İnce Mevzu

İletişememek

5 Aralık 2019

Yazı: İletişememek | Yazan: Seda Çağlayan

İnsan ilişkilerinde her zaman iddialı oldum. Konuşarak açamayacağım kilit, giremeyeceğim kapı yok diye düşünürdüm. Hâlâ da öyle düşünüyorum, becerimle ilgili değil konu ama artık pek hevesim kalmadı. Yoruldum biraz. Ya da yordular biraz 😊

İşle özeli ayıralım hanımlar, beyler.

Benim kadar hevesleri yüksek bir insan bile, bir gün böyle bir cümle kurabiliyorsa geneli düşünmek dahi istemiyorum. Bir de üstelik benim işim bu. İletişimciyim ben. Aslında doğduğumdan beri iletişimciyim ama resmi olarak on altı yıldır yaptığım, üzerinden para kazandığım mesleğim. Önce uzun yıllar reklamcılık yaptım, son altı yıldır da kurumsal iletişim yapıyorum. İşimi çok seviyorum. Ülkemizdeki birçok kişiye göre şanslıyım. İstediğim okulda istediğim mesleğin eğitimini alabildim sonra da istediğim işi yapabilme lüksüne sahip oldum. Zaten yılgınlığım iş tarafında değil. Özel tarafla ilgili sorunum var.

İletişememek

Çok sıkıldım kötü niyetli insanlardan. Söylediğim şeyi tersinden anlamaya müsait yapılardan acayip sıkıldım. Kendi olumsuz tavrıyla beni de aşağıya çekmeye çalışan, kendini benim hakkımda saçma sapan, bana ait olmayan düşüncelere inandırıp sonra da o düşüncelerle yargılamaya eğilimli tiplerden yıldım. Herhalde yaş ilerledikçe de böyle oluyor. Kimseye kendimi anlatmak istemiyorum artık. Zaten aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Biraz akıllı ve iyi niyetli bir insan olsa karşımdaki, neyin ne olduğunu anlayacak. Ama hem yeteri kadar kafası basmayan, hem içinde çok fazla iyilik barındırmayan hem de iletişim kanalları kapalı insanlara gerçekten bir şey anlatmaya çalışmak deveye hendek atlatmaktan inanın daha zor.

EGO is the answer.

Çok mu egosantrik geldi kulağınıza? Vallahi değil. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki değil. Hatta beni bu yılgınlığa iten karşımdaki egosu tavan insanlar. Zaten bence insanı iletişime kapatan çok esaslı sebeplerden biri ego. Karşısındakini dinlemeyen, ne dediğini anlamaya çalışmayan, dışarıdan hiç öyle görünmeseler de insana ihtiyaç duymadan egosuyla baş başa yaşamaya alışmış insanlar yüzünden böyle hissediyorum.

Çiçek gibi olmak için:

Çaresi yok mu peki? Biraz var, biraz yok. Kendimden uzak tutabildiklerimi uzak tutuyorum. Oh çiçek! Kafam rahat. Ama hayat bu, her istediğini yapamıyorsun sonuçta. Hayatımdan çıkartamadıklarım da var. Onlarla da asgâri müştereklerde iletişerek (TDK’da aramayın) ilerlemeye çalışıyorum. Bir de kafama takmamayı öğrendim sanırım. Şimdi sizlere bunları yazıyorum diye bu konudan çok muzdarip olduğumu düşünmeyin. Sadece kendimdeki değişimleri gördükçe yaşadığım şaşkınlıkları ve kendi hakkımda kendi içimde araştırma yaparken karşıma çıkan durum tespitlerini paylaşıyorum sizinle aslında.

Değişim güzel bir şeydir.

Evet, değişiyoruz. Değişiyorum. Eskiden tavrımı koyamazdım böyle canımı sıkan durumlar yaşadığımda. Artık koyuyorum. Ya kendimi çekiyorum ya da lafı gediğine koyuyorum. Beni kırmaktan çekinmeyen birilerine karşı gereksiz kibarlıklar içinde olmanın anlamsız olduğuna karar verdim. Terbiyesizlik etmeden söylemek istediğimi söylüyorum. İçime atma dönemleri sona erdi. Zaten unutmayın ki birçok hastalık bu saçma içe atmalar yüzünden insana musallat oluyor.

Huyum böyle.

Beni anlamaya hazır herkese kapılarım sonuna kadar açık. Elbette her şey karşılıklı, benden de aynı uzlaşmacı yaklaşımı göreceklerine şüpheleri olmasın. Benim mekanizmam gayet basit. Çok çok sabırlıyımdır. Acayip zaman tanırım ilişki içinde olduğum insanlara, defalarca şans veririm. Kolay insan silmem. Ama bir sınıra dayandığımda ve isminin üzerine bir çizik atmaya karar verdiğimde artık oradan feriştahı gelse geri döndüremez beni. Burcum Koç, yükselenim Aslan, huyum böyle. Kısacası beni iyi eken karşılığını fazlasıyla alır.

Siz, en çok siz olun.

Benim gibi olun demiyorum. Benim kadar sabırlı, benim kadar sildi mi tam silen, iletişim kuracağım diye her yolu deneyen ya da bazen küskün… Siz her biriniz mis gibi, kendiniz gibi olun. Kendinizi en mutlu edeceğiniz, başınızın en az ağrıyacağı o insan olun. Kendinizi üzdürmeyin, hırpalatmayın. Buna programlı çeşit çeşit tuhaf insandan uzak durun. Sizi görmeyi bilene, dinleyene, sözünüze, mutluluğunuza, tecrübenize, insanlığınıza kıymet veren, sevgi dolu insanlarla birlikte olun. Diğerleri de kendi çiçek bitmeyen, ancak plastik çiçeklerle dosta düşmana karşı donattıkları kurak topraklarında takılmaya devam etsinler.

Söyleyeceklerim bu kadar 😊

En derin sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Deniz Süerkan 5 Aralık 2019 at 11:40

    Bir an kendimi okuyorum sandım, ne kadar da doğru yazılanlar, ağzınıza yüreğinize sağlık… Son zamanlardaki mottom’u yazıya dökmüşsünüz; “Kendinizi üzdürmeyin, hırpalatmayın. Buna programlı çeşit çeşit tuhaf insandan uzak durun.”

  • Cevap Yaz