23 Nisan

Çocuklar Yazıyor Bugün SenVeBen’de

23 Nisan 2020

Çocuklar Yazıyor Bugün SenVeBen’de

Her yıl 23 Nisan’da olduğu gibi bu sene de dergimizin sayfalarını, bu özel günün asıl sahipleri olan çocuklarımızın eserlerine ayırdık.

Yüce Atamız “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” demiş ve o milletin iradesini oluşturacak yeni nesillere bugünü armağan ederek onlara soru sormanın, sorgulamanın, üretmenin ve bilime inanmanın egemenlik yolunda en değerli faziletler olduğunun yolunu çizmiştir.

Bizler de Ulu Önder Atatürk’ün açtığı yolda gururla ilerliyor ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100. yıldönümünde fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür çocuklarımızın bayramını coşkuyla kutluyoruz.

Sen ve Ben Ailesi Adına,
Beril Erem

 

Ahmet Durmuş Delibaşı

Ahmet 8 yaşında ve 1. sınıf öğrencisi. Kuşlarını ve mutfakta annesine yardım etmeyi çok seven Ahmet, Antalya’da yaşıyor.

Muhabbet Kuşları

Merhaba ben Ahmet. Size kuşlarımdan bahsedeceğim.

Önceden Fışfış adında bir balığım vardı. Sonra maalesef öldü, buna üzüldüm. Fışfış’ın fotoğrafları tabletimde duruyor arada bakıyorum.

Sonra bir tane muhabbet kuşum oldu. Maviş koydum ismini çünkü tüylerinin rengi beyaz ve maviydi. Kuşum olacağını öğrenince çok heyecanlanmıştım ve akşam babam kuşumuz Maviş’i eve getirdi. Çok mutlu oldum. İlk başta beni sevmeyeceğini sandım ama sonra alıştı. Babam Maviş’e oyuncaklar aldı ve mor kafesini salona koyduk. Annemle ona su ve yem veriyoruz. Bitip bitmediğini ben kontrol ediyorum ve anneme haber veriyorum. Maviş’e muhabbet kuşu müziklerini dinletiyorum.

Maviş kafesinde yalnız olduğu için ona bir arkadaş aldık. Ben onun arkadaşıydım ama okula gidince yalnız kalıyordu. Yeni kuşumun ismini yeşil ve sarı tüyleri olduğu için Limon koydum. Babam getirince onu Maviş’in kafesine koyduk. İlk gün Limon bizden ve Maviş’ten biraz korkmuştu. Ama sonra tüneğe çıktı. Maviş ona saldırdı ama sonra anlaşmaya başladılar. Artık hiç kavga etmiyorlar, bence birbirlerini seviyorlar.

Kuşlarımla bazen konuşuyorum, galiba beni anlıyorlar. Ama ben onları pek anlayamıyorum. Onların kafesi salonda duruyor, ben de hep orada oyun oynayıp ödev yapıyorum. Onlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Genelde muhabbet kuşlarıyla ilgili videolar izliyorum. Çünkü onları anlamak için haklarında bilgi sahibi oluyorum. Büyüdüğüm zaman Sultan Papağanım da olsun istiyorum. Bence üçü, tabi bir de ben çok iyi arkadaş olabiliriz.

Kuşları seviyorum.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Asya Kayhan

10.06.2008 yılında Eşme’de dünyaya geldi. Uşak Özel Kanyon Kolejin’de eğitimine devam eden Asya yazmayı ve resim yapmayı seviyor. Asya ayrıca el işçiliğine özel bir ilgi duyuyor.

23 Nisan

Bugün 23 Nisan
Millet Meclisi kuruldu
Düşman ülkeden kovuldu
Bütün herkes mutlu oldu

Keşke her gün 23 Nisan olsa
En güzel bayram 23 Nisan
Çocukların bayramı 23 Nisan

23 Nisan mutlu yapar herkesi
Ne güzel 23 Nisan
Kim sevmez ki 23 Nisan’ı

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Beril Demirsoy

Beril, 08.11.2013 istanbul doğumlu. Henüz ilkokul 1.sınıf öğrencisi. Kitap okumayı çok seviyor, jimnastik yapıyor. İlk şiiri; Atam. 23 Nisan için ise şunları söylüyor…

23 Nisan

Çocuk bayramında o kadar çok mutlu oluyorum ki size anlatamam. Geçen yıl ana sınıfında 23 Nisan törenine katılmıştım ve çok heyecanlıydım. O kadar keyifli geçmişti ki çok çok eğlenmiştim. Canım Atatürk’e o yüzden çok çok çok teşekkür ediyorum. Biz bu yıl da hazırlık yaptık ama virüs yüzünden bu yıl 23 Nisan’ı evde kutlamak zorundayız 😞 Olsun sağlıklı güzel günlerde biz çocuklar için kutlanacak çok bayramlar olacak biliyorum. Bütün çocukları sevin 🥰

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Ecem Süheyla Kabataş

Ecem, 2012 yılı ocak ayında Ankara/Yenimahalle’de dünyaya geldi. 2. sınıfa kadar Ankara’da okudu. Babasının işi dolayısyla Kahramanmaraş’a taşındılar. Şu an Kahramanmaraş’ta Süleyman Demirel ilkokulunda 3/C sınıfında H.Kübra öğretmeninin eğitimime devam ediyor. 2 ablası var. Oyun oynamayı, kitap okumayı ve resim yapmayı çok seviyor.

Yaşasın 23 Nisan

Kelebekler uçar kalbimde,
O günün gecesinde,
Uyku girmez gözlerimize,
Yaşasın 23 Nisan.

Şenliklerle kutlanır,
Hep birlikte oynanır,
Herkes çocuk olur o günde,
Yaşasın 23 Nisan.

Bu sene evde kutlayacak her insan,
Her seneden farklı 23 Nisan,
Bu şartlar kutlamamıza engel değil,
Yaşasın 23 Nisan.

Süsledik evleri,
Giydik en güzel giysilerimizi,
Kutluyoruz hep birlikte,
Yaşasın 23 Nisan.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Elif Çoşkun

Elif 9 yaşında ve 3. sınıftayım. Kitap okumayı, resim yapmayı ve hayvanları tutkuyla seviyor. Büyüdüğünde çok ünlü bir moda tasarımcısı olmayı istiyor.

Güven

Ne olursa olsun,
Güvenmen gerek kendine.
Güven yoksa başaramazsın.
Güvenirsen herşey kolay olur.
Her zaman içinden “Ben bunu yapabilirim” de.
Ve gör bak, yarar mı işine?
Yararsa görürsün, güvenmenin gücünü kendine.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Emine Toprak

Emine, 12 yaşında ve 6.sınıf öğrenci. Resim yapmayı ve satranç oynamayı çok seviyor ve Osmaniye İl Satranç Turnuvasında birincilik kazanmış.

Sev Beni Arkadaşım

Sev beni arkadaşım
Oyna benimle,
Eğlen benimle.

Hatırlasana,
Bu sabah sana verdiğim yumurtayı.
Hatırlasana,
Dün akşam sana verdiğim sütü.

Sev beni arkadaşım,
Oyna benimle,
Eğlen benimle.

Düşünsene,
Ben olmasaydım neler olurdu dünyada?
Nerede uyuyacaktın?
Ne yiyecektin?

Sev beni arkadaşım.
Oyna benimle,
Eğlen benimle.

Kuşlar tıpkı gökkuşağı,
Kediler yeryüzünün sofrası.
Sen istediğini yap diye,
Üzerinde deney yap diye gelmediler onlar bu dünyaya.

Sev beni arkadaşım.
Oyna benimle,
Eğlen benimle.

Veya istersen sevme beni,
Oynamayı bırak sen de eğlen benim gibi,
Ama,
O zaman nasıl yaşarsın?
 

Yazarımız Özge Can’ın Notu

Gökkuşağı renklerini ruhunda taşıyan güzel kalpli Eminecim. Dünyanın karanlığına açılan güneş gibi, umudu yeniden gözlerinden görüyorum. Devam etmek için ışık veriyor bakışların. Geleceğin sorumluluğunu üzerine yüklemeden evvel, bu zamanın güzelliklerini doyasıya yaşamanı diliyorum. Bir kuşun kanadında, bir kedinin gözlerinde, bir ağacın dalında yeşeren yaprağında, yenilenen her tazelikten kendini bulduğun, yenilendiğin bir hayat diliyorum sana. Özgürlüğün, karar alabilme becerilerinin karşılık bulacağı, herhangi bir tahakküme boyun eğmeden yaşayabileceğin bir hayatın temellerinin atıldığı bu kutlu günün anısına, senin dünyanda yeni bir pencere açabilmemin onurunu yaşattığın için teşekkür ederim. Hem kendi adıma hem dergimiz adına. Senin nezdinde tüm dünya çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Egemenlik; kendi hayatından başlayıp, tüm yurda, tüm dünyaya yayılacaktır.

Mutlu bayramlar diliyorum.

Özge Can

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Hüma Naz

7 yaşında olan Hüma 2013 doğumlu. Resim yapmayı, bebeklerine oyuncak ve kıyafet tasarlamayı, zihnimde hikayeler yaratıp onları resimlemeyi çok seviyor. Büyüyünce ressam olmak istiyor.

Atatürk’e Şiir

Bizi savaştan kurtaran,
Yurdumuzda pek çok yenilikler yapan
Aatatürk
Keşke seni görebilseydim
O güzel ellerinden tutabilseydim
Sen, bize Çocuk Bayramı’nı armağan ettin
Bu şiirim de sana,
Armağan olsun Atatürk.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

İpek Yüksekdağ

İpek 8 yaşında ve 2. sınıf öğrencisi. Kitap okumayı, piyano çalmayı, seyahat etmeyi seviyor. Büyüyünce mimar olmak istiyor. Atatürk’ü çok seviyor ve tüm bayramları annesi, babası ve kızkardeşi Duru ile coşkuyla kutluyor.

23 Nisan ile 100. Yıl

Çocuklar neşeyle kalkar,
Her yer çocuk sesiyle dolar,
23 Nisan günü,
Vatanımın düğünü.

Tam 100 yıl oldu, Atatürk’ün açtığı yolda,
Yıl 1920 idi, Türk Milleti artık egemendi,
Açıldı Büyük Millet Meclisi,
23 Nisan artık özel bir tarihti.

23 Nisan yurdumun bayramı oldu,
Her yer kutlama doldu,
Atatürk özgürlüğü çocuklarda gördü,
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı oldu.

Keşke o gün Atatürk de benimle olsa,
Birlikte “23 Nisan Kutlu Olsun” diye bağırsak coşkuyla,
Yaşasın 23 Nisan!

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

İrem Yılmazkart

16.10.2009’da Konya‘da doğdu. Babasının işi gereği 2015 yılında Uşak’a taşındılar. Uşak Kanyon Koleji’nde beşinci sınıfta okuyan İrem’in şiir ve hikaye yazmaya ayrı bir ilgisi var. İrem aynı zamanda okumayı da çok seviyor.

23 Nisan

Çat kapı eğlence
Çocuklarda hep neşe
Geldi 23 Nisan
İşte asıl bayram

Gurur duyun çocuklar
Bugün bizim bayramımız
Eğlenelim, gülelim
Bugün 23 Nisan

Baharın güneşi
Tabiatın neşesi
Toplanın çocuklar
Sevinip coşalım

Açıldı bu tarihte
Büyük Millet Meclisi
Atamızdan armağan
Bu güzel bayram

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Mısra Uzunhasanoğlu

Mısra, 9 yaşında ve 3. sınıf öğrencisi, Atatürk hayranı. Resim yapmayı, kitap okumayı ve şarkı söylemeyi seviyor. Rize Fındıklı Belediyesi Çocuk Korosu’nda yer alıyor. Büyüyünce grafiker olmak istiyor.

Karamel ile Fındık

Bir barınakta, siyah benekleri olan beyaz bir kedi yaşarmış, o kedinin ismi Karamel’miş. İnsanlar barınağa geldiklerinde Karamel, diğer kedilerle birlikte insanlarla oyunlar oynarmış. Yine bir gün bir aile barınağa gelmiş ve bir kedi sahiplenmek istemiş. Bizim siyah benekli beyaz kedimiz Karamel o kadar sevimliymiş ki aile onu sahiplenip evlerine götürmüş.

O sıra bir başka aile ise aynı barınaktan bir köpek sahiplenmiş, bu köpeğin adı ise Fındık’mış. Onlar da köpeği evlerine götürmüşler ancak evdeki küçük çocuk köpeğe pek de iyi davranmamış. Aslında sevmek istese de ona biraz zarar veriyormuş. Bunun üzerine Fındık evden kaçıp bir süre sokaklarda dolaştıktan sonra bir eve girmiş. Bu ev, siyah benekli beyaz kedimiz Karamel’in de yaşadığı evmiş. Fındık evin içinde bir kedi görür görmez başlamış havlamaya.

Karamel şaşırmış ve “Neden havlıyorsun bu kadar?” diye sormuş.

Fındık bu soruya, “Köpekler kedileri gördüğünde ne yapar? Ya havlar ya da kovalar… Öyle değil mi?” demiş.

Karamel kafasını hayır anlamında sallamış, “Bence durum şöyle; büyük hayvanlar daha küçükleri kovalar. Ama ikimiz de aynı boydayız baksana” demiş.

Bu açıklama Fındık’a mantıklı gelmiş ve patisini Karamel’e uzatmış, “O halde arkadaş mı olacağız?” diye sormuş.

Siyah benekli beyaz kedimiz Karamel, bunda bir sakınca olmadığını söyleyip patisini Fındık’ınkiyle tokuşturmuş. Karamel ve Fındık öyle yakın iki arkadaş olmuşlar ki kavga etmek bir yana bütün oyunları birlikte oynar olmuşlar. Günler böylece geçmiş.

Diğer taraftan köpeği sahiplenen aile ise kaçtığı günden bu yana köpeği arıyormuş. Sokak boyunca her eve uğrayıp köpeklerini görüp görmediklerini sormuşlar. En sonunda ise doğru eve gelmişler. Eski sahiplerinin geldiğini, yanlarında da canını yakan çocuklarının olduğunu camdan gören Fındık, Karamel’e gönüp, “Buradan gitmek istemiyorum, beni sakla” demiş. Karamel, “Peki neden seni saklamamı istiyorsun?” diye sorunca, Fındık başından geçenleri hızlıca anlatmış. Karamel, Fındık’ı dolabın içine saklamış.

Tüm bunlar olurken köpeğin ailesi eve gelmiş ve ev sahibine, “Bizim köpeğimiz kayboldu. Duyduk ki buradaymış” demiş.

Karamel’in sahibi Fındık’ı sahipsiz sandıklarını ve kedileriyle iyi anlaşınca onu sahiplendiklerini söylemiş. Bunun üzerine köpeğin ailesi Fındık’ın mutluluğunu önemseyerek, onun bu evde Karamel ile birlikte kalmasına izin vermişler. İstedikleri zaman köpeklerini görmeye buraya gelmişler.

Karamel ve Fındık’ın dostluğu ise sonsuza kadar devam etmiş.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Nehir Küçükkelepçe

Ankara’da doğdu (2012). Okumayı çok seviyor. Yüze yakın kalemi olmasına rağmen yazmayı pek sevmiyor. 23 Nisanları hep şenlik havasında kutladı. Anakolundan başlayarak bütün 23 Nisan Bayramlarında aktif görevler aldı. Bu yıl da evde şiirler okumayı planlıyor. Hayali betonlaşmayı durdurmak.

Doğa, Dünya & Hayvanlar
1. Bölüm Doğa

Doğanın güzelliklerini bilir misiniz? Kuşların cıvıltıları, doğanın kokusu ve size eşlik eden güneşin güzelliği ile sizi bambaşka bir dünyaya götürür. Ve ayrıca dağların ve ovaların, göllerin ve nehirlerinde bambaşka bir güzelliği vardır. Siz hiç ormana gittiniz mi? Ben gittim. Çok güzeldi. Peki hayvanların sesini dinlediniz mi? Çok güzeller. Bir ormana gidip dinlemenizi tavsiye ederim. İlk önce herkes “Burada hiç ses yok” der. Ama var. Sadece sese candan kulak vermelisiniz. Yoksa duyamazsınız. İşte bu bölümde anlatacaklarım bu kadar.

2. Bölüm Dünya

Dünya ne garip değil mi? Bizden önceki insanlar arkalarında neler bırakmışlar. Kendinize şunu sorun: Bizler acaba arkamızda neler bırakacağız? Tahmin edeyim beton! Şu aralar hiç yapılmıyor ama salgın geçince yine yapılacak. Ne söyleyeyim mi? İnşaat. Neden mi? Türkiye’de artık her yer bina dolu. Özellikle yaşadığım evin önünde. Normalde benim evimin karşısında Başkent Üniversitesi vardı. Ve onun önünde de kurumuş otlarla dolu bir arazi. Ama şimdi Başkent Üniversitesi hiç görünmüyor. Onun yerine iki koca bina var. Biz insanlar artık her yere bina yapıyoruz. Nedense hiç ağaç dikmiyoruz. Niye? Bence kendimizi öldürmeye çalışıyoruz.

3. Bölüm Hayvanlar

Hayvanlar çok tatlıdır. Hem de bir şey söyleyeceğim. Her yıl bizim balkonumuzun kenarına bir kuş ailesi taşınır. Biz de her yıl onlar rahat etsin diye farklı kutular koyarız. Bugün çok güzel bir yavru yumurtadan çıktı. Sarı tüylü, uzun gagalı bir yavruydu. Şimdi size dünyanın en ölümcül 5 örümceğinden bahsedeceğim. Bunlar, Sidney Huni Örümceği, Brezilyalı Gezen Örümcek, Kurt Örümceği, Karadul Örümceği ve Keşiş Örümceği. Şimdi de bir balıktan bahsedeceğim. Bu balığın adı Kaya balığı. Kaya balığı çok tehlikelidir. Bir cisim yaklaşacak olursa sırtında otuz adet zehirli iğnesi vardır. İşte bu kadar.

Hoşça kalın!
 

Yazarımız Hüseyin Küçükkelepçe’nin Notu

Doğum öncesi herhangi bir cinsiyet sorgulaması yapmamıştık. Hastane kafesinde duvara asılı bilgisayar ekranına saatlerdir kesintisiz bakıyorum. Gece yarısına az bir süre kala eşimin ismini pembe fonda görünce ilk beş-on dakika hayal kırıklığı duygusu yaşadım. Mavi fon beklentisi fazlaydı. Şimdi o anı düşününce ‘’Ne kadar yanlış kanılarla hareket etmişim” diyorum. İsmini annesi koydu. ”Su gibi aksın. Donuk/kalıp düşünceli/dogmatik, değişime kapalı bir insan olmasın. İsmi Nehir olsun” demişti. Nehir, maddi/moral sorunlarımızın çözüldüğü bir zamanda şekillendi. Özgüveni, neşesi, insanlara sevgisi tam istediğimiz gibi oldu. Sabahları arkadaşlarına sarılması inanılmaz güzel. Beklentisiz, doğal bir şekilde sevgisini dışa vurması görülmeye değer. Sınıfta, okulda hatta il çapında dereceleri var. Birçok spor dalının kurslarına devam etti. Baleye gitti. Bir yere gelme hedefi olmaksızın, keyif alarak bu etkinliklere katıldı. ”Çocuk çocukluğunu yaşamalı” dedik, çizgisine müdahale etmedik. Anne-baba olarak onu şımartmadan hep sevdik. Sevgi açlığı ileride sevgi dilenciliğine döner diye düşünüyoruz. Bu da özellikle kadınları sömürüye açık hale getiriyor…

Dünya çocuklarının bayramı kutlu olsun…

Hüseyin Küçükkelepçe

🇹🇷🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Zeynep Naz Çetin

02.06.2009 tarihinde istanbul’da doğdu. Ezo Sunal Anaokulu’nda başladığı eğitimini Tüzyev Mozaik okullarında devam ettiriyor. 2014 yılından beri sürdürdüğü piyano çalışmalarının yanı sıra tiyatro ile de yakından ilgileniyor. Şu aralar o da hepimiz gibi evde olmayı ve tüm yaşıtları gibi evde online eğitimi deneyimliyor. 23 Nisan’ın 100. yıl dönümünü tüm renkleriyle ve daha da çoşkulu kutlamak için sabırsızlıkla bekliyor.

Öğrendiklerim ve Merak Ettiklerim

Herkese merhaba, ben Naz. 11 yaşındayım. Ve bu günlerde hepiniz gibi çok değişik duygular içindeyim. Sanki bir Netflix dizisi içindeyim. Günler bölüm bölüm ilerliyor sanki ama ben ilerledikçe bu dizinin ne kadar sıkıcı olduğunu düşünüyorum.

Oysa şimdi…

Bazen okula gitmek istemez ve isyan ederdik, arkadaşlarımızdan sıkılıp kavga ederdik, birbirimize tahammül edemezdik. Bazen öğretmenlerimize gıcık olurduk, bazen şımarıklık yapar dışarıda ne yiyeceğimize karar veremezdik. Annelerimize saçma sapan ne varsa aldırıp iki gün sonra bir kenara fırlatırdık. Bazen büyükleri ziyaret etmekten baygınlık geçirirdik. Oysa şimdi bu
karantina günlerinde herkesi, her şeyi, en küçük önemsiz görünen ve belki gerçekten çok da umursamadığımız her küçük detayını hayatın çok özledik. Mesela ben hayatımda çok şükretmeyi bilmezdim. Bunu öğrendim. Ara sıra annem bana şükretmenin önemini anlatsa da bunun gerçekten bu kadar önemli olduğunu bilemezdim.

Dışarıda olduğumuz, gezdiğimiz, yediğimiz, buluştuğumuz, sarıldığımız, eğlendiğimiz her ama her anın değerini çok iyi anlattı bize bu virüs. Aslında hiç önem vermediğimiz sıradan olayları bile özledik. Ben okulumu, arkadaşlarımı, kuzenim Tesla’yı, caddeyi, AVMleri, sinemayı, midye dolmacıları, Barış Büfe’yi, Bodrum’u ve daha milyonlarca şeyi çok özledim. Annemin beni okuldan almasını ve benim istediğim her şeyi yapmasını, bu özgürlüğü çok özledim.

Sağlıklı olduğumuz için mutluyum. Ama bir yandan da hasta olanları düşünüp onlar için dua etmeyi, fazla dır dır yapmadan sağlığımıza şükretmeyi, haber izlemeyi, kendimizi nasıl korumamız
gerektiğini vb. bir çok şeyi de yapmak gerektiğini öğrendim.

Merak ediyorum; bu yıl herkes için çok farklı, çok özel ama maalesef pek güzel bir yıl olarak başlamadı. Kafamı kurcalayan pek çok soru var… Mesela; yaz tatilinde Bodrum’a gidebilecek miyiz? Ya da bir yaz tatili olacak mı? Özgürce sokaklarda ne zaman yürüyebileceğiz? Arkadaşlarımıza ne zaman kavuşacağız? Karne alabilecek miyiz?

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nın 100. Yılı!

Ve bu yıl tüm çocuklar için ve ülkemiz için çok önemli olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızın 100. yılını kutlayabilecek miyiz?

Bütün okul günleri boyunca hazırladığımız projelerimiz, gösterilerimiz, tiyatrolarımız ve kutlama planlarımız vardı. Tüm okul bu sene çok şahane şeyler yapacaktık. Oysa şimdi evimizden bile çıkamıyoruz. Bu gerçekten çok üzücü. Şimdi bir dilek hakkım olsaydı yılda bir kez olan bu bayramı üstelik de 100. yılı
olan bu büyük günü çok büyük çoşkuyla kutlamak isterdim. Atatürk’e layık çocuklar olduğumuzu ispatlamak isterdim.

Umutluyum!

Umudumu kaybetmeden bu zor günlerin biteceğine inanmak istiyorum. Herkesin mutlu, sağlıklı, huzurlu, özgür olduğu günlerin geleceğine inanmak istiyorum.

Bu yazıyı yazma şansını bana veren Seda Çağlayan’a çok teşekkür ediyorum ve tüm arkadaşlarımın ve çocuk olmayı unutmayanların bayramını tüm kalbimle kutluyorum.

Sevgilerimle…
 

Yazarımız Seda Çağlayan’ın Notu

Naz. Doğduğu gün dün gibi. Yukarıdaki satırları okurken elbette gözlerim dolu dolu oldu. İki yaşında falandı bizimle kafelerde takılıp sütünü yudumlamaya başladığında. Yarım yarım ama hiç susmadan, bıdı bıdı konuşur dururdu. Neşeli, hareketli, hevesli girişken bir bebekti, öyle de büyüdü. Bugün 11 yaşında kocaman bir kız. Yeteneklerinin geliştiğini, zekasının pırıl pırıl parladığını, her geçen gün başardıklarını büyük bir gururla izliyorum. Ve bugün onun bayramı. Kendisinin ve tüm çocukların aydınlık yarınlara kavuşacağı günlerin hayalini kurmaya devam ediyor içinde bulunduğumuz bu bulanık dönem içerisinde. Ben de onunla aynı hayali kuruyorum. Çocuklarımızın gönüllerince, özgürce, hayatlarını istedikleri şekilde kurgulayabilecekleri aydınlık yarınların. Atalarının onlara bağladığı umutları katlayarak gerçekleştirebilecekleri yarınların. Güzel ülkemin güzel, aydınlık yüzlü çocukları, bayramınız kutlu olsun. Bayramımızın 100. yılı hepimize kutlu olsun.

En derin sevgilerimle Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan