Biraz Kitap

İnce Memed

16 Ekim 2018

İnce Memed | Yaşar Kemal


İnce Memed | Yaşar Kemal

Depdev bir eser. Muhteşem, olağanüstü, harikulade, çok beğendim…

İnce Memed 1-2-3-4

İnce Memed Yaşar Kemal’in 1955 ile 1987 arasında yazdığı dört ciltten oluşuyor. Dördü de birbirinden muhteşem olan bu ciltleri ben soluk soluğa okudum. Çok etkilendim.

Neden Etkilendim?

Kitabın edebi dili, Yaşar Kemal’in enfes üslubu ve donanımının yanı sıra beni en çok etkileyen adaletin ne kadar hayati derecede önemli olduğunu göstermesi oldu.

Serde avukatlık olduğu için mi bilmiyorum belki mesleki bir algıda seçicilik ama kitaptaki hukuksuzluklar beni fena halde sinirlendirdi.

İnce Memed’in Derdi

İnce Memed, daha küçük bir çocukken tanışıyor zulümle.

Babası ölen küçük Memed, annesiyle yaşam mücadelesi veriyor. Ama köyün ağası ona hayatı zindan ediyor. Döve döve, söve söve, aşağılaya aşağılaya. Halbuki

“İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.”

İşte İnce Memed’in orasına değiliyor. Artık dayanamıyor.

Ölüm saçan bir eşkıya olma süreci de böyle başlıyor.

Ölüm saçan dedim ama aslında karıncayı bile incitemez, utangaç bir çocukcağız. Ancak kötülükle mücadelede başka bir çıkar yol bulamadığı için elinden gelen tek şeyi yapıyor ve öldürüyor.

Amiyane bir söz vardır:

“Ananı belleyen kadı, kimi kime şikayet edeceksin?”

İşte vaziyet böyleyse insanlar adaleti sağladıklarını düşündükleri eşkıyadan yana olurlar.

Eşkıya sevicilik değil bu aslında, adalet sevicilik.

Adalet Nasıl Sağlanır?

Yaşar Kemal bana kalırsa dört cilt boyunca hem sorunu hem çözümü göstermiş.

Okurken insanlara zulmeden o kötü ağaların ölmesini istiyorsunuz ama öldüklerinde de işler yoluna girmiyor, çünkü yerlerine yenisi geliyor.

Hatta İnce Memed de bir ara bu nedenle ne yapacağını bilemez hale geliyor. Biri gidip, biri gelecekse niye uğraşıyoruz, diye soruyor kendi kendine.

Bu soruyu yönelttiği bir büyüğü şu yanıtı veriyor ona:

“Bir İnce Memed giderse bin, on bin, yüz bin İnce Memed gelir. Ağalar biter de İnce Memedler bitmez. Ağalar az, fıkaralar çok.”

Doğru.

Ama işte insanlar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkmasın, bu uğurda ölümler olmasın diye devlet mekanizması var.

Devletin de adalet sistemi var.
Eğer bu adalet sistemi doğru, adil, hızlı, herkese eşit işlerse ne güzel.

Ama öyle olmazsa zorbalıklar, eşkıyalıklar, sefaletler hüküm sürer.

Nitekim İnce Memed’de anlatılan da bu.

Kitapta sadece zalim ağalara değil aynı zamanda hakim, savcı, kaymakam gibi kamu görevlilerine de sinirleniyorsunuz. Çünkü onlar iyi olsa, dürüst olsa, adil olsa pek çok yanlışın önüne geçilebileceğini çok net görebiliyorsunuz.

Yaşar Kemal bir yerde çok güzel dokundurmuş bu konuya:

“Kaymakam, mesleği icabı değerli taşlardan anlardı.”

Kaymakamın rüşvet yediğini söylerkenki şu inceliğe bakar mısınız?

Birlikten Kuvvet Doğar

Genel olarak bu romanın bende bıraktığı izlenim adaletin ne kadar hayati derecede önemli olduğu.

Haksız ama güçlü (zengin) olduğu için her zorbalığı, kanunsuzluğu yapabilenlerin sebep olduğu yıkımlar.

Beri yanda da bu kötülüklere karşı koymayan, hatta daha kötüsü karşı koymak aklına bile gelmeyen, bunu olağan sayan, kabullenen köylülerin sefaleti.

Çok acı bir tablo bu.

Halbuki birlik olduklarında o kadar güçleniyorlar ve o kadar korkutuyorlar ki kötüleri. Bütün mesele tek yürek, tek vücut olabilmekte.

Küçük ve Alakasız Notlar

Yersiz bir şeyler söyleyeceğim şimdi.
Kitapta ağzımın suyunu akıtan kısımlar oldu.

Örneğin köylüler yoksulluk içinde ama hepsinde süt, yoğurt, tereyağı, bal bulunuyor, üstelik dopdoğal, taptaze. Bugün en zenginlerin bile kolay kolay ulaşamayacağı bir organiklikte.

Bir de şuna aklım ermedi, romandaki dönemin piyasasına. Ağanın biri cebinden bir deste para çıkarıp veriyor fakire mesela. O parayla bir sürü öküz ve koyun alınabiliyor diye seviniyor fakir kişi. Nasıl bir para o ve nasıl fiyatlar bunlar?

Ayrıca dağlarda nasıl yollarını şaşırmadıklarına da hayret ettim. Tahminimce dağlarda ve yollarda tabela yok, ellerinde pusula da yok, ama ne güzel yön bulup yol çıkartabiliyorlar. Kesinlikle bizden daha akıllı olduklarını düşünüyorum. Çünkü hayatta kalmak için akıllarını kullanmak zorundalar. Biz değiliz. Her şeyi birtakım makinelere sorup yaşayabiliyoruz.

Adalet diyordum, nereden nereye geldim?

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Emre 23 Ekim 2018 at 16:11

    *

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan