Yıldız Tozu

Bir Gencin Gizli Defteri

14 Ekim 2019

Öykü: Bir Gencin Gizli Defteri  | Yazar: Sıla Malik

Sabah çalan alarmla uyandı. Birkaç saniyeyi ayılabilmek için ayırdı. Yataktan kalktığında ilk iş masasının üstüne çıkardığı kitaplarını çantasına yerleştirdi. Üniformasını giydikten sonra az da olsa kahvaltı yapabilmek adına mutfağa ilerledi. 10 dakikası vardı. Servisin geldiğini anladığında hızlıca aşağı indi. 1 saatlik yol boyunca kulaklığıyla soyutlanmayı denedi. Şarkılara göre değişen hayalleriyle yolun nasıl bittiğini anlayamıyordu. Okula giderken en keyif aldığı an buydu.

Sınıfa girip gelmiş olan arkadaşlarına selam verdi. Yeri en arkadaydı. Gözlerinin ağırlaştığını hissetti. Uyku düzenini programı yetiştirebilmek adına bozmuştu. Gözlerini hızlıca açıp kapayarak uykusunu dağıtmayı denedi. Çantasından çıkardığı test kitabıyla birlikteydi yine.

Hocanın derse girmesine yirmi dakikalık bir süre vardı. Ne çözsem kârdır diye düşündü. Hoş, bugünlerde beş dakikalık molalar bile kâr gibi gelmeye başladı.

Çıkan yanlışlara morali bozuluyor, sinirleniyordu. Yapabileceğini biliyordu, başarmak istediği şeyler vardı ancak ilerleme bir anda gerçekleşen bir şey değildi ve bu onun sevdiği bir şey hiç değildi.

40 dakikalık derslere geldiklerinde ders işleniyordu. Yeni dönemin dersleriyle beraber hali hazırda çalışması gereken konular birleşince nasıl başa çıkacağını bilemez olduğu anlar yaşamaya başlamıştı.

Okulda olabildiğince test çözüyordu, çözüyorlardı.

Teneffüsler onun kurtarıcısı gibiydi. Uzun koridorda bulunan bankta diğer sınıftan arkadaşlarıyla bir araya gelip sohbet ediyor, birbirlerinin durumlarını, zorluklarını paylaşabiliyor daha da önemlisi bunlarla birlikte dalga geçebiliyorlardı.

Bu sohbet zamanlarının en güzelini öğle arası yaşıyorlardı. Herkes yemeği alıp bir sınıfta birleşiyordu, kırk beş dakikalık o ara ona ilaç gibi geliyordu. Biraz olsun stresten, sorumluluklarda uzaklaşıp eğleniyordu.

Son derslerde genellikle yorgunlukla uykulu hissederdi. Bitiş zilinin çalmasını iple çeker ancak soru çözmeye de ara veremezdi. Programına ve hedeflerine ulaşmalıydı.

Dershanedeki hocaları etrafındaki yaşıtlarının potansiyel birer rakip olduğunu ve onların onu eleme ihtimalinin olduğunu söylemişti. Neden böyle yaparlardı? Neden onları kıyaslıyorlardı? Onlar ne yarış atıydı ne de düşman. Sadece gelecekleri için çabalayan bir grup gençtiler. Herkes kendi hayatı için çaba sarf ediyordu ve herkes çabaladığının karşılığını alacaktı.

Akşam eve geldiğinde hızlıca yemek yemeye karar verdi. Dinleneceği zamanı arttırabilmek için hızlı olmalıydı. Yemekten sonra onu keyiflendirecek birkaç video izledi. Fakat zaman kavramı onun yanında değildi bu sene. Çalışırken geçmeyen vakit hemen bitiveriyordu.

Kitaplarla buluştu yine gözleri, zihni. Günde 3 derse birden çalışmayı hedefliyordu. Konu çalışıyor, test çözüyor, yanlışlarının üstünden geçiyordu. Yorucu bir süreçti onun için. Uykusu geldiğini hissettiğinde bir kahve yaptı kendine.

Kahveyi içtiği on dakikalık kısa molada ailesiyle sohbet etti. Gün içinde çok az görebiliyorlardı birbirlerini. Biraz açıldıktan sonra tekrar masa başına döndü. Birkaç saatini daha geçirdikten sonra gün içinde çözdüğü soru sayısını hesapladı. Düne göre fazlaydı ancak yarın daha da artsa iyi olacaktı.

Yatmaya karar verdiğinde gece yarısını bulmuştu. Yatağına yattığı anda vücudunun rahatladığını hissetti.

Gelecek kaygısı, bu yaşlarda yapmak isteyip de koşullardan dolayı erteledikleri, yapmak zorunda oldukları ve sonunda ne olacak sorusunun cevabını bilememek.

Göz kapakları ağırlaşırken aklından geçen bunlardı. Ve bir de kalbinin köşesindeki hayalleri ve umutları.

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz