girne Özümüz

12 Aralık 2019

Yazı: Girne Antik Liman | Yazan: Doç.Dr.İsmet Esenyel

Biraz Ege Alaçatı, Biraz Turizm yazımın bu kadar etkili olacağını bilsem, Alaçatı’ya daha önce gider, görür ve o yazıyı çok önce kaleme alırdım. Öylesine pozitif bir algı oluşturdu ki yazı amacına kesinlikle ulaştı. “Biz de Girne liman arkasını, böyle bir turizm ürününe dönüştüremez miyiz?” diye soran bir okuyucumuzu dinleyerek ve açıkçası etkilenerek elimde fotoğraf makinem ile düştüm yola. Bu serüvende hem mutlu olduğum hem de çok üzüldüğüm kareleri yakaladım.

Girne Turizm Meslek Lisesi

Şaşırdığım ve biraz da kendimi sorguladığım Girne Turizm Meslek Lisesi…

Geçen yıl aralık ayında açılan ve eski ismiyle “Pratik Sanat Okulu” olan Girne’deki Turizm Meslek Lisesi, mükemmel bir yere konumlandırılmış. Adeta İngiliz döneminin tüm heybetiyle ayakta kalan şahane bir yapı. Böylesine güzel bir yerde (Anafartalar Lisesi’nin hemen yanı başında) olan ve misyon itibarıyla turizm öğrencileri yetiştirmeye yönelik olan bu güzel binayı geçenlerde ziyaret ettim. Uygulamalı gastronomi mutfağı da Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Ofisi tarafından finanse edilerek güzel bir donanım kazanmış.

Antik Limanın Arka Sokakları

Girne Antik LimanYoluma bu güzergahtan aşağıya doğru inerken; kestirme olsun diye Girne’mizin çoktan gülün dikeni diye adlandıracağım Ordu Pazarı karşısındaki sokağa girdim. Eskiler bilir, Zafer Çarşısı’ndaki sokak, hani Beycanlar diye başlayan bölgenin girişi.

Yıllardır bu sokağı unutmuş, adeta kendi kaderine terk etmiş olan bizler, aslında Girne’nin merkezini dolaşmaya çıkan turistlere de bu sokak ile eminim farklı algıların kafalarında oluşturmasına sebep oluyoruz.

Girne’nin kalbinde ama Girne’den çok uzak. Hızla Memduh Erdal Parfümeri’nin arkasından direkt eski alışveriş çarşısı (Bandabuliya) ve ver elini Girne’nin göbeğindeki daracık arka sokaklar.

Bu sokaklar, artık biraz daha sık seyahat ettiğimizden bana tamamıyla İspanya, İtalya, Rodos gibi yerlerin bire bir kopyası gibi geldi. Ne de olsa bu bahsettiğim turizm yerleri de orijinal Akdenizli’ydi. Tabi ki taşı toprağı, binası, dükkânları benzeş olacaktı ancak farklılıkları yazmazsam da bu köşeye ihanet olurdu açıkçası.

Yerel Yönetim Etkisi

Son zamanlarda gerçeği söylemek gerekirse; bu güzelim sokaklara güzel bir disiplin gelmiş. Ben bu sokakları iyi bilirim. Geçmişte çok ağır da eleştirmiştim, ne hale düştüğünü de yazmıştım ama bu kez en azından bu güzel dokuya bir Akdenizlilik gelmiş. Hep vardı aslında ama bu sokaklarda hayat sürenler şimdi buraların kıymetine mi vardı, diye düşünmeden edemiyorum.

En fazla dikkatimi çeken ise; geçmiş ziyaretlerime göre daha temiz ve şekil disiplini olan kafe ve küçücük restoranların tabelalarından tutun da menü ve fiyat listelerine kadar güzel bir armoni içerisinde olmalarıydı.

Belki bilerek değil ama gerçekten bu sokaklarda yürürken, çöpler alınmış, sokak araları tertemizdi. Bu vesileyle yerel yönetim çaba veriyor anlaşılan. Temmuz 2015 yılı itibarıyla yapılmaya başlandığı üzerindeki yazılardan anlaşılan, “Girne Antik Liman’ın arka sokaklarına hayat veriyoruz” sloganıyla belediyenin buralara yeni hayat yaratmak için çıktığı ilanlar da gözümden kaçmadı.

Belli ki Girne Belediyesi buraların öneminin farkında ama yeteri kadar bölgenin rehabilitasyonuna ne yazık ki önem verilmemiş. Örnek verecek olursam, Girne eski şehir merkezinin (Old Town) içerisinde kalan bu güzelim binalar, beyaz yerine açık kahverengiyle boyanmaya başlanmış. Birkaç evde değil, dört-beş evde gördüm ve bu güzelim dokuya hiç ama hiç yakışmamış. Derhal müdahale edilmeli ve bu renk cümbüşü ve kötü duruma bir son verilmeli.

Bu sokaklar mis gibi yasemin çiçekleriyle donatılmalı, rengârenk begonviller duvarlardan sarkıtılmalı. Bu sokaklar çiçek cümbüşü olmalı boya cümbüşü değil anlayacağınız.

Sokaklardaki Butik Oteller ve Pansiyonlar

Tabii ki olmazsa olmazlarımız konaklama yerlerimiz. Bu gezimde gidemedim ama burada aktif olarak çalıştırılan butik otel, pansiyon, kafe ve restoranların sahipleriyle de bir araya geleceğim. Bazıları yıllardır buralarda ve sahiplerini de tanıyorum. Ama gözüme takılan yenileri da var açıkçası. Hem dertlerini dinlemek hem de onların beklentilerini duymak beni mutlu edecek gerçekten. Tabelada güzel bir butik otelimizin duvarın üzerindeki kara tahtada fiyat listesi vardı.

Tek kişilik oda 100, çift kişilik oda 180 TL. Euro’ya çevirdiğinizde biraz önce bahsettiğim destinasyonlara kıyasla çok ama çok ucuz. Benzer destinasyonların butik otellerinde kişi başı 100 Euro’dan aşağıya günlük kalamazsınız. Bu yerlerde konaklarken; yürüyüş mesafesinde Girne’yi yaşayabiliyorsunuz, hem de doyasıya.

Girne Antik Liman’ın kalbindesiniz ve her yere de rahatlıkla ulaşıyorsunuz.

Girne Antik LimanBenim hayal ettiğim yerlere, bu güzelim sokakların dönüştürülmesi hiç de zor değil, memnuniyet verici bir diğer durum ise, turizm adına burada hummalı çalışmalar var, yeni kafeler ve restoranlar sokak aralarındaki yerlerini anlaşılan hızla alacaklar.

Dört burçtan bir tanesi olan Antik Old Town Burcu restore edilmeye başlandı.

Küçük bir taş kilise de (ismini hatırlayamıyorum) restore mi ediliyor, yoksa ayakta kalması için mi iskeleler konulmuş anlamamıştım, geçenlerde yaptığım bir şehir turunda bunların da tamamlandığını görmek beni mutlu etti.

Eski Eserler Dairesi’nden öğrendiğim kadarıyla Vakıfların kontrolünde olan bu bina için birçok dernek restorasyon başvurusunda bulunmuş. Bu çok önemli burç ise, Girne Belediyesi tarafından restore ediliyor.

Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Tüm sokakları sindire sindire, yavaş yavaş yürüdüm. Atlantis Otel’in hemen köşe başında duran ikinci burcun orada Girne Antik Liman’ın fotoğrafını çekerken, turistlerin hemen yanı başımda, ellerinde fotoğraf makineleri ve kameralarıyla benimle aynı heyecan içinde Girne Limanı’nı seyrettiklerini gördüm.

Ara sokağa daldığımda öğle ezanı okunurken, ne zaman geri döneceğim diye içimde bir özlem oluştu. Yazımı tamamlamak için en erken zamanda tekrar geleceğim.

Cafer Ağa Paşa Cami’nin yanı başından yukarı doğru çıkan sokağın hemen başlangıcında ise Girne Belediyesi’ne açılan güzergâh karşıma çıktı. Turistler eski belediye binasının oradaki kafeleri hınca hınç doldurmuş, bu güzel Akdeniz kasabasının baş döndüren hızla şehirleşmesine belki de sitem ederek, yüksek binaların gölgeleri altında çaylarını, kahvelerini, biralarını yudumluyorlardı. Kim bilir belki de kaç kat yükselen bu çirkin yapılaşmadan konuşuyorlardı.

Cumartesi gününe özgü insan kalabalığının arasında, ana caddede arabama doğru ilerlerken, yolların ve kaldırımların da yeterince temiz olmadığını gördüm. Girne, günlük hayatını yaşıyordu anlayacağınız.

74 öncesi nüfusu üç bin iki yüz elli olan küçük balıkçı kasabası, yerini nüfusu seksen beş bini bulan bir şehre bırakmıştı artık.

Hepinize turizm dolu günler dilerim.

Prof. İsmet Esenyel

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 13 Aralık 2019 at 01:44

    İsmet hocam, harika bir yazı olmuş her zamanki gibi, kaleminize sağlık öncelikle.
     
    Dediğiniz yerlerde biz de geçtiğimiz yaz başı dolaşırken aynı şeyleri düşündük. Sokaklar ve özellikle de binalar çok bakımsız ve atıl idi. Hatta aynı boya meselesini de konuştuğumuzu çok net hatırlıyorum. Bence ada mimarisinin rengi belli. Denizden esen tuzlu bembeyaz bir poyraz ve yaz akşamlarının sarımtırak sam yeli, pamuk şeker gibi bir gün batımı, turkuaz bir deniz ve ada sırtlarını kaplayan yemyeşil fundalıklar…daha ne olsun? zaten doğa vermiş bize renk kartelasını 🙂 Dilerim, liman arkası sokaklarda yakın gelecekte küçük jazz bar’lar, sanat galerileri, Kıbrıs’lı tasarımcıların dükkanlarını, ada mutfağının eşsiz lezzetlerini sunan butik restaurantlarını görürüz.
     
    Sizin yazdığınız gibi söyleyeceğim ama: Bunu yapacak potansiyel de kesinlikle var, yeter ki isteyin! 🙂

    • Cevapla İsmet Esenyel 18 Aralık 2019 at 16:22

      Müthiş bir kalem ve en az bir Kıbrıslı kadar içten bir anlatım.. Beril Hocam söylediğim gibi büyük buluşma özel bir günde 20-02- 20 tarihi Girne “SenVeBen.Biz”e gönül verenlere Kıbrıs’ta olsun.

  • Cevapla Emel Erem 14 Aralık 2019 at 15:27

    İsmet Bey, Girne için yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Birkaç dokunuşla da rakiplerinden geri kalmayacağına inanıyorum. Girne Belediyesi boyaları verse ve esnafı-halkı (liman ve çarşı için öncelikle) evlerinin görünen yüzlerini en azından boyamaya mecbur etse diyorum hep. Tabii Girne çok kozmopolit, son yıllarda fazlaca göç alarak büyümüş bir kent, dolayısıyla temizlik vs. belediyeyi zorluyordur. Ama çöp bidonları hiç mi temizlenmez, altlarından akan çöp suları hiç mi yıkanmaz, açıkcası biraz daha sıkı takip gerekiyor. Sonra bir de park sorunu, herkes gideceği yere olan son noktaya kadar gidip arabasını sorumsuzca kaldırıma park ediyor, bu son derece doğal olmuş, batıda arabalar için ayrılmış park yerlerinde siz de bilirsiniz kendi içinde bile ayrımlar var, yok beyaz çizgili yer şunun, mavi çizgili orada ikamet edenlerin, şu saate kadar vs gibi… Yani bunları da çözmek şart. Ben hiç araba çekildiğini görmedim, “herkes birbirinin tanıdığı o nedenle” diyen bile oldu!
     
    Çok uzun yazmış olabilirim ama ben adamı çok seviyorum ve kötü kullanımına da itirazım var. Girne Belediye Başkanı’na WhatsApp’tan msj atmıştım, no reply… Belki siz adada sürekli yaşayanlar, çeşitli bağlantılarla etkili olursunuz umuduyla, sevgiler.

  • Cevapla İsmet Esenyel 18 Aralık 2019 at 16:25

    Emel Hanım güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ediyorum. Başkanla, şu anda bir seyahatte olduğum için dönünce fikirlerinizi paylaşacağım. Kıbrısımız hepimizin.

  • Cevap Yaz

    %d blogcu bunu beğendi: