Genç Kalemler

Gülücük Maskesi

23 Ağustos 2019

Öykü: Gülücük Maskesi | Yazan: İlayda Varol

Uzun uzun yıllar önce, Keloğlan’ın annesi daha onun beşiğini sallarken…

Tabii ki böyle ana sınıfı temalı bir giriş yapmayacağım.

Küçük burunlu, kahverengi gözlü, sırf bir iddia sonucu hiç istemese de siyah saçlarının ucunu kırmızıya boyatan bir üniversite öğrencisi Nova.

Dur daha bitmedi.

Herkes gibi o da gülücük maskesi takıyordu. Artık bu devirde herkes duygularını ve çeşitli fikirlerini gizlemek için gülücük maskesi takıyor.

Tamam. Bu kadar sohbet yeter. Şimdi hikâyeye geçiyorum.

Uyanır uyanmaz maskesini takmıştı. Herkesin maske taktığı bu dünyada, maske takmayan tek bir kişi bile olduğunu düşünemiyordu.

Bir maske; ismi Gülücük Maskesi.

Arkadaşlarıyla buluşmasına epey geç kaldığı için koşarak gidiyordu. İnsanların önüne değil başka bir yöne doğru baktığını uzun bir süre sonra fark etti. O da herkesin baktığı yöne baktı. Genç bir adam yolda yürüyordu. Peki, bunda garip olan neydi? Adam maske takmıyordu. Bu dünyadaki belki de herkes maske takarken, o takmıyordu. Duygularını ve düşüncelerini gizleme gereği duymuyordu.

Peki, neden maske takmıyordu.

Nova adamla tanışmak ve ona neden maske takmadığını sormak istedi. Sonra gözü bileğindeki saate takıldı. Çok geç kalmıştı. Ama adam da gitmek üzereydi. En sonunda pes etti ve koşmaya başladı. İstediğinden daha hızlı koştuğu için adama çarpmıştı. Adam arkasını döndü ve “İyi misiniz?” dedi. Nova kafasını tuttu ve konuşmaya başladı.

“Evet iyiyim. Size çarptığım için özür dilerim. Sadece şunu sormak istemiştim; Neden maske takmıyorsunuz?”

Adam maskenin gereksiz olduğunu düşündüğünü söyledi. Ve şöyle devam etti.

“İnsanların kendi içlerindeki asıl özlerini, maskeler arkasında gizlemelerine gerek yoktur.”

Nova şaşırdı.

“Tam anlamadım. Biraz daha detaylandırabilir misiniz? Bu arada ben Nova.” deyip elini uzattı.

Adam Nova’nın elini sıktı ve adının Oliver olduğunu söyledi. Nova o an arkadaşlarını, buluşmayı ya da çok geç kaldığını unutmuştu. Sadece Oliver’la beraber yürüyerek neden maske takmadığını pür dikkat dinliyordu. Oliver maskelerin gereksiz olduğunu sonuna kadar savunuyor, her cümlesinde tekrarlıyordu.

Nova da şöyle yanıt verdi, “Ama bazen insanlar, duygularını gizlemek ister, insanların onları görmesini istemezler.”

Oliver istemsiz bir şekilde sesini yükselterek: “Gerek yok zaten duygularını gizlemelerine. Bunu istemesinler. Gerek yok!” dedi.

Nova bunu düşüneceğini hiç tahmin etmiyordu ama bu sohbet yüzünden kendini ezik gibi hissetmeye başlamıştı. Konuyu değiştirdi. Ona yaşını ve bir okula gidip gitmediğini sordu. Oliver, 19 yaşında olduğunu ve iç mimarlık eğitimi aldığını söyledi. Nova, “Peki sana çarptığımda nereye gitmekteydin?” diye sordu. Oliver Nova’ya baktı ve “Sen gizli ajan falan mısın? Maske takmadığım için beni tutuklayacak mısın?” dedi. Nova, utanarak özür diledi.

“Sıkıntı yok. Sadece fazla soru soruyorsun.” dedi Oliver ve ekledi.

“Kiralık ev arıyordum. Evimin kirasını ödeyemiyorum.” Nova bir iş insanı edasıyla elini uzattı, “Bir anlaşma yapalım mı?” dedi ve devam etti.

“Benim ev arkadaşım geçen yaz gitti. Bir oda boş. Sen benim yeni ev arkadaşım ol. Ama bir şartım var, maskemi çıkarmam konusunda yardımcı olacaksın.”

Oliver bu teklifi duyunca çok şaşırdı ama hiç tereddüt etmeden “Tamam Nova,” dedi.

Birbirlerine telefon numaralarını verdiler ve gittiler.

Ve birden Nova’nın aklı başına geldi.

Arkadaşlarıyla buluşmasına çok fazla geç kalmıştı. Koşmaya başladı. Bu sefer istediğinden daha hızlı değil daha yavaş koşuyordu. Oraya ışınlanmak istiyordu. Ve sonunda kafeye geldi. Arkadaşlarının sohbet edip gülüştüklerini gördü. Sanki Nova’nın orada olmadığını anlamamışlardı bile. Nova herkesten özür diledi. Arkadaşlarından biri, “Uyuyan güzel de sonunda gelebildi,” dedi. Nova geç kaldığı için tekrar özür diledi. Geç kalma sebebinin yolda gördüğü biri olduğunu, gördüğü kişinin maske takmadığını anlattı heyecanla. Ama ona inanmadılar. Başka bir arkadaşı,

“Biz de inandık sanki senin bu söylediğine. Sen git bir tiyatro oyunu falan yaz bence. İyi uyduruyorsun,” dedi alaycı bir şekilde.
“Hayır, gerçekten de gördüm!” diye haykırdı Nova.
“Tamam, biz de inandık. Bu dünyada maske takmayan biri olabilir mi?”

Günün sonunda ona inanmamışlardı. Ona inanmadıkları için de Nova bir daha onlarla arkadaşlık etmedi.

Bir sonraki gün telefonu sürekli çalıyordu. Ama bu alarm değildi. Hafta sonuydu alarm olamazdı. Oliver arıyordu. En sonunda Nova telefonu açtı ve “Sabah sabah niye arıyorsun!” diye bağırdı. Ahizeden şöyle bir ses geldi: “Sakin ol şampiyon. Sadece evin konumunu at, bavulumu aldım geliyorum.”
Ve telefon kapandı. Sonra Nova’nın aklına Oliver’a verdiği söz geldi.

Maskeyi çıkarmak için çok istekliydi.

Konumu attı, maskesini taktı, elinden geldiğince odasını toplamaya çalıştı ama sonra üşenip her şeyi dolaba tıktı. Ve aynı telefonun çaldığı gibi zil çaldı. İnatçı, sürpriz ve sinir bozucu bir şekilde. Kapıyı açtığında Oliver, “Ev arkadaşın geldi, şimdi o maskeyi çıkar,” dedi. Nova sakince “Hayır” dedi. Oliver, şansını denediğini söyledi. Ve tam bir beleşçi gibi eve kuruldu. Ama iyi bir ev arkadaşı olarak yemek bile yaptı. Nova’nın kahvaltıya gelmesi için onu yataktan kazıması gerekmişti ve buna değmişti. Anlaşma sürüyordu.

Oliver, Nova’nın maskesini çıkarmak için elinden geleni yapıyordu. Dolaylı mesajlar vermiyor, direkt yüzüne söylüyordu. Şifrelemeden. Bu da bir süre sonra sinir bozmaya başladı. Oliver, Nova’nın maskesini her çıkarmaya kalktığında Nova daha çok sinirleniyordu. En sonunda patladı. Ve Oliver’a bağırdı.

“Yeter artık ben bu maskeyi çıkarmayacağım anladın mı beni? Ben bu maskeyi takmaya başladığım ilk gün kendime söz verdim. Artık bunu yapmayı bırak!”

O günden sonra konuşmadılar.

Monolog denebilecek küçük diyalogları vardı sadece. Sonra bir gün Oliver barışmak için Nova’yı gezmeye götürdü. Sinemaya gittiler, yemek yediler. Sonra eve geldiklerinde Nova Oliver’a teşekkür etti. “İyi ki benim arkadaşımsın. Seni seviyorum dostum,” dedi.

Bunun üzerine Oliver bağırmaya başladı. “Bana beni sevdiğini söylerken bile yüzünde o maske var Nova, ben sana nasıl güveneyim anlatır mısın bana? O işe yaramaz maske yüzündeyken ben senin arkadaşın olamam Nova. O gülücük maskesini çıkarman lazım. Hem Nova ne biçim bir isim? İlk tanıştığımız günden beri aklımdaydı. O senin gerçek adın da değil, değil mi?”

Ve kapıyı çarpıp odasına gitti. Sonra da içerden bağırdı; “İsmin bile maskeyken ben seninle nasıl arkadaş olabilirim?”

İçerde uzunca bir süre kalacağını sandı ama Nova kapıyı tıklattı ve kapının arkasından Oliver’a içeri girip giremeyeceğini sordu. Oliver cevap vermeden kapıyı açtı. Oliver yatağa, Nova kenardaki pufa oturdu.

Uzun süre bakıştılar gibi bir şey demeyeceğim tabii ki. Hint dizisi değil bu.

Nova ağzını açtı ve şöyle başladı cümleye;

“Sana bu gülücük maskesini ne zaman takmaya başladığımı anlatmak istiyorum Oliver. Ana sınıfındaydım. Hiç kimsenin maske takmaya başlamadığı zamanlar. Genelde herkes ortaokulda başlamıştır maske takmaya. Ama ben ana sınıfında başladım. Okula kendim giderdim. Bazen, yanımda sınıftan bir iki çocuk daha olurdu, benim gibi yalnız giden. Bir gün içlerinden biri beni itti. Ben de yere kapaklandım ama ellerim yüzümü korumuştu. Canım da acımamıştı ya da bir yerim kanamamıştı ama ağlamaya başlamıştım. Sonra benimle, sulu göz diye dalga geçtiler tüm gün boyunca. Bir sonraki gün yine ittiler ve ben yine ağladım. Ve yine sulu göz diye dalga geçtiler.

Ondan bir sonraki gün annem işe geç kalmıştı ve ben de onun nasıl hazırlandığını seyrettim. Yüzüne bir maske taktı, sebebini sordum.

Bana insanların onun duygularının bir kısmını anlamaması gerektiğini ve maskenin de bu konuda yardım ettiğini söyledi.

Ben de aynısını yaptım ve maskemi ilk kez o gün taktım. Beni yine ittiler tahmin ettiğin üzere ve ben yine ağladım. Ama maske sayesinde ağladığım belli olmamıştı. Beni iten çocuklar ağlamadığımı görünce, dalga geçmediler ya da gülmediler. Kalkmama yardım ettiler. Sonra aslında herkesin bir maskesi olduğunu öğrendim. Ve adım gerçekten Nova. Babam bir komedyendi ve bana bu şaka gibi ismi o vermiş.”

Oliver, Nova’dan özür diledi.

“Peki, ben sana maske takmayı bıraktığım anı anlatıyım mı?” dedi Oliver.

Nova “Sen de mi daha önce gülücük maskesi taktın?” gibisinden şaşkınlık içerisinde bir soru sordu.

“Evet. İnsanlar, benimle ben olduğum için arkadaş olmuyorlardı. Bu sebepten maskeyi takmıştım ama buna çok değinmek istemiyorum. Yaklaşık dört sene önce kamp yapıyordum. Klasik bir kamp ateşi geleneği olan yumuşak şekerleri çubuklara dizmiş yakıyorlardı. Ben de bunu görünce, ‘Bana da bırakın,’ diye bağırıp koşmaya başladım. Ayağım bir kütüğe takıldı ve yüzümde maskeyle ateşin içine düştüm. Beni hemen kurtarıp hastaneye yetiştirdiler. Neyse ki şehre yakın bir yerdeydik. Ben hastaneye gidinceye kadar ne oldu bilmiyorum. Gerçi o günün devamı da hafızamda yok. Sadece o günden sonrasını hatırlıyorum. Yüzüm tamamen yanmış. Hayattayım ama o yakışıklı yüzüm ne yazık ki ölmüş.”

“Nova, Nova olalı böyle iyi hikâye duymadı ama tek bir sıkıntı var, dört sene sonra yüzün nasıl bu harika halini alabildi?”

“Bu, estetik sayesinde canım. Binlerce estetikle kurtulabilen yüzümün bir yarısında hala hafif bir yanık izi var. Oraya da makyaj yapıyorum.”

“Yani sen de maske takıyorsun.”

“Evet, millete kalp krizi geçirtmemek için.”
“Peki, sonra niye maske takmayı bıraktın?”
“Baktım ki maske yüzümü yanmaktan bile koruyamıyor. Duygularımı saklamanın ne anlamı var. Duygularımı beğenmeyenler, benimle arkadaş olmasınlar dedim.”

Nova, Oliver’ın doğru söylediğini ve her kelimesine katıldığını ama kendisinde bunu yapabilecek cesaret olmadığını belirtti. Oliver da, o zaman asla arkadaş olamayacaklarını söyledi ve Nova’yı sürükleyerek odanın dışına çıkardı.

“İyi geceler.”
“İyi geceler.”

Nova da kendi odasına çekildi. Maskesini çıkardı ve onu bacaklarının üstüne koyup uzun süre seyretti.

“O yaptıysa ben de yaparım. O yaptıysa ben de yaparım. Tek yapmam gereken onu çıkarıp atmak. Ama ya birileri bir şey derse. Derlerse desinler canım. Oliver o zaman arkadaşım olacak ve eminim ki beni koruyacak,” diyerek kendi kendini avuttu.

Bunları düşünürken maskeye bakmaya devam ediyordu ama bu sefer maskeyi daha sıkı tutuyordu. En sonunda Nova, maskeyi alıp yere fırlattı. Sonra ona eline ilk geçen şeyle, yastıkla vurmaya başladı. Duyduğu seslerden korkan Oliver, Nova’nın odasına daldı. Oliver’ı gören Nova, yastığı, kırık gülücük maskesi parçalarının üstüne attı ve Oliver’a bakıp;

“Artık arkadaş olabiliriz çünkü maskeyi kırdım,” dedi.

Oliver hayretle gülümsedi; “Sen tam bir manyaksın ama artık arkadaşımsın, buna alışmam gerek.”

Birbirlerine sımsıkı sarıldılar ve mutlu son!

Yaşasın!

Bu hikâye, bana ilham olan “Maskeli Goblin” den esinlenilerek yazılmıştır.

İlayda Varol

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz