Satır Arası

Ayrılık

18 Ekim 2019

Yazı: Ayrılık | Yazan: Nalan Erpolat

Bu kelimeyi duymak bile rahatsız eder herkesi… “Ayrılık” her zaman zordur. Öyle ki vefat ile gelen kayıplarda, “Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasa” sözü çok yaygındır dilimizde, kültürümüzde. Sonuna kadar da doğrudur bu söz. Ayrılık, ölüm acısının bile sebebidir ve ne kadar zor ve acı olursa olsun ayrılık kaçınılmazdır.

Ayrılık Başlangıçtır

Kaçınılmaz olan ayrılık, aslında bir şeylerin başlangıcıdır. Her birey için ayrı bir hikaye olan hayat da bir ayrılıkla başlar. Doğum bir ayrılıktır. Acıdır; biri hatırlar, biri hatırlamaz ama her iki beden de acı duyar, mücadele eder doğum anında. Bu acı geçtikten sonra hayat başlar. En büyük ayrılıktır doğum. Doğada olabilecek en büyük birlikteliğin fiziken sona ermesidir. Ne var ki zor olan bu ayrılık anı, beklenen istenen bir andır. İşte hayatın kaçınılmazı olan “ayrılık” kavramını hep bu şekilde, zor ama doğal bir durum olarak algılamak gerekir.

Hayat Süreçleri ve Ayrılığa Alışmak

Bu doğal ayrılıklar, bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe, ergenlikten erişkinliğe ve sonra da yaşlılığa geçerken yaşanır. Bebekliği, çocukluğu, gençliği bırakmak, yaşanırken hiç bitmeyecekmiş gibi gelen dönemlerden ayrılmak kolay değildir. Hep bu yüzdendir, literatüre geçen 2 yaş sendromları, ergenlik krizleri, menopoz-antrepoz buhranları.

Hayatın akışındaki bu ayrılıklar, kimi bireyde daha zor, kiminde daha kolay, kimisinde çok iz bırakarak atlatılır fakat bu dönemlere bir de beşeri ayrılıklar eklenince, hayat bir hayli zorlaşabilir. Bu ayrılıklar bazen mecburidir, bazen tercihidir; mecburi olanlar elbette daha zordur ama tercihi olanlara da kolay diyemeyiz.

Ölüm ile gelen ayrılık tabii ki mecburi bir ayrılıktır, üstesinden gelmesi zordur ama hayatın hiçbir gerçeği imkansız değildir. Ölüm dışında, taşınmak, iş değiştirmek, okul değiştirmek, şehir değiştirmek, iradi bile olsa, alışkanlıklardan, sevilen insanlardan ayrılıktır. Bu da insan hayatını etkiler. Hele uzun sürmüş durumlardan, hayatında çok yer kaplayan insanlardan ayrılmak, kişiye adeta bir benlik kaybı bile hissettirebilir. Diğer bir taraftan da yeni bir hayatın, yepyeni günlerin başlangıcıdır. Zor anlar atlatıldıktan ve ayrılıkla başa çıkabilme durumu gerçekleştikten sonra birey yeni günlerinde kendisinin çok daha güçlü ve olgun olduğunu fark eder.

Ayrılıkların üstesinden gelinemeyen durumlarda, bireyler çok sıkılır, gitgide iyice bunalır ve yolun sonu depresyona kadar gidebilir. Başına gelen her ayrılığı bu denli zor geçiren bireyler olabilir. Profesyonel bir yardım almak, onlar için oldukça gereklidir.

Ayrılamamak

Bazı durumlarda ise, ayrılık elzemdir fakat kişi buna direnç gösterir. Bu da ayrılıktan dolayı yaşanan depresyon kadar zor ve yıpratıcıdır. Ancak “ayrılmak” sonucunda kişi benliğine ulaşabilecektir, özgürleşebilecektir ama buna cesaret edemiyordur. Bu gerçeklerin ne kadar farkında olsa da, bir türlü ayrılma ile ilgili adımı atamıyordur. Bu durum da yalancı bir mutluluk uğruna mutsuz olmayı beraberinde getirir. Her an mutlu olma umuduyla, sürekli mutsuz olur bu durumdaki insanlar.

Ayrılmanın verdiği aşırı acı ya da ayrılamama hali, birçok konuda olabileceği gibi, çocukluk anılarıyla, çok bağlantılı olabilir. Bu yıllarda çocuğun/bebeğin hayata ve çevresindeki insanlara verdiği anlam çok önemlidir. Bu konuyu da gelecek hafta yayına girecek yazımda okuyabilirsiniz.

Görüşmek Üzere,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Mehmet Gökcük 19 Ekim 2019 at 01:18

    Bu güzel ayrılık yazısının temeline oturtulmuş anlayışını Üstat Atilla İlhan’ın dizeleri özetlemiş sanırım;
     
    Ayrılık da sevdaya dahil…
     
    Ya da Tuna Kiremitçi’nin kitabının adını taşıyan “Git Kendini Çok Sevdirmeden” mısraları daha kavuşmadan yaşanan, hissedilen bir ayrılığın acısını yansıtabilir…
     
    Zordur ama dediğiniz gibi yeni bir başlangıçtır aynı zamanda…
     
    Kaleminize, yüreğinize sağlık… 👏👏👏

    • Cevapla Nalan Erpolat 20 Ekim 2019 at 17:44

      Teşekkürler Mehmet…🤗

    Cevap Yaz