Başucumda Kitap

Ah’lar Ağacı

6 Haziran 2019
Kitap: Ah'lar Ağacı | Yazar: Didem Madak | Yorumlayan: Kübra Mısırlı Keskin
Ah’lar Ağacı | Konu

Şiir zordur. Okumak da yazmak da. Duygu aktarımını en keskin anlatan yazı türüdür bana göre. O yüzden herkes yazamaz. Farklı penceresidir hayata bakışın.

Bu hafta bahsedeceğim kitap, hayat acısının bir kadını nasıl hapsettiğinin şiir dilindeki anlatımı. Şiirlerinde yalnızlık, öfke, sitem ve acıyı vurgulayarak anlatmış hayatını. Mutlu olduğu dönemlerle ilgili şiiri pek yok bildiğim kadarıyla. Zaten kızı Füsun doğduktan sonra bir daha da şiir yazamamış.

Didem Madak’ın bu kitabını okurken “annenin kaderi kıza” dedikleri geldi aklıma. İçimi acıtan bir hayat hikayesidir onunki. Küçük yaşta annesiz kalan Didem Madak, anne özlemini ilk günki acısıyla hep yaşamış. Hayatının en kötü zamanları olarak nitelendirdiği 3 yıllık bir döneminde yazdığı, Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım şiirinde anlattığı gibi;

“Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğraflarına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.”

Ah’lar Ağacı dokuz farklı şiirden oluşuyor.

Hepsinin de ayrı bir hikayesi var.

‣ Ah’lar Ağacı
‣ Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım?
‣ Kalbimin En Doğusunda
‣ Samson Ve Dalila
‣ Pollyanna’ya Son Mektup
‣ Müsveddeler
‣ Karınca Kumu
‣ Ağlayan Kaya
‣ Paragraf Başı

“Ah” kelime anlamı olarak sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme gibi duyguları anlatır. Kitabın adını da aldığı Ah’lar Ağacı şiiri sitem, acı ve öfkenin yazardaki en net yansımasıydı bence.

“Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım Tanrı’nın eliydi.
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
Çok şey görmüşüm gibi,
Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah.. dedim sonra
Ah!”

Yine aynı şiirinde sosyal medyada çok rastladığımız ama ne anlatmak istediğini şiirin tamamıyla kavrayabildiğimiz bir bölümü var;

“Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta.”

(❗️Sosyal medyanın etkisi tartışılmaz ama yazarları hakkında hiçbir bilgi edinmeden sadece özlü söz olarak yapılan paylaşımların çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Alıntı yapılan kitabın tümünü okuyarak yapılan paylaşımların, hakim olunan duyguyu anlayarak yapıldığı için etkili olacağı kanaatindeyim. Yeri gelmişken bu fikrimi de paylaşmak istedim.)

O kadar küskün ki insanlara…

Kadınlık kimliğinden, insan kimliğinden tamamen soyutlanıyor ve kimseye aman demeden hayat girdabına bırakıveriyor kendini.

Bu cümleleri kuran bir kadının ne kadar karanlık bir dünyası olduğunu fark etmek hiç de zor değil. Bu karanlık dünyayı ona miras bırakan birçok insan olmuş. Annesinin zamansız gidişi, babasının ikinci evliliği, kendisinin kaçış için yaptığı ilk evliliği, boşanma süreci derken herkesten bir parça mutsuzluk almış Didem Madak.

Ah’lar Ağacı şiirinin başka bir mısrasında yalnızlığını kitaplarla paylaşmayı seçtiğini de anlatıyor. Kim bilir belki Didem Madak’ın yalnızlığını ve mutsuzluğunu paylaşmayı kimse istemediği içindir kitaplara ve şiirlere olan tutkunluğu.

“Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek satır bile okumazdım.
Taşbebeğim ters çevirince ağlardı
Bir derdi var derdim.
Derdimi demeyi ben taşbebeğimden öğrendim.”

Bu kadar karamsarlığın içinde annesini anarken aslında annesinin renklerini üstüne almaya da çalışmış ama sonunda yine karanlığa doğru itmiş kendini;

“Annem çok sevinmelerin kadınıydı.
Bazen sevinince annem gibi,
Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.”

O hayatı yaşamadan ahkam kesmek kolaydır insana.

Şimdi bizler Didem Madak’ın bu mısralarını okurken “Bu kadar kötü bir ruh haline gerek var mıydı?” diye düşünebiliriz. Ama her insanın yaşama verdiği cevap başkadır. Kimi kitaplara, kimi insanlara, kimi acıya tutunur. Yazar acıya tutunmayı seçmiş ama kızının doğumu hayatına yepyeni bir yol çizmiş. Maalesef uzun olmasını dilediği bu yolda kızıyla yalnızca 3 yıl el ele yürüyebilmiş. Ve belki de en çok korktuğu şeyi yaşayarak kızına annesizliği tattırmak zorunda kalmış. Yani annesi Füsun’dan aldığı mirası kızı Füsun’a bırakmak zorunda kalmış.

Bu haftaki yazım hem kitap hem de yazar tanıtımı tadında oldu. Çünkü bu kitabı anlayabilmek için Didem Madak’ın hayatını bilmek gerekirdi diye düşündüm.

Eğer siz de Didem Madak’ın hayatına tanık olmak isterseniz Ah’lar Ağacı ile başlayabilirsiniz.

Yazar Hakkında

8 Nisan 1970 İzmir doğumlu yazar Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlar ancak okulun ilk yılında tanıştığı erkek arkadaşıyla evlenerek okulu bırakır. Seneler sonra okuluna geri dönerek mezun olur. İkinci evliliğini yapan Didem Madak’ın bu evlilikten bir kızı olur. 24 Temmuz 2011’de yakalandığı kolon kanseri yüzünden 41 yaşında aramızdan ayrılır.

Kitapları:

• Grapon Kağıtları (2000)
• Ah’lar Ağacı (2002)
• Pulbiber Mahallesi (2007)

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Zeynep Çetin Kaya 6 Haziran 2019 at 12:37

    😍 çok güzel anlatmışsın Kübracım, yüreğine sağlık.

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 6 Haziran 2019 at 13:43

    Canım; çok teşekkürler 🙏🏻💙

  • Cevapla Edibe Vural 10 Haziran 2019 at 01:40

    Güçlü kadınlar, güçlü kadınları anlatıyor,,, Okuduktan sonra bir kaç şiirini okuyup kendime güzel dakikalar hediye ettim. Yüreğine sağlık Kübra ablacığım 🙂

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 10 Haziran 2019 at 10:47

    Edibecim;
    Öncelikle beğenmene çok sevindim. Bu yazıyı yazarken Didem Madak’ın şiirlerinin daha çok okuyucuya ulaşmasını istemiştim ki, senin yorumundan da anladığım kadarıyla bunu başarmışım 🙂
     
    Teşekkürler canım.

  • Cevap Yaz