19 Mayıs Kırmızı

İsveç’te Yarı İsveç’li, Türkiye’ de Yarı Türk Olmak

19 Mayıs 2019

Sen ve Ben Ailesi olarak vatanımızın en değerli günlerinden biri olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Bugün Nurdan Yılmaztürk, Kırmızı köşesini yeğeni Sarp Andersson‘a emanet ediyor. Bizimle paylaştığı özgün eserinden dolayı kendisini kutluyor ve çok teşekkür ediyoruz.

Yazı: İsveç’te Yarı İsveç’li, Türkiye’ de Yarı Türk Olmak | Yazan: Sarp Andersson

Sarp Andersson

2005 yılında Stockholm’de doğan Sarp, halen Stockholm’ de Enskilda Gymnasiet 7. sınıfa gidiyor. Gerçek bir sporcu ruhuna sahip olan Sarp, İsveç’ in en büyük takımlarından DIF’in genç grubunda futbol ve Lidingö Tenis Klubü’nde tenis oynuyor. Kışın kayak yapmaya, yazın da kendini Akdeniz’ in serin sularına bırakmaya bayılıyor. Sarp, çok sevdiği kardeşleri Ayda ve Alp’in bakımında anne ve babasının en büyük yardımcısı.

İsveç’te Yarı İsveç’li, Türkiye’ de Yarı Türk Olmak

Birçoğunuzun bildiği ya da bilmediği gibi, pek çok insanın farklı ülke geçmişleri vardır. İtalya’da doğmuş ancak Portekizli ve Hollandalı ebeveynleri olan insanlar var.

Ben İsveç’te doğdum. İsveçli bir babam ama Türk bir annem var.
Nereli olduğum sorulduğunda, doğal olarak, yarı Türk, yarı İsveçli olduğumu söylüyorum.

Bu sebeple bazı özel günleri yılda iki kez kutluyoruz. Çünkü Türkiye’de ve İsveç’te Anneler Günü ve Babalar Günü farklı tarihlerde kutlanıyorlar.

İsveç’teki pek çok kişinin akrabaları İsveçli ve İsveç’te yaşıyorlar. Bir de benim gibi, ailesinin büyük bir bölümü başka ülkede yaşayanlar var. Bu durum bizim daha renkli bir hayatımız olmasını sağlıyor.

Türkiye’de de bir evimiz var mesela.

Ben ve ailem yılda en az bir kez annemin ailesi ve Türk arkadaşlarımızla buluşmak için oraya gidiyoruz. Türkiye’de üç teyzem, üç kuzenim ve dedemle harika vakit geçiriyoruz. Ne yazık ki ben 1 yaşımdayken anneannem vefat etti; onu hiç hatırlamıyorum ama yine de kendimi diğer kardeşlerimden ve kuzenlerimden daha şanslı hissediyorum. Çünkü ben onunla tanıştım.

Akrabalarımın birçoğunun Türkiye’de olmasının olumsuz yanları; onları çok özlüyorum ve çok düşünüyorum. Mesela dedemi hep merak ediyorum çünkü o çok yaşlı ama hala çok komik.

Ailemin yarısının Türkiye’de yaşamasının en olumlu yanı ise bu güzel ülkeye gitmek için hep güzel bir nedene sahip olmamız. Neşeli bayram kutlamaları ve teyzemlerden, dedemden aldığım hediyeler, kuzenlerimle, Türkiye’deki arkadaşlarımla geçirdiğimiz zamanlar çok güzel sebepler.

Yılda en az bir kere Türkiye’ye gitme lüksüne sahip olduğum için Türkçeyi ve Türk kültürünü de öğrenme fırsatı buldum. Her Türk illa ki kebap sever diye klişeleşmiş şeylerin doğru olmadığını biliyorum mesela. Örneğin, Türkiye’deki arkadaşlarımdan biri asla ağzına kebap sürmüyor. Türkiye’nin nefis sahillerinden denize girmeyi, yazın ayran içmeyi, Nurdan Teyzemin kendi elleriyle hazırladığı peynirli böreğini ve süslü çikolatalı pastasını, Ece Teyzem’in zeytinyağlı taze fasulyesini ve dolmasını Türkiye’de geçirdiğimiz zamanlarda öğrendim ve çok sevdim.

Size son olarak iki farklı dilde ebeveyn sahibi olmanın da komik bir örneğini vermek isterim. Annemle; Türkiye’de İsveçce, İsveç’te ise Türkçe konuşarak yanımızda bulunan ve bu dili bilmeyen insanları şaşırtarak çok eğleniyoruz.

Jag är klar nu, nu kan ni applådera.
Oh evet demek istediğim; şimdi bitirdim. 😁

Sarp Andersson

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Gülenaz Alptekin 19 Mayıs 2019 at 14:17

    Nurdan’cım harikasın.
    Sarpikooo tebrik ediyorum veee Türk teyze gibi kucaklıyorum seni. Muhteşemsin.

  • Cevapla Nalan Erpolat 19 Mayıs 2019 at 22:59

    Bu içten yazın için çookk teşekkürler Sarp. Kalemine sağlık. Seni tanımak güzeldi. Sevgiler😊

  • Cevap Yaz