Genç Kalemler

Garip Ergen Hikayeleri

20 Eylül 2019

Yazı: Garip Ergen Hikayeleri | Yazan: İlayda Varol

Dershaneye başladığım ilk günlerde şöyle bir olay yaşandı; Türkçe dersindeydik ve eş anlamlıları öğreniyorduk. Öğretmen tahtaya, “Akıllı ve uslu eş anlamlıdır” yazdı. Bilmediğimden dolayı ben de “Akıllı ve uslu eş anlamlı mıydı öğretmenim?” diye sordum. Öğretmen cevap veremeden arkadan bir ses yükseldi, “Tabi ki akıllı ve uslu eş anlamlı. 8. sınıf olmuşsun hâlâ bunu bilmiyor musun? Püüü… Yazıklar olsun!”

Öğretmen de kulağıma eğilip “Sen bu çocuğu umursama” dedi. Zaten okulumda bu tiplerden çok olduğundan artık bağışıklık kazanmıştım. Yani umurumda olmadı. Bu tipler hep böyledir. Her şeye karışırlar. Ama özellikle bana karışıyorlardı çünkü okulumda sevilmeyen bir tiptim.

Benimle hep dalga geçip, dedikodumu yapıp durdular üç yıl boyunca.

Sebebini ben de bilmiyorum. Sınıfın çoğu hem ikiyüzlü hem de yüzsüz. Evet, bir insan hem ikiyüzlü hem de yüzsüz olabiliyormuş. Daha demin anlattığım olayın devamı da var.

Teneffüste kantine çıkmıştım. Yaşananların devamını arkadaşım anlattı. Meğerse o çocuk, teneffüste kendi arkadaşlarıyla konuşurken, benim onun hayatını kurtardığımı çünkü aslında onun da aynı soruyu sormak istediğini ancak utandığını ve ben sorunca da eline dalga geçme fırsatı geçtiğini ve bunu kullandığını söylemiş.

Şimdi ben buna ne diyeyim?

Kendisinin zaten soracağı soruyu ben sormuşum ve o da dalga geçmiş.

Dersler bitince bile “Ezgi git, evde eş anlamlı çalış” demişti. Adım Ezgi bile değil.

O olay da şuradan kaynaklanıyor: Bir gün bir derste adımı unutup bana Ezgi diye seslendi. Ben de sakince “Ezgi değil, İlayda” dedim. Ama o Ezgi demeye devam etmeyi seçti. Elbette her seferinde sinir oluyordum. Ve her seferinde de “İlayda” diye düzeltiyordum ama o Ezgi demeye devam ediyordu.

En sonunda kafayı yedim ve kalem kutusunu fırlattım.

Ama ben yapma demiştim ona. Sonra matematik öğretmeni geldi. Ve çocuk bağırdı; “Hocom Iloydo bono kolom kotosu atto!”

Adımı şimdi mi hatırladın gevşek!?

Sonra öğretmen tüm olayı bir kez de benden dinledi ve çocuğa çok güzel bir fırça attı. Peki, çocuk dersini aldı mı? Hayır. Çünkü hâlâ Alp Baran’a Reşat, Fatma’ya Ariana Grande, Mehmet’e Ahmet diyor. Kafasında bir iki tahtası eksik sanırım. Sıkıntısı var mı onu da bilmiyorum.

Bu okulda da böyle. Dedim ya bir insan hem ikiyüzlü hem de yüzsüz olabiliyormuş diye. Şimdi anlatacağım olay da bununla ilgili. Ben eskiden 5 ve 6. sınıflarda kısa film yarışmalarına katılırdım. Ve genelde bunlar için teneffüste senaryolar yazardım. Bana o kadar laf edip dedikodumu yapanlar hemen dibimde biterlerdi.

“İlayda baş rolü alabilir miyim?” diyen çok yüzsüz sınıf arkadaşım oldu.

Her zaman böyle oldu. Acaba sıkıntı bende mi? Sorun ben miyim?

Bana garip gelen bu insanlar aslında normal de, ben mi anormalim?

Siz söyleyin.

İlayda Varol

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Anonim 20 Eylül 2019 at 17:30

    İlayda bize baya sallamışsın hikayende, ayıp oluyor.

    • Cevapla İlayda Varol 21 Eylül 2019 at 01:58

      Olsun…

  • Cevapla Beril Erem 20 Eylül 2019 at 18:04

    İlayda’cım,
     
    Önce hemen soruna cevap vereyim. İçinde bulunduğun çevre bağlamında düşünecek olursak; ben anormal miyim? sorusunun cevabı; hem evet hem hayır olacak. Evet, anormalsin çünkü vaktinin çoğunu geçirdiğin alanlar içinde (okul, dershane) anlattığın insanların çoğunun bakış açılarına, davranışlarına, öz değerlerine, kendilerini ifade etme tarzlarına uymayan ve çemberin dışında düşünüp ona göre yaşamını şekillendiren bir kişiliğin var.
     
    Peki “anormal” kötü müdür? Hiç değil bence. Tam tersine seni diğerlerinden ayrıştıran, parmak izi gibi seni özel ve farklı kılan özelliklerin var demektir. Buna değer veren, seni anlayan, farklılıklarını kucaklayan eminim bir sürü insan vardır. Ve olacaktır da…
     
    Cevabın ikinci bölümü; hayır anormal değilsin idi. Anormal değilsin; çünkü sorgulamak, başkasının kişilik özelliklerine, fiziki görünüşüne, fikirlerine, hayallerine saygı duymak, insana saygılı olmak, yanlış bir davranışı tenkit etmek, edebilmek, karşı durmak… bunlar normal davranışlardır. Ve insanın kumaşının kalitesini de bunlar belirler.
     
    Bu zorbalardan sadece okulda, dershanede değil; emin ol her yerde var. İş yerinde, sokakta, sinemada, markette…
     
    Ama biz ne yapıyoruz? Bu “GEVŞEK” lerin karşısında sağlam durup, kimseye pabuç bırakmıyoruz 🙂😘

    • Cevapla İlayda Varol 21 Eylül 2019 at 01:57

      Ben de bıktım bu “GEVŞEK” lerden ve hayatımın devamında da karşılaşacağımı biliyorum bu nedenle zırh gibi kuşandığım cümlem hazır “sana ne?”

  • Cevapla Seda Çağlayan 20 Eylül 2019 at 22:19

    Sevgilli İlaydacım,
     
    Bir gün seninle kendimize bir sohbet ortamı yaratalım da ben sana bu gibi insanların kendi yaş grubumda olanlarından bahsedeyim. Temennim bu olmasa da büyük ihtimalle bu gibi insanlarla güzel ve kıymetli yaşantın boyunca çok kereler karşılaşacaksın. Büyüklerimiz ne güzel söylemiş “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” diye.
     
    “Sıkıntıları var mı?” diye sorgulamışsın. Elbette sıkıntıları var İlaydacım. En büyük sıkıntıları sevgisizlik. İnan bana bir insanı bundan daha çok hiçbir sebep bu denli saldırgan kılamaz. Sonra dışarıdan bakınca hiç de öyle gibi görünmese de yüksek seviye de öz güven eksikliği, kendini yetersiz görme duygusu var bu arkadaşlarımızın derinlerinde. En büyük sorun ise bunun farkında olmamaları. Yoksa can yakmayı marifet saymak hangi sağlıklı bireyin düşüncesi olabilir ki?
     
    Benim senden yana hiç kaygım yok, sen mutlaka başa çıkacak bir yol bulursun, yeter ki kendindeki gücü hiçbir zaman yabana atma. Onlara onların yöntemleriyle cevap verme, saldırgan olma, kötü söz söyleme ama sahip olduğun akıl ve terbiyeyle hadlerini bildir elbet, uyanık ol, kendini korumayı bil. İşi zor olan sen değilsin, onlar. Hayatı sürekli bu şekilde yaşamaya devam ettikleri müddetçe gerçek sevgiye ulaşma şansları olmayacak. Bunu hiçbir insan için temenni etmem. Herkesin bir ömrü var ve herkes mutlu, huzurlu ve sevgi içinde yaşamalı, aksi boşa geçen bir ömür. Onlara iyi dileklerimizi sunalım İlaydacım, dileyelim ki en kısa sürede iyi olsunlar.
     
    Uzun lafın kısası canikom, hayır, sorun sende değil.
     
    Sevgilerimle 🙂

    • Cevapla İlayda Varol 21 Eylül 2019 at 01:56

      Yorumun için çok teşekkür ederim çok tatlı ve çok güzeldi. 💜💜💜

  • Cevapla Pınar Sude Genç 22 Eylül 2019 at 15:04

    İlaydacım, öncelikle sana şunu söyleyeyim ki bu insanlar her yerdeler. Ömrünün geri kalanında da bu tür insanlar ile karşılaşacaksın. Ben de karşılaştım, karşılaşıyorum. Mesela okulumda çok sevilen bir insan olmamla beraber, benden çok nefret ettiğini bildiğim, tam karşılarındayken bile dedikodumu yapan bir kesim de var. Umrumda mı? Hiç de değil. Bu insanlar beni açık konuştuğum için, yanlışa yanlış dediğim için sevmiyor. Zaten ben de dürüstlüğüm ile kendime bir sınır çizmeyi amaçlıyorum, bu insanlar bana ve hayatıma yaklaşmasın diye. Yaklaşamıyorlar işte, mis gibi! Sen doğru olanı yaptığın için, içini rahat tut ve bu insanlara karşı olan savunma mekanizmanı gün geçtikçe güçlendir.
     
    Öpüyorum kocaman 🌚♥️

    • Cevapla İlayda Varol 24 Eylül 2019 at 20:06

      Çok teşekkür ederim yorumuna ba-yıl-dım. Ve bence haklısın dürüst olmakta ne varmış ki. Seni çok seviyorum ve ben de öpüyorum al yanaklarından Pınar Ablacım.

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan