Münferit Tatile Giderse

Hani İstanbul ile İmtihanım Bitmişti?!

14 Kasım 2019

Gülşah İslamoğlu | Münferit Tatile Giderse | Hani İstanbul ile İmtihanım Bitmişti?!

2018 Sonbahar

SenVeBen dergisinde yazmaya başlamadan önce bir dönem “Abe sokarım bu aşkın ızdırabına” diye bir çıkış yaparak turizmi bırakıp İstanbul’a gelmiştim. 4 ay dayanabilmiş, g*tüme baka baka geri dönmüştüm. Ama Allah var kitap yazmak için son derece uygun bir yer.

O dönem yazmış olduğum gazeteye her hafta çatır çatır yazı gönderebilmiştim. Yazıları görmeniz lazım, nasıl su gibi akıyordu cümleler. Klavyede parmaklarıma engel olamıyordum. Yani aslında 3. kitap için 1 yıl İstanbul’da aralıksız yaşamam yeterli. Arkasına hemen “İstanbul’da Yaşama Klavuzu” diye bir kitap çıkmazsa ben de Gülşah değilim.

Yine sonbahar, yine İstanbul

Neyse şimdi kitap fuarları, imza günleri, 2. kitabımın çıkması derken yolum tekrar İstanbul’a düştü.

İmtihanımın başlaması için benim İstanbul’a gelmem gerekmiyor. Kurmuş olduğum bir cümlenin içerisinde “İstanbul” kelimesinin geçmesi yeterli. Bodrum’dayken “25 Ekim’de İstanbul’a gidiyorum” dedim ve sınavım başladı 🤦🏻‍♀‍

Otobüsle İstanbul’a Gitmek

Normalde seyahatleri uçakla yapıyorum. Otobüse en son ne zaman bindim hatırlamıyorum. 15 Ocak tarihine kadar da izinli olduğumdan -aynı zamanda da otelde kaldığımdan- bütün eşyalarımı topladım. İstanbul’a getirmek zorundaydım. Bavullar çok ve o kadar ağır ki uçakla gitsem fazla kilo muhabbetine 250-300 TL çok rahat veririm. Pezevenkler zaten kilo başına 10 TL alıyorlar. Dedim havayolu şirketlerinin cebine durup dururken 250 TL verecek kadar enayi değilim.

Vee ünlü bir otobüs firması ile yolculuğuma başladım. Lan oğlum sen koskoca firmasın lan, bir kendine gel. Abi 12 saatlik yolda sadece 1 kere mola verilir mi?!

İlk girdiği otogardan yolcu alırken 5 dakika sonra kalkıyoruz, kaybolmayın dediler. Ulan otobüs ile WC arasını yürümeye kalksam zaten 7 dakika. Ben ne ara tuvalete ulaşacağım, ne ara s*çacağım, ne ara geri otobüse yürüyeceğim? Tamam dedim lanet olsun; içimde kalsın.

Eee bari 12 saatlik yolda 1 bardak çay verseydiniz.

O da yok. Hadi biz yolcuları geçtim. Allah bizim belamızı versin sizi tercih ettiğimiz için. Versin de ee bari bir muavininiz olsaydı da şoföre çay servisi yapsaydı. Oğlum adam 12 saat direksiyon sallıyor. Bu mu sizin personelinize verdiğiniz değer?

Zaten bir otobüs sefer saatleri yapmışsınız akıllara zarar amk. Otobüsün biri 01:00’da kalkıyor. Diğeri 01:01. Ondan sonraki sefer ise 01:05.

Otogarda muavinler bağırıyor, “Kalkıyor, kalkıyor, 1 arabası kalkıyor.” Biri bir geçiyor diye bir saat telaffuzu da kullanmadığımızdan 01:01 seferine ait olan yolcular da 01:00 aracına biniyor.

Saat 01:00 olmuş. Muavinin biri bağırıyor, “00:15 aracı geldi. Binin” Ulan sen uçak mısın, rötar yapıyorsun?!

Neyse yola devam ediyoruz. Saatlerce hayalini kurduğumuz mola yerine varmamıza 5 dakika kalmış. Hop araç durdu. Kenara çekti kaptan otobüsü ve birini aradı; “Kalk hadi molaya geldik” diyor.

Bekliyoruz bekliyoruz araç hareket etmiyor. Neyi, kimi beklediğimizi de bilmiyoruz. En son öğrendik yedek kaptanın uyanmasını, bagajda yattıkları bölgeden çıkmasını bekliyormuşuz. Ulan 5 dakika sonra molaya gireceğiz zaten, orada uyandırsana adamı, ne bekletiyorsun bizi?

Neyse abi şükürler olsun İstanbul Dudullu Otogarı’na geldik. İndik aşağı bekliyorum muavinin biri gelir de bagajdan bavullarımızı verir, diye. Ama x firmasıyla yolculuk ettiğimi unutmuşum. Bagajı da yolcular açıyor. Bavulları da yolcular indiriyor. Ben bavullarımı aldım. Sonra yerde ufak bavullar vardı. Sahibi kim belli değil. Çünkü herkes bir bavul alıyor.

Şimdi benim, varsayalım hırsızlık kanımda var, giderken fazladan bana ait olmayan bavulları da alıp götürseydim bunun hesabını kim verecekti? Şoför mü, olmayan muavinler mi yoksa x firmasının ta kendisi mi?

Neyse yattım kalktım artık İstanbul’daydım.

Tabi aynı gün içerisinde otobüs, vapur, metro üçlüsünü kullanmazsam hatırım kalırdı. Her kış uğrarım İstanbul’a hâlâ alışamadım. Buranın mantığını aklım almıyor. Ya Allah aşkına biri bana söylesin, bu nasıl oluyor? Abi metroya iniyorum. Metronun gelmesini beklerken kapının önünde ilk sırada duruyorum. Yani kapılar açılır açılmaz ilk adım atacak kişi benim. Amk her seferinde ben ayakta gidiyorum. En arka tarafta bekleyen adam oturarak gidiyor. Oğlum sizleri kim eğitti? Nasıl eğitti? Sizler İstanbul’da yaşayabilmek için nasıl bir sınavdan geçtiniz?

Metrodan iniyoruz 10 tane çıkış tabelası geçiyorum ama halen çıkamıyorum. “Neyse Gülşah dayan kızım. Bak buraya geliş amacını düşün. İmza günü, 2. kitap vs.” Sakinleştiriyorum kendimi.

Beril’in İmza Günü

Sonra öğrendim ki bizim SenVeBen dergisinin editörlerinden Beril Erem’in ilk kitabının imza günü varmış. Nerede varmış?Beyoğlu’nda. Beyoğlu nerede? Avrupa yakası Taksim’de. Yani benim olduğum yere anasının nikâhı mesafede. (Biliyorsunuz Türkçe’de ‘anasının nikâhı’ uzaklık ölçü birimidir.)

Dedim, vallahi ben o kitapevini bulamam. Sonuçta ben daha metroda yer kapamayan biriyim 🙄 Gittik araba kiraladık. Rant A Car‘a da editörümüzün telini verdim, parasını gidin ondan alın dedim. Editöre de dedim hâlbuki bak bunun ödemesini sen yapıyorsun. Yok, arkadaş herkes sahtekâr olmuş. Yine ben ödedim. 🥵

Şaka bir yana kendisine bol satışlı, bol imzalı bir dönem diliyorum.

Veee 3 Kasım, İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı, Salon 12

İlk kitabım Münferit Tatile Giderse’nin imza günü.

Bana dediler ki; ”Tüyap, Beylikdüzü’nde”. Fuar da İstanbul Kitap Fuarı olarak geçtiğinden ben sandım ki benim imza günüm gerçekten İstanbul’da. Meğerse Edirne’deymiş. Çünkü 5 dakika daha gitsek muhtemelen Edirne’ye giriyorduk. Abi bir semt yapmışlar adını da Beylikdüzü koymuşlar. Garibime de demişler ki, “Sen istanbul’un bir semtisin.” O da kendini İstanbul’dan saymaya başlamış.

Gitmeden haritadan bakayım dedim. Haritada güneş var, ay var, Jüpiter var, sonra da Beylikdüzü var. Araçla giderken 2 gün üst üste navigasyonu saatlerce kullanmak zorunda kaldığımızdan akşam saat 20.00’de eve girdiğimizde navigasyondan konuşan hatun, “Artık eşek değilsiniz ya bir çay içmeye çağırırsınız” demeye başlamıştı.

Neyse ahali ben kaçar.

❗️12 Kasım’da Ortaya Karışık Mevzular adlı kitabım satışa çıktı. Size zahmet bir adet alıp bana Instagram’dan foto atarsanız çok makbule geçer. Hepinizi seviyorum. Tanrı sizi kutsasın.

Gülşah İslamoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Mustafa Kara 14 Kasım 2019 at 22:45

    Valla haklısın Gülşah, bende o x firması ile İstanbul’dan Eskişehir’e geldim. Adamlara neden muavin verilmiyormuş biliyorum. Tasarruf içinmiş. Valla ne yalan söyliyeyim ben de bekledim bi’ bardak çay ama yok. Neyse İstanbul harbiden çok değişmiş, aynı şeyleri ben de yaşadım desem yalan olmaz ama şu dikkatimi çok çekti; herkes kitap falan okuyor, arada sırt çantalarındandan bişeyler çıkarıp yiyorlar 🤣🤣🤣🤣
     
    Neyse ben de uzun yazdım.
     
    Yeni kitap hayırlı olsun.
    Üçüncüyü finanse etsin inşallah
    🤣🤣🤣🤣
    hadi eyvallah
    👋👋👋👋👋

  • Cevapla Okan Canyurt 16 Kasım 2019 at 18:55

    Selamlar Gülşah Hanım,
    2. kitabınız hayırlı olsun.
    Siparişi verdim.
    Sanırım 22’sinden sonra elimize ulaşır.
    Bol satışlar dilerim.

  • Cevapla Emine Şencan 17 Kasım 2019 at 01:13

    Hayırlı olsun, başarılar dilerim.

  • Cevap Yaz