Doğa & İnsan

GDO Gerçeği

29 Temmuz 2017

Sürekli tartışma konusu olan, kimi köşe yazılarında açlığa çare olacağı vurgulanan, kimilerinde ise kanserin ve önemli bir çok hastalığın en büyük tetikçisi olduğu vurgulanan GDO’daki son gelişmelere birlikte bir göz atalım.

Bir bitki ya da hayvan türünün doğal hayatta sahip olmadığı bir özelliğin bir başka canlıdan gen aracılığıyla laboratuvar ortamında aktarılmasıyla GDO’lu olarak adlandırılan özel ürünler elde edilir. Bu özellikleri nedeniyle daha önce doğada doğal olarak hiçbir zaman var olmamışlardır. Doğal değilse ve birileri tarafından yaratıldıysa, doğal bir mucize olan İnsan’a etkileri neler olabilir?

Hızla artan dünya nüfusu karşısında temel gıda gereksinimine çözüm mü olacak? Yoksa insanlığın sonunu mu getirecek? Yıllardır tartışılıyor, çözüm aranıyor, yasaklar uygulanıyor ama nafile çünkü dünya kapitalizmin gölgesinden kurtulamıyor.
Günlük olarak tükettiğimiz gıdalara sürekli şüpheyle mi bakmalıyız? Tabii ki hayır.

Dünyada ticarete konu olan dört bitki türü vardır. Mısır, soya, kanola ve pamuk dünyada ticareti yapılan GDO’ların %99’unu oluşturur.

Ülkemizde GDO’lu bitkilerin tarımının yapılması kesinlikle yasaktır! 26 Eylül 2010 tarihinde Biyogüvenlik yasası yürürlüğe girmiştir. Bu sürece kadar GDO üretimine dayalı hammadde kullanan pek çok şirketin ürünleri halk tarafından tüketilmiştir. Biyogüvenlik Yasası ile GDO içeren gıdalarda bu oran binde dokuzun üzerindeyse etiketlenme şartı konulmuştur. “Ancak şirketler bu standarda dahi uymadı. Bu standardı denetleyecek idari mekanizmalar hükümet tarafından oluşturulmadı.” şeklindeki ifadeler kesinlikle bir temele dayanmamaktadır. Biyogüvenlik Kanunu’nun 15. maddesi kapsamında sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmakta ve ürünlerin piyasaya arzı engellenmektedir. Savcılık kararı doğrultusunda 1-12 yıl arası hapis cezası, 200 bin Türk Lirasına kadar idari para cezası veya 10 bin güne kadar adli para cezası verilebilmektedir.

Ülkemizde GDO’lu ürünler yasak olsa da yine de Mısır nişastası, Mısır nişastasından elde edilen glikoz şurubu ve soya unundan üretilen gıdalardan uzak durmak pratik bir korunma yöntemi olarak tercih edilebilir. Bu ürünlerden ülkemizde yüzlerce paketli gıda üretimi gerçekleştirilmektedir. Gıda terörü heryerde kendini hissettirmeye devam ediyor. Merdiven altı gıda üretimleri sağlığımızı tehdit ediyor. İyisi mi siz siz olun tahıllar, meyve ve sebzelerden oluşan mönülerinizi zenginleştirin.

Meyve ve sebzelerden bahsetmişken; bunları tüketirken nelere dikkat etmeniz gerektiği, organik tarım ve iyi tarımın ülkemizdeki durumu önümüzdeki haftaki yazımda yer alacak.

Sağlıcakla ve huzurla kalın…

Erdem Karauz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

17 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 29 Temmuz 2017 at 10:09

    Erdemcim öncelikle aramıza hoş geldin arkadaşım. Sen ve Ben’e katılan her yazarla, yaptığımız işe inancım daha da kuvvetleniyor. Biraz da kendimle gurur duyuyorum, ne güzel insanlar biriktirmişim hayatımda diye. Her biri konularında yetkin ne kadar dostum varmış ve çıktığım yolculukta bana tereddütsüz eşlik etmeleri ne büyük mutluluk kaynağıymış. Kısaca arkadaşım iyi ki geldin. Tecrübeni ve birikimini paylaşarak, merak ettiğimiz birçok konuyu aydınlatacağına, bilgilendireceğine eminim. Umarım bu yolculuk bana olduğu kadar sana da keyif verir…

  • Cevapla Erdem Karauz 29 Temmuz 2017 at 11:25

    Sen ve Ben ailesinde olmaktan ben de son derece mutluyum. Her hafta güncel, keyifli ve bir o kadar da düşündürücü konuları birlikte değerlendireceğiz.

  • Cevapla Lütfi Çiçek 29 Temmuz 2017 at 13:52

    Erdem bey kaleminize sağlık. Artık yeni bir hayranınız var.

    • Cevapla Erdem Karauz 29 Temmuz 2017 at 19:45

      Lütfi bey, çok teşekkür ederim. Sizin gibi değerli bir okuru kazanmak da benim için büyük bir keyif.

  • Cevapla Fatma Çakmak 29 Temmuz 2017 at 16:23

    Erdemcim gönülden tebrik ederim. Ne kadar bilgi verici, ne kadar samimi bir yazı 👏🏻
     
    Zevkle takip edeceğim, devamını merakla bekliyorum 🙋👏🏻👏🏻👏🏻

    • Cevapla Erdem Karauz 29 Temmuz 2017 at 19:48

      Fatmacım çok teşekkür ederim. Sen ve Ben ailesine katılmaktan son derece mutluyum.

  • Cevapla Özlem Göksoy 29 Temmuz 2017 at 19:00

    Arkadaşım tebrikler. Yayın hayatında da başarılar diliyorum.

    • Cevapla Erdem Karauz 29 Temmuz 2017 at 21:29

      Teşekkürler Özlemcim. Yorumlarını bekliyor olacağım.

  • Cevapla Nihan Deveci 29 Temmuz 2017 at 23:03

    Aramıza hoşgeldiniz. Kaleminize sağlık. İlgi alanımda yer alan konular.

    • Cevapla Erdem Karauz 30 Temmuz 2017 at 00:51

      Nihan hanım, çok teşekkür ederim. Sen ve Ben ailesinde olmak benim için keyifli bir tecrübe olacak.

  • Cevapla Hakan SARI 29 Temmuz 2017 at 23:40

    Erdem Tebrikler, yakın takip edeceğim bir yazar olacağın şimdiden belli oldu, Selamlar

    • Cevapla Erdem Karauz 30 Temmuz 2017 at 10:24

      Hakan çok teşekkür ederim. Değerli yorumlarını bekliyorum.

  • Cevapla Buçe Ersu 31 Temmuz 2017 at 23:21

    Erdem Bey kaleminize saglik, tebrikler 🙂

    • Cevapla Erdem Karauz 1 Ağustos 2017 at 18:11

      Buçe hanım, çok teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda Organik yaşam üzerine tartışıyor olacağız. Sevgiler…

  • Cevapla Sabahat Karakaşlılar 2 Ağustos 2017 at 07:19

    Kaleminize sağlık. Her zaman merak ettiğim, ancak ilk ağızdan net bilgiler alamadığım sorularımın yanıtlanabileceğine sevindim. Diğer yazılarınıza da bekliyorum. Hayırlı olsun. Sevgiler

  • Cevapla Erdem Karauz 2 Ağustos 2017 at 19:32

    Sabahat hanım, çok teşekkürler. Sen ve Ben ailesinde olmaktan oldukça keyif aldım. Özellikle temel gıda üretimi aşamasında dikkat çekmek istediğim çok fazla konu var. Sizin de desteğinizle daha da faydalı bilgiler paylaşabiliriz. Yorumlarınızı bekliyor olacağım. Bu hafta da Organik yaşam konusunu tartışacağız. Sevgiler

    • Cevapla Sabahat Karakaşlılar 3 Ağustos 2017 at 17:04

      Kesinlikle, sağlıklı ve bilinçli beslenme konusunda herkesin çok bilgili (!) olduğunu düşünürsek, paylaşacak daha çok konumuz olacak. Sevgiler

    Cevap Yaz