Mavi Okyanus

Gizli Özne – Ben

25 Temmuz 2019
Yazı: Gizli Özne – Ben | Yazan: Mustafa Çağa

Cümle içerisinde en kolay bulunan özne olmasına rağmen hayatın gerçekliği içerisinde en gizli sözcüktür bizim için. Kendi iç dünyamızdaki gizli özne kim? Sen, ben, o, biz, siz, onlar, hangisi yakın geliyor sana? Sadece sen mi? Yoksa hep onlar mı? Çok iyimser olan iç sesinle söylediğinde, her şeyi kabul edip, biz diyebilmen mi?

İçinde büyüttüğün ne ise, gizli özne onu sana söylemekten asla kaçınmaz ve sen, içinde ne tutarsan onu besler, onu büyütürsün. Ne kadar saklamak istersen iste küçük bir soru yeter onu bulmaya.

Küçük Bir Deney Yapalım

İki elini bir havuz gibi birleştir, ardından tam ortasına biraz su dök. Ne yapmaya çalışırsın? Elindeki suyu tutmaya çalışırsın değil mi? Ama sen ne kadar tutmaya çalışsan da parmaklarının arasından damla damla akmaya başlar tutmaya çalıştığın o su. Ellerinin altında da bir saksı olduğunu düşün. O saksının içinde ektiğin ne ise o damlalar o duyguları büyütecektir. İyilik ise iyilik, kötülük ise kötülük yeşermeye başlayacaktır.

Kader, insan için bu noktada değişiklik göstermeye başlar. İçinde büyüttüğün ne ise onu yaşamaktan öteye geçemezsin.

Hayatının her aşamasında bu durum kendini gösterir ve eğer kontrolü kaybedersen de başarısızlıklardan kurtulamazsın.

Bu konuda Birçok Örnek Vermek Mümkün

Gireceğin bir mülakat, önemli bir toplantı, hayatını etkileyebilecek bir sınav, yani seni strese sokma ihtimali yüksek olan bir durumda; yüklemde aradığın gizli özne çok önemlidir.

Tüm bu durumlardan pozitif çıkabilmen için kendini dinlemen ve gerçekçi bir şekilde kendinle yüzleşebilmen seni bir sonraki aşamaya geçirebilecek en önemli araçtır.

Bazen olumsuzlukların bir zincir gibi birbirini takip ettiğini düşünürüz. Bu durumda bir durmak, soluklanmak ve ara vermek gerektiğini de genellikle unuturuz. Aslında bildiğimiz hatalar bunlar. Hepimiz yaparız. Sonucunu bile bile üstüne gideriz. Ve o sonuca katlanabilecekmişiz gibi deli cesareti ile ilerleriz.

Geçen ay yaşadığım bir hafta var, gerçek tecrübeler edindiğim, her şeyin üst üste geldiği bir hafta idi.

Pazartesi önemli bir toplantı.
Salı günü müşteri etkinliği.
Çarşamba günü doktora sınavı.
Perşembe günü yeni bir iş fırsatı görüşmesi.

Tüm aksiyonlar tek haftada toplanmış beni bekliyordu.

Pazartesi günü güzeldi, toplantı fena geçmedi ama sanki bir yerlerde eksikler var gibi geliyordu bana.

Salı günü etkinlik orta halli geçti, ne iyi ne kötü.

Çarşamba günü doktora sınavı berbattı.

Perşembe günü yaptığım görüşme de çok iyi değildi çünkü çarşamba gününün etkisini üzerimden henüz atamamıştım.

Tüm bunların sorumlusu bütünüyle bendim.

Ben ve benim attığım adımlardı. Programı yoğun hale getiren zaman ve stres yönetimi konusunda eksik olan yine bendim.

Ama önemli bir şey var, ben bunun farkındaydım. Çarşamba günü doktora sınavı sonrasında yetişmem gereken başka bir program yapmasaydım stres olmayıp bu stresi yansıtmadan başarılı olabilirdim. Bu durum da perşembe gününe yansımamış olurdu.

Bu tip durumlar keşke o kadarla kalsa, üzerinden bir ay geçmesine rağmen düşünceleri ile seni yormasa.

Bu yaşadıklarımdan sonra ara vermenin, soluklanmanın ve odaklanmamın önemini bir kez oldukça iyi anladım.

Sevgiler,
Mustafa Çağa

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz