Akıl Tutulması

Söz Bipolarların | 3

3 Ocak 2020

Yazı: Söz Bipolarların | 3 | Yazan: İlhan Vardar

* Yazı dizisinin birinci bölümü için 👉🏻 Söz Bipolarların | 1
* Dizinin ikinci bölümü için 👉🏻 Söz Bipolarların | 2

Serinin ilk iki yazısında sadece kadın hastalara söz verilmesi şu soruyu akla getirebilir.

“Bipolar kadınlarda daha sık mı görülüyor?”

Hayır. Bipolar cinsiyet ayrımı yapmaz. Kadın ve erkeklerde görülme oranı aynıdır.

Psikiyatr Prof. Dr. Sibel Çakır; “Bipolar bozukluk yani halk arasında bilinen ismiyle manik depresif hastalığından söz ediyoruz. Yurtdışında bir sürü sanatçı bipolar hastası olduğunu açıkladı. Ancak ülkemizde hâlâ hastaların en büyük sorunu ‘damgalanma’dır. Aileler hastalığı gizlemek amacıyla hastaneye yatan yakınları için çoğu zaman etrafına “Tatile çıktı, köye gitti, iş gezisinde” gibi yalanlar söylüyor. Bu nedenlerle hem tedavileri gecikiyor ya da aksıyor hem de etraflarından gördükleri tepkiler yüzünden atakları tetiklenebiliyor. Ancak ilaçların düzenli kullanımıyla, düzenli terapiler ve doktor kontrolleriyle 15-20 yıl gibi çok uzun yıllar hiç depresif ya da manik döneme girmeden yaşayan hastalar da var.”

Dolayısı ile erkekler, kadınlara oranla hastalığı açıklayarak damgalanmadan çekindikleri için oran; hastalık sanki kadınlarda fazla imiş gibi görünmektedir.

Örneklerimize erkeklere söz vererek devam edelim.

Erkek | 29 yaşında | Evli ve 1 çocuk sahibi | Oto Yıkamacısı

Hastalığımı askerde öğrendim. Öğrendiğimde 20 yaşındaydım ve ağır depresyondaydım. İlk duyduğumda bir şey hissetmedim çünkü o an çok kendimde değildim. O zaman hastanedeyken, hiç alakam olmadığı halde bir yasadışı örgütün üyesi olduğumu söylemişim ama hiç hatırlamıyorum bile. Hastalığı kabullenmek zordu, “ben iyiyim” diyordum ama değildim.

Bazen çok sinirleniyorum ama bir şey yapmıyorum, çıkıp evden gidiyorum. Mani dönemindeyken aşırı derecede para harcamak istiyorum; çıkıp kilometrelerce yürüyorum kafam nereye eserse, çok az uyuyorum ve enerjik oluyorum.

Eşim bana çok destek oldu. Onun yerinde başka birisi olsa belki evlenmeden söylemediğim için terk edip giderdi. Evlenmeden önce 3 yıl hiç atak geçirmemiştim, tekrarlamaz diye düşünmüştüm, o yüzden hastalığımı ciddiye almadım ve söylemedim.

Hastalığın kötü bir tarafı da iş hayatında karşılaştıklarımız. Hasta olduğunuz evrede farklılaşıyorsun, sinirlenebiliyorsun ve hemen işine son veriliyor. Genellikle yakınlarım dışındakilere söylememeyi tercih ediyorum. İlacımı soranlara “Sinir var ondan kullanıyorum” diyorum.

Hastalık beni çok karamsar yaptı, “Bana ne olacak?” diye düşünüyordum ama doktorum bu endişelerimi giderdi. İlaç kullanarak 20 yıl rahatsızlanmayanlar olduğunu söyledi. Bu hastalığı yaşayanlar özellikle uykularına dikkat etsin. Uykuları bozulmamalı, iyi olduklarını düşünerek kendi kafalarına göre ilaçlarını bırakmamalı ve doktorunu ihmal etmemeli.

Erkek | 41 yaşında | Evli ve 2 çocuk sahibi | Otopark Görevlisi

Torna tesviye asıl mesleğim ama hastalığımdan dolayı belediyede otopark görevlisi olarak çalışıyorum.

Hastalığımı askerde öğrendim. 90’larda Şırnak’ta askerlik yapıyordum; kardeşim evlendi, düğününe gidemedim ve her şey üst üste geldi. Diyarbakır’a sevk ettiler beni, depresyon teşhisi koyuldu. 20 yıldır da Çapa Tıp Fakültesi’nde bipolar tedavisi görüyorum.

Hastalığımı bana söylediler ama anlamadım. Doktorum bana şöyle açıkladı, “Düz yolda giderken çukura da düşebilirsin bir anda, bir dağın tepesine de çıkabilirsin.”

Hastalığımla ilgili endişe duymuyorum ama kendimi iyi hissettiğim için tedaviyi bıraktığım zamanlar oldu. Özellikle mani döneminde bırakıyordum. Şu anda değil ama bir önceki işimde, tedavi olmak için izin aldığımda sıkıntılar yaşıyordum.

Öğrendiğimde evli değildim, eşime söylediğimde ters karşılamadı, hep yanımda oldu, destek oldu aslında. Ama kahvedeki arkadaşlar bana “Arıza” diye isim takmışlar. Pek hoş değil ama zamanla alıştım.

Şimdi de bir anne ve bipolar hastası kızının hastalığa bakışlarını kendi sözleri ile dinleyelim:

Anne’nin Görüşü

Bipolar bozukluğu olan birine bakım vermek adeta hız treni sürmek gibidir.Hayal edebileceğiniz tüm duyguları yaşadım. Öfke, inkar, keder ve panik. Aynı zamanda da umut, sevinç ve gurur.

Pek çok şeyden vazgeçtim. İşim, sosyal hayatım, arkadaşlarım ve evliliğimde hayli gerginlikler oldu. Sonraları kızım, ailemiz bir arada kaldığı için çok mutlu olduğunu söyledi. Bu çok dokunaklıydı.

Hastalığı öğrendikçe, daha kolay gelmeye başladı. Şimdi, kızım dengede, bağımsız ve kendi yaşamını kendisi sürdürebiliyor.

Ulusal ve uluslararası pek çok bakım veren organizasyonlarına katıldım. Bu çok zorlu bir iş ama çok tatmin edici. Bu hayal ettiğim bir yaşam değildi ama güzel bir yaşam ve daha fazlasını isteyemezsiniz.

Hastanın Görüşü

Uzun süre kendimi çok yalnız hissettim. Ne yaşadığımı kimse anlamıyordu, hatta ben bile anlamıyordum. Sorun benden mi yoksa dış dünyadan mı kaynaklanıyor bilmiyordum. Bazı zamanlar çok iyi hissediyordum ve bu nedenle ailem ve arkadaşlarım bir anda yataktan çıkamaz hale gelişime bir anlam veremiyordu. Benim tembellik ettiğimi, kibirli davrandığımı ya da bir süreçten geçtiğimi düşünüyorlardı. Bu da benim kendimi çökkün olduğu kadar suçlu ve değersiz hissetmeme de yol açıyordu.

Tanı konulup tedavim başladığında artık kendim hakkında kötü hissetmemem gerektiğini fark ettim. Şimdi hayatımı kontrol edebiliyor ve ailemle aramdaki kırık köprüleri onarabiliyorum. Asla geri kazanamayacağım bazı arkadaşlarım var. Ama sorun değil. Her zaman yenilerini bulabilirim.

*

Özellikle yazılarımda yorum yapmaktan ziyade hasta ve yakınlarına yalnız olmadıklarını ifade edebilmeyi tercih ediyorum.

Örneklerden de anlaşılacağı gibi destek almanın, hekimin tavsiyelerini yerine getirmenin, tedavide çok önemli olduğu görünmektedir. Düzenli ilaç ve terapi asla aksatılmamalıdır.

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Barış Savaş Tutar 28 Nisan 2020 at 02:26

    Benim için çok aydınlatıcı oldu.
    Çok teşekkürler.

  • Cevapla İlhan Vardar 28 Nisan 2020 at 22:42

    Çok teşekkürler. Sevindim yararlı olmasına…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan