Satır Arası

Pişmanlık

16 Ağustos 2019

Yazı: Pişmanlık | Yazan: Nalan Erpolat

Tanım Olarak Pişmanlık

Pişmanlık, insanın geçmişte herhangi bir şeyi, yapmış ya da yapmamış olmaktan dolayı hissettiği olumsuzluktur. Olumsuz hissediyordur çünkü şu anki düşüncesine göre, geçmişte farklı davransaydı, bugün çok daha iyi durumda olacaktı.

Bu geçmiş zaman, 10 yıl 20 yıl öncesi de olabilir, birkaç gün öncesi de, birkaç dakika öncesi de. Daha iyi sonuç almak, market alış-verişi sonrasında, düşünmeden alınan birkaç lira pahalı olan ürün de olabilir, tüm hayatı etkilemiş olan bir karar da. Sonuçta pişmanlık, geri dönüşü olmayacak bir durum için yaşanan duygusal çöküntüdür. Sonuç hayatının ne kadar büyük bir bölümünü etkiliyorsa, duygusal çöküntü de o kadar büyük olur.

Hayat yarışında, hedefe ulaşamamak da bir pişmanlık kaynağıdır ve hedef ne kadar yakınken kaybedildi ise pişmanlık o kadar yoğun olur. Bir sınavı, 10 puanla kaybetmekle, 48 puan alarak kaybetmenin hüznü aynı olmayacaktır.

Son yıllarda, pişmanlık deyince aklımıza, bazı klişe cümleler geliyor.

“Hiç pişman olmayacağın bir hayat yaşa.”

“Verdiğin kararlardan asla pişman olma.”

Gibi cümleleri, çok okur, çok duyar olduk ama hayat akışında mümkün müdür acaba bu sözlerin içeriklerini uygulamak. Hayatında attığı hiçbir adımdan pişmanlık duymayan, aldığı her karardan istinasız memnun kalan insan var mıdır?

Evet, belki böyle insanlar olabilir. Bazı insanlar ise sonuçları çok kötü olan, açık ve net bir şekilde yanlış olan kararlarından bile pişmanlık duymazlar. Tıbbi açıdan, bu bireyler, beyninde ön orbital (orbitofrontal) kortex, bölgesi hasar görmüş kişilerdir.

Bunun yanında, psikolojide de, sosyopat teşhisi konulan hastaların da özelliklerinden biridir hiç pişmanlık duymamak.

Bu teknik bilgilerle anlayabiliriz ki fiziksel ve ruhsal sağlıkları yerinde olan bireylerin pişmanlık duyguları vardır.

Bu durumda, önemli olan pişmanlığı yaşamamak değil, pişmanlığı kabullenmek ve hayata devam edebilmektir.

Pişmanlığı Kabullenmek

Duygusal olarak pişmanlığı kabullenmek çok kolay bir durum değildir, özellikle mükemmelliyetçi insanlar için çok daha zor bir durumdur. Kişisel farkındalıkla yavaş yavaş üstesinden gelinir.

Pişmanlık anında, kişi o durumun bir an evvel geçip gitmesini ister; nedenine nasılına bakmadan kurtulmak ister o durumdan çünkü “Ben bunu nasıl yaptım?” diye defalarca sorarak kendini tanıyamaz hale gelir. Sürekli kendini cezalandırmak ister. Çok düşündükçe de her seferinde büyür içindeki pişmanlık duygusu.

Bu yüzden çok fazla aynı şeyleri düşünüp durmak yerine sakince zihni toparlamak pişmanlığı kabullenmenin ilk adımı olmalıdır. Sonra, kişi bu duygunun evrensel ve de insani bir şey olduğunu idrak etmelidir. Hiç kimse, bütün seçimlerinde %100 doğru olarak yaşayamaz hayatı.

Bir kararda yanılgıya düşmek de normaldir. İnsanın kendine gülebilme olgunluğu gösterebilmesi iyi hissetmek için çok önemlidir. Yanlış olan seçiminin de espiriye alınabilecek bir yanı varsa onu bulup çıkarabilmelidir kişi.

Son olarak da zaman tabii ki ve her koşulda her şeyin ilacıdır. Zaman geçtikçe, durumun belki de o kadar da büyük bir pişmanlık gerektirmediği ortaya çıkacaktır.

Pişmanlık ve Vurdumduymazlık

Pişmanlığı kabul etmekle vurdumduymazlık birbirine karıştırılmamalıdır.

Vurdumduymazlıkta, hayat farkındalığı hiç yoktur. Sorumsuzluk ve hayatı öylesine yaşamak vardır. Pişmanlık hissedilmediğinden, yanlış kararlar arka arkaya gelir böyle durumlarda.

Pişmanlığı kabullenmek ciddi bir hayat farkındalığıdır. Kabul aşamasında, her şey düşünüldüğü için kişi aynı hataları tekrarlamaz.

❗️Pişman olmaktan çok da korkmamalı bu hayatta.

İnsani ve vicdani bir durumdur pişman olmak. Pişman olup, kararları gözden geçirip yeni kararları ona göre almak güzeldir. Pişmanlıktan sonra, kendinden nefret etmek, hayata karşı insanı korumaz.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 18 Ağustos 2019 at 11:21

    Gerçekten çok güzel bir şekilde açıklamışsınız, hayran kaldım. Bir şeyden pişmanlık duyduğumda kendimi affetme sürecim epey uzun sürüyor maalesef. Bu süreyi uzatmanın da bir anlamı yok elbette. Yalnızca vakit kaybı ve fazladan kendini yıpratmak.. Ama uygulaması da dediğiniz gibi oldukça güç maalesef 🙂

  • Cevap Yaz