Hayatın Kendi Tasarımın

Değer mi? Kesinlikle Değer

29 Nisan 2020

Yazı: Değer mi? Kesinlikle Değer | Yazan: Handan Önder

Merhaba güzel insanlar.. Malum Corona günleri ve ben de herkes gibi mümkün olduğunca evde ve izole bir yaşam sürmeye çalışıyorum yaklaşık bir aydır. Uzun bir zamandır (hatta belki de hiç) böyle kendimle baş başa kaldığım bir dönemim olmamıştı. Kalabalık sohbetler oluyor aramızda. Her bir yönümü daha bir dikkatle dinliyorum. Beklentileri, gelecek planları, şu yaşadığımız süreçte en çok rahatsız olduğu neler? Vs vs…

Böyle sohbetlerden birinde bir tarafımı biraz üzgün gördüm.

“Hayırdır bir sıkıntın mı var?“ dedim.

“Biliyor musun, toplum olarak Machiavelli’ye rahmet okuturuz” dedi.

“O da kim? Coronodan mı ölmüş, niye rahmet okuyoruz?”

Güldü, “Öyle değil” dedi ve başladı anlatmaya… (Tanıdım hemen, sosyolog kimliğim bu. Du’ bakalım yine neye takmış kafayı dinleyeyim.)

Makyavelizm

Machiavelli 16. yüzyılda yaşamış bir düşünür ve politikacı, “rahmet okutmak” da bir deyim. Benim kötüm, onun kötüsünü döver gibi düşün. Machiavelli’nin ilgi alanı daha çok siyaset ve devlet yönetimi üstüne ve bu konudaki temel felsefesi; başarıya giden yolda her şey mubahtır. Kabaca diyor ki Machiavelli; “Liderler ya da iktidar sahipleri devleti yönetirken duygularını ve değerleri göz ardı edebilir, gerekirse ahlâk kurallarını çiğneyebilir.” Yani bir amaç uğrana başvurulan her yolun mübah olduğunu söylüyor.
Siyaset alanında yüzyıllardır her coğrafyada bu felsefeyi benimsemiş pek çok yönetici olmuş, hâlâ da var.

Benim takıldığım kısmı bu değil. Benim üzüldüğüm, hiç siyasetle alakası olmayan kişilerde gördüğüm makyavelist tutumlar. Biz çok köklü geçmişe sahip bir toplumuz. Binlerce yıllık geçmişimizde atalarımızdan miras aldığımız değerler günümüzde maalesef içi boşalmış gibi görünüyor. Bunu nerden çıkardın derseniz; hangisini söylesem…

Deprem sonrası fırlayan kira fiyatlarını mı, salgın sırası elli kuruşluk maskelerin beş altı liralara satılmasını mı?

Tamam; ticaret, kar etme üzerine ama diğerinin acısı ya da sıkıntısından çıkar sağlamak hangi değere karşılık gelir?

Değerlerimiz

Adaletli, dürüst, yardımsever, hoşgörülü, alçakgönüllü, empati yapabilen saygı ve sevgiyi önceleyen bir neslin evlatları olarak günümüz toplumunda gördüklerim içimi acıtıyor. Yönetenlerin ve güç odaklarının toplumları dizayn etme çabası bilinen bir gerçek artık. Bizim toplumumuzda da başta medyanın başrolü oynadığı muazzam bir mühendislik çalışmasının üzülerek söylemeliyim ki başarılı sonuçlarını görüyoruz. Özellikle seksenli yıllardan bugüne çoğalan tv kanalları bu anlamda çok etkin kullanılmakta. Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan, kazanmak için mafyatik tiplerin cirit attığı, entrikaların bini bir para olduğu diziler, gündüz kuşağı yayınları, haberler bu amaca hizmet için yarışıyor mübarek.

Tüm bunlar bir günde ya da bir kere seyretmekle olmuyor tabi ki.

Beyin bir şeyi bir kere görmekle kayda almaz ya da nöral bağlantı yapısını değiştirmez ama sürekli aynı minvalde gördüğü şeylere bir süre sonra alışır, normalleşir onun için. Tehlike de burada başlar çünkü insan alıştığına tepki vermez, hatta önceleri hiç size göre olmadığını düşündüğünüz kavramlar bir bakmışsınız sizin de gerçeğiniz olmaya başlamış. Hayatın normal akışında kimse kendindeki bu değişimlerin olduğunu kabul etmez, kime sorsan bu değerlere sahiptir. Açın sosyal medyayı, herkes bir Mevlana, herkes bir Osho mübarek. Fakat son günlerde izlediğim (evde olmanın dezavantajı diyelim buna) yayınlanan bir yemek yarışmasında yaşlı başlı teyzelerin sırf yarışmanın ödülü olan on beş bin lirayı kendi gelininin kazanması için hiç çekinmeden pek çok değeri çatır çatır çiğnediğini, aynısı kendine yapıldığında ise karşısındakinin adaletini, vicdanını sorguladığını görünce, “Başarıyorlar galiba” demekten kendimi alamadım.

“Ay içim karardı yeminle, tamam doğru söylüyorsun da sen mi düzelteceksin koca memleketi takma bu kadar” dedim.

“Hayır” dedi, “Ben önce kendimden sorumluyum. Sakın bir benle mi değişecek bu düzen deme. Kelebek etkisini hiç duymadın mı? Mikro kozmos, makro kozmosu etkiler. Bak en canlı örneğini yaşıyoruz hep birlikte. Gözle göremediğimiz bir virüsün tüm dünyaya yaptığı tam da bu. ‘Sen değişirsen dünya değişir’ derler. Unutma toplum dediğin bireylerin toplamı. Bazı insanların yıllardır usanmadan anlatmaya çalıştığı “farkındalık” işte bu. Şu günlerde bunu yapabilmek için geniş geniş vaktimiz var ve belki de bu virüsün dünyaya en büyük hayrı bu olacak, kim bilir? Bu değerlerin büyük çoğunluğu evrenseldir ve insan olarak bizi biz yapan değerlerimiz, hayat yolundaki dengemizi sağlar. Şöyle düşün bir tahterevallidesin ve dengede kalman için bu değerlere ihtiyacın var. Eğer onları hayatından çıkarırsan k..ç üstü çakılırsın.”

Böyle dedi ve gitti. Doğru söylüyor galiba… Bi’ dakika, son zamanlarda kalçamdaki sebepsiz ağrılar bundan mı yoksa… Yok canım ne alakası var, bahar temizliği yapıyorum ondandır… Tabi ondandır ondan!

Sevgiyle kalın,
Handan Önder

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Mustafa Cebeci 29 Nisan 2020 at 13:23

    Handan Hanım merhaba,
     
    Çok güzel özetlemişsiniz teşekkür ederim. Böyle bilim insanlarının görüşlerine, hele hele sosyologların görüşlerini paylaşımlarına toplum olarak ihtiyacımız var. Toplum siz ve sizin gibi kariyer sahibi kişilerin iletilerini okuyarak kendilerine yön verebilirler.

    • Cevapla Handan Önder 2 Mayıs 2020 at 15:10

      Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Hepimiz bir ucundan üzerimize düşeni yaparsak sorunlarımızla daha bir kolay başa çıkabiliriz. Size ayrıca bu dönem en unuttuklarımızdan olan liyakate verdiğiniz değer için gönülden şükran.

  • Cevapla Sule Gacar Hamzali 30 Nisan 2020 at 17:00

    Handan Hanimcigim,
     
    Tam gonlunuze saglik ne guzel yazmissiniz diyecektim ki bir anda dusundum de o gonul acimadan da bunlar fark edilmiyor ve deger verip, zaman ayirip yazilmiyor iste degil mi?
    6nbsp;
    Her ne kadar tum dunya olarak zor bir donemden geciyor olsak da bu bana dogum sancisi gibi geliyor. Bize insanligimizi unutturan herseyi fark edebilmek icin buyuk bir tokat gerekliydi bence. Bunun arkasindan yeniden doguslar gelecek. Tabi bunu herhangi bir yakinini (sonsuz sukurler olsun) virusten dolayi kaybetmemis biri olarak soylemek kolay. Ben de aciyan gonlumun en derininden dilerdim ki kimseyi bu kadar acitmasaydi keske bu degisim ama maalesef en koklu degisimler de biraz kanirta kanirta oluyor galiba… Simdi tek dilegim bu gunler gecip de hersey ‘normal’e dondugunde herseyin unutulmadan ‘deger’li yasanmasi…
     
    Sevgiyle….

    • Cevapla Handan Önder 2 Mayıs 2020 at 15:14

      Kaybetmeden kıymet bilmek biz insanoğlunun her zaman başaramadığı bir erdem. Fakat farkına varabilmek de en az onun kadar kıymetli. Ve sana kesinlikle katıldığım bir şey daha; evet her doğum sancılıdır ama sonucu pek de bir güzeldir.

  • Cevapla Seta Akargider 2 Mayıs 2020 at 09:04

    Handancım seni bir kez daha kutluyorum. Tanıdığım en yönlü, en yetenekli, bıkmadan usanmadan yeni keşiflere yelken açan, sürekli yeni şeyleri öğrenmeye açık ve azmiyle başarılı olan, mükemmel bir insansın. Hemcinsim olarak seni canı gönülden kutluyorum ve seni tanıdığım için gurur duyuyorum.

    • Cevapla Handan Önder 2 Mayıs 2020 at 15:18

      Çok teşekkür ediyorum güzel değerlendirmelerin için. Böyle güzel insanlarda bu izlenimleri bırakabilmek ayrı bir değer benim için, var olasın sevgili Seta Hanımcığım.

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan