Gırgırına

Hey Gidi Hey Gençlik

16 Eylül 2019

Gırgırına | Hey Gidi Hey Gençlik | Cem Albayrakoğlu

Geçen gene arkadaşlarla toplaştık, rakı muhabbeti yapıyoruz. Tabi ki geçmişi, birlikte geçirdiğimiz gençlik yıllarımızı konuştuk bol bol. Anılar, maceralar… Herkes en komiklerini anlatıyor. Ben de tabii en az macerası olan o yıllara göre 😂😂 Ee o kadar anlattık sizinle de paylaşayım…

Ortaokuldan liseye geçmiştik yanılmıyorsam. Lise 2 olması lazım ya da bir üstü veya bir altı. Zaten başka da kalmadı di mi? 😂

Ev-okul, okul-ev arası takılıyoruz. En fazla Bağdat Caddesi’ne çıkabiliyoruz, o da akşamüstü altıya veya yediye kadar. Bizden büyük arkadaşlar anlatıyor; gece hayatı diye bir şey var. İnsan merak ediyor. Serde de delikanlılık var, arkadaşlarla dedik; “Hadi çıkalım biz de bir gece.” Sonuçta ne olabilir en fazla, di mi?

Dinleyin o zaman…

Dedik gün bugün ve atladık arabalara, geçtik Avrupa yakasına. Saat 21:00-22:00 civarı. Allah’ım ne heyecan, ne heyecan… Gece o saatte dışardayım. Arabayla Avrupa yakasına geçmişiz. En sevdiğim arkadaşlarımlayım. Sonuçta tüm ergenlik boyunca konuştuğumuz gece dışarı çıkma olayını başarmışız. Hepimizin ne kadar heyecanlı olduğunu anlamanızı istediğimden sanırım biraz uzattım 😉

Dediler ki en high top disco olan mekan şu, oraya gidelim. Peki, gidelim. Süslendik, püslendik. Gittik mekana. Racon bilmiyoruz, hiçbir halt bilmiyoruz. Kapıda zebella gibi adamlar duruyor. Adamların yüzünde mimik oynamıyor. “Selam” diyorsun, “Kimlik?” diyor. Bari bir tebessüm et, di mi?

Haa bu arada kötü bir yere gittiğimizi düşünen varsa aranızda, asla o mekanlardan değil 😂😂😂 Temiz aile çocukları clup’ı, herkes clubber. Nereyi duyduysak abilerimizden oraya gittik.

O kadar erken gitmişiz ki mekan bomboş. Ulan, dedik, bu ne? Nereye geldik? Geçtik bir u masaya. 3-4 kişi varız yokuz. Garson geldi, “Ne içersiniz?” diye soruyor. Bira, dedik. Başkası ne mümkün zaten.

Mekan Bir Tuhaf

Türkçe-yabancı karışık çalıyor ama mekanda bir tuhaflık var. Anlamaya çalışıyoruz fakat ilk defa karşı yakada bir disco’ya gitmenin heyacanı olduğu için üzerimizde pek de sallamıyoruz. Tuhaflık ise şu; her u masada 4’lü, 5’li gruplarda adamlar var. Disco dediğin yerde stand masa olur ya da hanımlar da olur, di mi?

Allah Allah derken derken, saat oldu 23.30 – 24.00. Ulan bir anda onca insan nereden geldi hiçbir fikrim yok, mekan full doldu. Bizim kafalar zaten çoktan çakır keyif. Pistte adım atacak yer yok. O u masalardaki adamların yanına hatunların biri geliyor, biri gidiyor. Bizim kadrodaki suratları görmeniz lazım. Herkeste cennetteyiz galiba ifadesi…

Garson geliyor; “Ne istersiniz?” veya “Hangisi gelsin?” diye soruyor. “Nasıl yani? Ne hangisi? Ne???” diyoruz.

Pistte kim kiminle belli değil. Ankara havaları bir yandan, diğer bir yandan kolbastılar. Mekan uçuşa geçti. Ulan daha demin, hafif hafif çalıyordun müzikleri, ne oldu? Yani ne değişti, di mi? Meğer saat 24:00’den sonra çoşuyormuş gece. Tam gaz böyle geçerken zaman, bizim grupta etrafı seyretmekten kimse kimseyle konuşmaz hale geldi. Herkes birbirine, ona bak, şuna bak modunda.

Bir anda ışıklar yandı, müzik kesildi.

Dedik, bitti herhalde, buraya kadar. Ulan salak, sinema mı bu? Kafaya bak 🤦🏻‍♂️ Bir anda mekan polisle doldu taştı. Eee bu ne şimdi derken öğrendik ki rutin kimlik kontrolü yapıyorlarmış. Herhalde adet böyleymiş falan diye salak salak kendi aramızda konuşurken sıra bizim masaya geldi.

“Beyler kimlikler.”

“Tabi buyrun.”

Hepimiz sırayla gösteriyoruz. Her şey beni bulacak ya, bizim ekipten biri “Abi bende yok kimlik,” demez mi polise. Şaka gibi. Polis şöyle bir baktı ardından; “Eee mekana nasıl girdin?” diye sordu. Bizim sivri zekalıdan giden cevap; “Girişteki abi bana kıyak yaptı.”

Polis dedi ki; “Ben de sana kıyak yapacağım. Bu masayı komple alın!”

Aaa maaa demeye kalmadan kendimizi polis otosunda bulduk. Biraz önce cennette olduğumuzu sanan bizler şimdi…

Neyse arabada mal mal oturuyor, uygulamanın bitmesini bekliyoruz. Neler olacak bize acaba diye kafadan geçirirken polis telsizinden anons geçtiler; şu şu plakalı araç sizin mekanda görülmüştür. Daha anons bitmeden araç önümüzden geçmez mi!

Polis, “Aaa bu araç o,” dedi ve arabayı çalıştırıp bastı mı gaza. Biz daha kimlik olayını idrak edememişken Vatan Caddesi’nde hiç bilmediğimiz bir arabayı kovalayan ekip otosunda olmanın heyecanı bastı bu sefer de hepimizi.

Ne kovalama hem de… Sirenler, çek kenara anonsları… Polis arada “Bir yakalayayım bak sana neler yapacağız,” falan diyor, bizim arkada gıgımız çıkmıyor, renkler bembeyaz, azcık da tırsıyoruz.

10-15 dakikalık kovalamaca sonrası adamı yakaladık 😂😂 Ulan bize ne oluyorsa, konuya öyle konsantre olduk ki biz de polis ekibindenmişiz gibi seviniyoruz. Hey Allah’ım yaa…

Sonra mı?

Yakalanınca adamı da aldık, gittik karakola. Karakolda kaçan şoför, ben ve benim saz heyetini komiserin odasına götürdüler. Bizi getiren ekip komiserin odasının kapısını çalıp “Komiserim getirdik,” dedi.

Girdik komiserin odasına.

Komiser şöyle bir baktı. “Hadi bu kaçak,” diyor şöför için, “Pekii bunlar, bunlar kim?” diye de bizi gösteriyor.

Polisler birbirlerine şaşkın şaşkın bakıyor, biri diğerine; “Hakkaten bunlar kimdi?” diye soruyor hatta. Biz gevelemeye başladık. Resmen oramdan terlediğimi hissettim. Hani derler ya “Bok yoluna gitti” diye, tam o olmak üzere.

Polis memuru; “Sizi nereden aldık biz?” diye sormaz mı?

“Bizi disco’dan almıştınız ya,” dedik. Komiser gülerek; “Haaa bunlar onlar mı?” dedi. Polisler de gülüştüler. Komiser; “Alın bunları, götürün aldığınız yere,” dedi.

Biz atladık tabii; “Biz gideriz, zahmet etmeyin” diye.

Artık yakalanan şöförün ne suçu varsa adamın sayesinde biz de yırttık mevzudan. Koşa koşa mekana geri gittik. Hani o cennet sahnesi vardı ya ona yetişir miyiz diye ama saate bir baktık ki sabah altı olmuş.

Doğru çorbacıya, ne geceydi ama diye kritik yapmaya…

Yani demem o ki acayip adrenalin yaşadığım gecelerden biriydi ve disco diye gittiğimiz yerin meşhur Bacardi* olması da cabası…

Kalın sağlıcakla.
 
 

Açıklamalar:

Bacardi Disco Bar: Aksaray’da yer alan Bacardi, o yıllarda İstanbul’un en gözde pavyonlarından biriydi.
 
 
Gırgırına,
Cem Albayrakoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla İrem Savaş 16 Eylül 2019 at 08:39

    Ahahhahah! Demek onca yıl sonunda disko derken pavyon…
     
    Cem abi bu anıları yazarlar toplantısında neden yüz yüze de anlatmadın? Şimdi evde tek başımıza gülüyoruz 😀
     
    Kalemine sağlık…

    • Cevapla Cem Albayrakoğlu 16 Eylül 2019 at 15:54

      Selam İrem;
       
      O akşam yazarlarla yeni tanışmış olduğumuz için pek anlatmayayım dedim ama bir daha bir araya gelirsek daha bomba anılar anlatırım 😉
       
      Beğenmene sevindim.

  • Cevapla Demet Uncu 16 Eylül 2019 at 10:21

    Cem Bey, yine aksiyon dolu olan yazınızı gülerek okudum. Gençliğinizi bu kadar renkli yaşamanız şaşırtıcı doğrusu. O gecenin sonunun karakolda bitmesi ise; size verilen bir mesajmış oysa. 😉 Neyse, günümüzdeki anılarınızı okuyabilmek dileklerimle… Sevgiler. 💕

    • Cevapla Cem Albayrakoğlu 16 Eylül 2019 at 15:52

      Selam Demet Hanım;
       
      Beğenmenize çok sevindim ama gençlik yıllarında “the person you have called can not be reached at the moment” modunda oldugumuz için mesajlara kapalıydık, anı yaşıyorduk 😂😂
       
      Günümüz konuşuna gelince, inşallah ama daha sakın bir hayat tercih ettiğim için pek aksiyon olmuyor malum 😉
       
      Sevgiler ❤️❤️

    Cevap Yaz