Satır Arası

Hayal Kırıklıkları

10 Ocak 2020
Yazı: Hayal Kırıklıkları | Yazan: Nalan Erpolat
Sonunda o gün gelip çatmıştı.

Üniversite sınavlarının sonuçları açıklanıyordu. Ekranın başında derin derin nefes alarak heyecanını yenmeye çalışsa da titreyen ellerine hükmetmeye gücü yetmiyordu. Çocukluğundan beri en büyük hayali olan Tıp Fakültesi’ni kazandığını görmesine belki de saniyeler kalmıştı; çok iyi bir doktor olacaktı. Hep beyaz önlükler içinde hayal ediyordu kendini, hatta rüyalarında bile sık sık boynunda steteskopla hastane koridorlarında koşuşturduğunu görüyordu. Ekranın görüntüsünün açılmasını beklediği 15-20 sn, ona saatler gibi gelmişti. Fakat hayır! O da neydi… Babasının ne olur ne olmaz diye zorla yazdırdığı Kimya Mühendisliği bölümüne girmişti. Bu imkansızdı. Nasıl olmuştu!!! Yıllardır doktor olmak için deliler gibi çalışmıştı. Bir daha sınava hazırlanacak maddi gücü yoktu, zaten psikolojisinin de bu stresi bir daha kaldırabileceğinden emin değildi. Dünyası başına yıkılmıştı. Kazandığı bölümü okuyacaktı…

Sonunda istediği gibi bir pozisyonda işe kabul edilmişti.

Bugün yeni hayatının ilk günüydü. Artık daha doyurucu bir maaş alacaktı, konum olarak da eskisi kadar çok insana hesap vermeyecekti, diye düşünürken ertesi gün bir üst konumdaki müdürün delici bakışları ve yargılayıcı sözleriyle karşılaşacağını bilmiyordu. O adamla konuştuğu andan sonrası tam bir sukutu hayaldi…

3 yıllık evli olan genç kadın, uyuyan 6 aylık bebeğine bakarken, evliliği bu şekilde düşünmemiş olduğunu fark etti.

Flört ederken son derece romantik, sevgi dolu olan kocasının, bu kadar ilgisiz olabileceği aklından bile geçmemişti. Hem ev işleri hem bebekle tek başına ilgilenmek zorunda kalacağını, kocasının her şeye bir kulp bulacağını bilmiyordu. Evcilik oynadığı günlerden beri hayal ettiği aileyi kuramamıştı.

Hayal Kırıklığı Sonrası

Her an, her konuda olmasa da hayal kırıklıkları hayatın parçalarından. Hiç hayal kırıklığı yaşamamış insan yoktur. Bazı hayal kırıklıkları küçüktür, tolere etmek kolaydır fakat bazıları hayatın tümünü etkiler ki bu durum birey için ciddi bir sorun oluşturur. İşte ciddi hayat mücadelelerinden biri bu noktada başlar. Ciddi diyorum çünkü bir iç mücadeledir bu ve aslında insanın içinde yaşayan her olgu ciddidir.

Hayal kırıklıklarından sonra iki seçenek vardır:

Orada saplanıp kalmak
Veya
Hayatındaki olumlu unsurları öne çıkarmak

Büyük hayal kırıklıklarından sonra gerçek olumlu unsurları görmek kolay değildir ama imkansız da değildir. Farkındalık ve cesaretle her insan bunu yapabilir.

Filozof Marcus Aurelius “Sana ait olmayanın peşinden koştuğunda, gerçekten sana ait olanı yitirirsin” demiştir. Bu sözden hiç hayal kurmamak gerektiği anlaşılmamalıdır. Hayatı besleyen güzel bir unsurdur hayal kurmak ama hayaller uğruna gerçeklere de sırtını dönmemelidir insan.

Umutlu Olmak

Hayal kırıklıklarından sonra insan hayata dair umudunu hiç kaybetmemelidir. “Ben umutsuz bir insanımdır zaten” sözünü sık sık söyleyip de kendine bu etiketi yapıştırmamalıdır çünkü umutlu olmak ya da umutsuz olmak insanın önüne geçemediği bir duygu değildir. Bilinçli olarak yaptığı bir tercihtir ve güçlü duran, sıkıntıların, dertlerin yıkamadığı insanlar hayatta, umutlu olmayı tercih etmiş olanlardır.

Hayattaki tercihleriniz hep umuttan yana olsun.

Sevgiler,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan