Başucumda Kitap

Enstrümantal

10 Ekim 2019

Kitap: Enstrümantal | Yazar: James Rhodes | Yorumlayan: Kübra Mısırlı Keskin


Enstrümantal | James Rhodes

Enstrümantal | Konu

Kitap kahramanımız aynı zamanda yazarımız James utangaç ve oldukça hassas bir çocuktur. Daha beş yaşında bir çocukken hayatının en büyük felaketini yaşar. Gittiği okulda beden eğitimi öğretmeni tarafından defalarca tecavüze uğrar. Bu süreç James konuyu kimseye anlatamadığı için beş yıl kadar devam eder. Beş yılın sonunda James bu okuldan ayrılarak yatılı bir okula devam eder.

Bu beş yıllık süreç zarfında James bir gün evinde bir kaset bulur. Kasette Bach’ın Şakon adlı bestesi vardır. O gün James’in (kendi deyimiyle güvenli alanım dediği Bach’ın bu bestesi) klasik müzikle tanışma anıdır. On yaşında yatılı bir okula giderken artık bir klasik müzik kahramanı olmuştur. Gittiği okulda eski duvar piyanolarının bulunduğu birkaç pratik odası vardır. Her vakit bulduğunda bu odalara giderek, orada anlamlı sesleri bir araya getirmeye çalışır.

Bu şekilde amatörce piyano çalmayı öğrenir ama gerçek anlamda parmaklarını kullanmak ve pratik yapmak hakkında hiçbir fikri yoktur.

On üç yaşında tekrar okulunu değiştirerek kötü bir üne sahip Harrow’a geçer. İlk piyano öğretmeni de bu dönemde olur. Bu okul piyano konusunda çok daha fazla verim alabileceği bir okuldur ama öğretmenine ve tüm bu olanaklara rağmen James konser piyanisti olma hayallerine ulaşamamıştır. Çünkü ailesi eğitiminin bu yönde gitmesini desteklememektedir.

On üç yaşında içkiyle, çok daha erken yaşlarda da sigarayla tanışmıştır.

On dört yaşında alkolün yanında ilaç kullanmaya da başlar ve on sekiz yaşında uyuşturucu hayatına girer.

On sekiz yaşında eğitim gördüğü Edinburgh’tan eve döndüğü bir sırada annesi oğlundaki kötü durumu fark eder ve James’in ilk akıl hastanesi deneyimi başlar. Akıl hastanesinden çıktıktan sonra iyi bir şekilde ayrılmadığı Edinburgh’daki okuluna dönmez ve dil eğitimi için Paris’e gider. Burada alkol ve uyuşturucuya son verir. Daha sonra Londra’da psikoloji okumaya başlar.

Londra’da eşi olacak Jane (asıl adı bu olmamasına rağmen kitapta kendi isteğiyle Jane olarak değiştirilmiştir) ile tanışır. Jane James’ten on yaş büyüktür ve daha önce iki evlilik yapmıştır. Hatta eşinden “kendime bir anne arıyordum ve o buna çok uygundu” diye bahsetmektedir. Ve Jack isimli (oğullarının ismi de annesinin talebi üzerine kitapta değiştirilmiştir) bir oğulları olur. James oğluna aşırı düşkün ve oldukça endişeli bir babadır. Kendi yaşadıkları nedeniyle oğluna karşı aşırı bir hassasiyete sahiptir.

Jack ile ilgili endişeleri kabusa dönüşmeye başlayan James, korkunç bir ruh hastalığının pençesindedir artık.

Bu dönemde James kendini yine müziğin kurtaracağının da bilincindedir. Ve var olan işinden ayrılarak dünyadaki en iyi piyanisti temsil eden ajansla ortaklık için temasa geçer. Bu arada tekrar piyano çalmaya başlar ama tüm bu gelişmeler bile endişeli ruh halini düzeltmeye yetmez. Hatta öyle ki artık kendini keserek rahatlamaya çalışmaya başlamıştır.

Bu dönemde ilk halk konserini de verir. Müzik ona en iyi gelen şeydir ama bazen bu bile tek başına yeterli gelmiyordur. Karısı Jane James’in kolundaki kesikleri görünce onun tekrar bir hastaneye yatmasında ısrarcı olur. James bunu zorla da olsa kabul eder. Ama burada kötü günler geçirir ve bir defa kaçma deneyiminden sonra rol yaparak, itaat ediyor gibi görünerek buradan da ayrılır.

Çok zengin bir arkadaşının vasıtasıyla farklı bir kliniğe yatarak tekrar tedaviyi denemeye karar verir.

Aslında geçmişini okuyunca klinik James’i kabul etmek istemez ama arkadaşının nüfusu bu işi değiştirir. Tedavi olmayı kabul ettiği için James iyileşmeye başlar ama eşinin ayrılık kararı ve oğlundan ayrı kalma düşüncesi James’i eski kötü günlerine geri döndürür.

Tüm bu olanlardan kaçarak New York’a gider. Orada tesadüfen Denis adında bir adamla tanışır. Denis sayesinde ilk klasik müzik albümünü yapar James. Artık büyük konser teklifleri almaya başlamıştır ve bu süreçte Hattie adında bir kızla tanışarak gerçek anlamdaki ilk aşkını da yaşar.

James’in klasik müzik anlayışı tamamen farklıydı. Konserde parçalar arasında alkış olmaması, kıyafet ritüeli gibi şeyleri yıkar. Çaldığı parçalar arasında o parçalar ve bestecileri hakkında bilgiler vererek konserlerini değişik bir tarzda gerçekleştirir. Ayrıca televizyon programları da hazırlar. Hattie ile olan ilişkisi bir dönem bitse de tekrar kaldığı yerden devam eder.

Enstrümantal | Yorum

Okurken keşke kurgu olsaydı dediğim nadir kitaplardan Enstrümantal. Beş yaşındaki bir çocuğun tecavüzünü okumak çok yorucuydu. James’in yaşadığı her an içimde derin yaralar açtı gerçekten. Bir çocuğun bunu korkusu ve utancı yüzünden anlatamaması bir yana, kimsenin bunun farkına varamaması da ayrı bir travma aslında.

Kitapta o dönemde okuldaki müdür yardımcısının verdiği ifade yer alıyor ve burada James’in beden eğitimi derslerine katılmak istemediğini, ders boyunca onunla kalmasını istediğini anlatıyor. Aslında bir şeylerden şüphelendiğini ama bunun fiziksel şiddet olduğunu düşündüğünden bahsediyor. Tüm bunlar aslında büyüklerin ne kadar dikkatli gözlem yapması gerektiğinin de altını çiziyor. Ve asla akraba, arkadaş, öğretmen gibi sıfatlarının altına saklanıp o yapmaz deyip çocukların verdikleri işaretlerin üstünü örtmemek gerektiğinin.

Çocukken yaşadığı bu berbat durum James’in tüm hayatını mahvetmiş.

Şimdilerde yaşama müzikle tutunduğundan bahsetse de aslında hâlâ zorluklar yaşadığından da dem vuruyor kitapta. Her iyileşmeye başladığını düşündüğünüzde farklı bir yerden patlak veriyor geçmişi. Hayatını zorlaştıran takıntılar (buluşmaya vaktinden bir saat önce gitme, bir eliyle yaptığı hareketi aynı sayıyla diğer eliyle yapma zorunluluğunu hissetme vb.) ve çoklu kişilik bozukluğu tanısıyla geçirmeye çalıştığı bir yaşam.

Tüm bu yaşadıklarını anlatmak James için oldukça zor şeyler ama ders verebilmek adına belki de bunu yapmış. Eski eşi kitaptaki ismiyle Jane, çocukları Jack’in bu kitapta anlatılanlardan kötü şekilde etkileneceğini düşündüğü için mahkeme ile kitabın yayınlanmasını yasaklatmış ama James karşı dava açarak kazanmış ve kitabı yayınlamıştır.

Bu kitabı yazarken James’in istediği şey yargılanmadan anlaşılmaktı belki de. Ya da yıllarca duyduğu utanç duygusunun yersizliğini kendine ispatlamak istemesi. Ki bunu kurduğu şu cümlelerinden de anlamak mümkün.

“Başımızdan geçenleri başkalarına anlatmamamızın nedeni utançtır. Suskun kalmamız için bizlere verilen tehditler bir süre işe yarasalar da yıllar boyu etkili değillerdir. Utanç suskunluğu garanti eder ve intihar mutlak suskunluk demektir. İstismar mağdurlarına defalarca “bu senin suçun değildi” diye bağırsanız da işe yaramaz. Bu gökyüzü yeşil demek kadar anlamsızdır. Kurbanlara ulaşmanın ve onların yanlış inançlarını sarsmanın yolu uzaktan bile olsa onları çok ve sürekli sevmektir. Bunu pek çok insan yeterli enerji ve sabırları olmadığından yapamaz. Bu bir kişiyi koşulsuz olarak sevmektir.

Ben müzisyen, baba, erkek, serseri, yalancı ve dolandırıcının biri gibi pek çok unvan taşırım ancak hepsinden ötesi ben çok utanıyorum. Ve belki de taşıdığım olumsuz unvanların nedeni yaşadığım utançtır. Eğer içimdeki suçluluk, kötülük ve günahkarlık ile barışıp onları kabul ederek dağıtabilirsem belki de her zaman bana karşı duruyor gibi gördüğüm dünyaya neden olan inanç ve yanlış düşüncelerimden de kurtulabilirim.”

Kitabın ismi de aslında James’in tekrar hayatın bir yerinde tutunmasını sağlayan müzikten geliyor.

Evet defalarca vazgeçmenin eşiğine gelmiş ama sonunda yine müzik onu sarmış. Ve bunu yaparkende birçok tabuya karşı çıkmış aslında. Görmeye alıştığımız bir klasik müzik konser piyanisti değil James. Müziğin iyileştirici etkilerinin kendi olmayı yitirmeden ortaya çıkabileceğini düşünüyor. Ki bence haklı da. Çünkü içine girmeye zorlandığımız kalıplar kendi benliğimizi bulmamıza en büyük engellerden. Tabi ki başkalarına saygıyı elden bırakmadan kendi özgür alanımızda üretebilmeliyiz.

Kitap toplam yirmi bölümden oluşuyor ve her bölümün başında o bölümü okurken yazarın dinlemenizi önerdiği bir klasik müzik parçası bulunuyor. Bu parçanın altında da o parça ve bestecisi hakkında bilgilendirme yazıları. Okuyucu klasik müzik hakkında bir bilgiye sahip olmasa da bu bölüm kitapta geçen müzikal konularla ilgili az da olsa bilgilendirme yaptığı için yabancılaşma hissini olabildiğince aza indirgemiş. Kitabı yazarın önerdiği klasik müzik parçaları eşliğinde ve yaptığı bilgilendirmelerle beraber okuduğunuzda kendinizi James Rhodes’in tabularını yıktığı konserindeymiş gibi hissettiğiniz de bir gerçek.

Kitapla ilgili eleştirebileceğim belki de tek şey kullanılan üsluptaki sertlik ve bazı argo kelimeler olabilir. Ama bir bakıma da böyle travmalarla dolu bir hayat nasıl kaleme alınır doğrusu o da tartışılır.

Kısacası bu kitabı çocukluğunda tecavüz gibi berbat bir olayı yaşamış olan birinden ibret almak için okumalıyız, bir romanı bitirip köşeye kaldırdığımızda onu unutmaya terk edecek gibi değil.

Yazar Hakkında

6 Mart 1975 İngiltere doğumlu Yahudi asıllı yazar ve konser piyanistidir. James Rhodes: Piano Man adıyla yayınlanan bir TV programı da bulunmaktadır.

Kitapları:
• Enstrümantal

Keyifli okumalar,
Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz