Kültür & Sanat

Louise Bourgeois’nın Devasa Örümceği

6 Mayıs 2020

Yazı: Louise Bourgeois’nın Devasa Örümceği|Yazan: Pelin Erem

Şimdi anlıyorum masallar neden
“Bir varmış, bir yokmuş” diye başlarmış.
P.E

Devasa bir örümcek, pek çok insanın çığlık çığlığa kaçışmasına neden olan bir manzara. Birçoğumuzun korkulu rüyası olan örümcekler, sanatçı Louise Bourgeois için çok daha fazlasını ifade ediyor. Onun örümceğe bakış açısı, konvansiyonel yaklaşımdan oldukça uzakta. Sanatçının farkı da bu değil mi zaten? Görünenin ötesinde bir adım fazlası var daima.

Louise Bourgeois modern ve çağdaş sanatın en etkili kadın sanatçılarından biri. “Sanat akıl sağlığının garantisidir” diyen Bourgeois’nın bellek izlerinden yola çıkarak yaptığı yerleştirmeler bir hayli dikkat çekici. “Maman” isimli bronz, paslanmaz çelik ve mermerden meydana gelen örümceği ise en çok ses getiren eserlerinden.

Fransızca anne anlamına gelen “Maman”, devasa örümceği annesiyle özdeşleştirdiğinin sinyalini veriyor hemen. 1999 yılında yapılan eserin merak uyandıran tarafı, sanatçının annesiyle örümcek arasında neden ve nasıl bağ kurduğu. Bu durumun sebebini daha iyi anlamak ve eseri doğru bilgilerin ışığında yorumlamak için sanatçının hayatını mercek altına almamız, ipuçlarının izini sürmemiz gerekiyor.

Sanata Tutunmak, Sanata Tutulmak

98 yaşında hayata gözlerini yuman Bourgeois’nın sayısız eser sığdırdığı çok uzun bir sanat kariyeri var. Eserlerinin kaynağı çoğunlukla çocukluğunda yaşamış olduğu travmalar, psikolojik çelişkiler ve hesaplaşmalar.

Bourgeois henüz 11 yaşındayken İspanyol gribine yakalanan annesine bakıyor. Sanatçı için anne-çocuk ilişkisinin tersine döndüğü yıllar. Ancak annesini kaybetme korkusuyla yüzleşen sanatçıya asıl darbeyi vuran babası oluyor.

Babası annesinin gözleri önünde, ailenin yanında kalan İngilizce öğretmeniyle on yıl süren bir aşk yaşıyor. Bu durumu anlamlandıramayan ve sindiremeyen sanatçı kendini ihanete uğramış hissediyor. Annesinin yaşadığı acıları içselleştiren Bourgeois, rasyonellik arayışı içerisinde Sorbonne Üniversitesi’nde matematik okumaya karar veriyor.

Bourgeois’nın daha önce yüzleştiği en büyük korkusu ise 21 yaşında gerçekleşiyor. En yakın arkadaşı olarak gördüğü annesinin kaybıyla kendini depresyonun kıyısında buluyor.

Ruhunda açılan yaralara merhem olarak sanatı kullanıyor Bourgeois. Acısını dindirmese bile sızısını hafifletiyor, kabuk bağlıyor yaraları. Sanatla hayata tutunuyor, eğitimini de bu alanda tamamlıyor.

Örümceğin Dile Getirdikleri

Yazı: Louise Bourgeois’nın Devasa Örümceği|Yazan: Pelin EremBourgeois’nın annesine duyduğu özlem, eserindeki “Maman” haykırışıyla açığa çıkıyor. Basit bir isimlendirmenin ötesinde, hasret dolu bir çağırış.

Aile mesleği duvar kilimi restorasyonu olan Bourgeois, yıllar boyunca annesini aynı bir örümceğin ağlarını ördüğü gibi restorasyon yaparken görüyor. Farkına varılmayan ya da görmezden gelinen sessiz çabasıyla ince ince onarıyor kilimleri annesi.

Kamusal alanlarda sergilenen eserin devasa boyutu yürüyerek altından geçmeye olanak sağlıyor. Yorgun gövde, yürüyen kişinin üzerinde onu koruyan ve kollayan bir çatı görevi görüyor. Sıcak bir yaz günü altında soluklanabileceğiniz bir durak oluyor. Öyle ki bazen, gölgesi bile yetiyor.

Eserin altından geçerken örümceğin karnında taşıdığı yumurtaları da görmek mümkün. Anne örümcek mermerden yapılmış 17 adet yumurtaya can veriyor. Yumurtaların hiçbiri bir diğerinden daha ayrıcalıklı değil.

Uzaktan baktığınızda ince ve kırılgan bacaklar gövdeyi taşımakta zorlanıyor gibi hissedilse de, örümcek tüm heybetiyle ayakta duruyor. Kırılgan, ama bir o kadar da güçlü ve dirençli.

“Maman” her yönüyle yaşanmışlıkların tezahürü.

Gönül İşi

Bourgeois sanat yolculuğuna zarar gören iç dünyasını onarmak ihtiyacıyla çıkıyor. John Berger’in Frida Kahlo için söylediği gibi; çoğu acı paylaşılmasa da acıyı paylaşma iradesi paylaşılabilir. Bourgeois da paylaşarak yükünü hafifletmeyi tercih edenlerden.

Sanatçının eseri aracılığıyla aktarmak istedikleri biçimsel güzelliğin ötesinde. Araştıran, sorgulayan, bakmaktan öte gören bir göz için farklı anlamlar taşıyor. Bir başka deyişle, sanatçı ve sanatsever arasında kurulan köprüyü sağlam kılabilmekte sanatseverin katkısına ihtiyaç var.
 

Köklere inebilmek, görünenin ötesine varabilmek için hangimiz gönüllüyüz?

 
Pelin Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Emel Erem 7 Mayıs 2020 at 00:59

    Çocukluk çağı travmaları ve ileriki yıllarda bıraktığı izler ne kadar derin, bu kez sanata iz bırakmış. Oralara götürdün beni, teşekkür ederim.

    • Cevapla Oya Runa 9 Mayıs 2020 at 18:31

      Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyesi Doç Dr Mehmet Özen.
      Onun da Dev Karıncalar projesiyle başlamış ve insanı şaşırtan birçok projeleri gerçekleşmiştir. Her insan gibi onun da bir hikayesi var. Geçtiğimiz yıl da çok genç yaşta kaybettik. Tüm sanatçı ve sevenlerine selam.

    Cevap Yaz