Yıldız Tozu

Son Bir Satır

23 Aralık 2019

Öykü: Son Bir Satır | Yazan: Sıla Malik

Yorgun yüzünü pencereye çevirdi. Vaktinin dolduğunu biliyordu. Küçük odada gözlerini gezdirdi. Bunca yıl yaşadıktan, farklı yerlerde bulunduktan sonra burada bitecekti hayatı.

Güzel bir yaşamdı, diye geçirdi içinden. Dibine kadar yaşamaktı onunki. Sevdi, sevildi, nefret etti, pişman oldu, çok ders çıkardı, merhamet etti, gözyaşlarının kıymetini anladı. Evlat büyüttü, bir hayatın kuruluşundaki en önemli kişi rolünü hakkıyla verdi.

Bacak ağrıları son birkaç gündür artmıştı. Göğsünde de hafiften bir sızlama vardı. Hastalık diye düşündü. Yıllardır amansız bir savaş veriyordu onu yenmek için. Hoş, çabasının artık boşa olduğunu anlasa da yaşamın baş döndüren sarhoşluğu işte, bir gün fazla yaşayabilmek için canhıraş mücadele ediyordu.

Çekmeceden eski albümü çıkardı. Dile kolay 75 yılı bu iki kapak arasında sonsuzluğu bulmuştu. Gençliğinin en güzel günlerine, ailesine, evlatlarının bebeklik fotoğraflarına uzun uzun baktı. Parmağından hiç çıkarmadığı yüzüğüyle oynuyordu yine.

Sahi kaç yıl olmuştu hayat arkadaşı gideli? Özlemişti onu. Ölüm ondan sadece eşini değil ruhunun çocuksu neşesini de almıştı sanki. Gözleri dolu dolu baktı köşedeki fotoğrafa. Az kaldı, dayan dedi. Kavuşmamıza saatler var artık, biliyorum.

Masanın lambasını açıp birkaç sayfa kağıt çıkardı.

Mirasını evlatları arasında paylaştırdıktan sonra geriye yapılması gereken tek bir şey kalmıştı. Şu dünyaya son bir iz bırakacak ve geride bıraktıklarının her zaman yanında olacağını gösterecekti.

“Yırtık sayfalardan, kitaplardan kopup gelmiş bir çığlık şimdi bu mektup. Yaşlanan insanlara, zamana inat. Mürekkebin sonsuzluğu ve eşyanın ölümsüzlüğüne inanarak yazılan mektup.

Geriye kaç dakikam kaldı bilmiyorum. Küçük bir odada, pencereden hayatı kovalamaya başladığımdan beri zamanı umursamayı bıraktım. Güzel bir ömür sürdürdüm mü onu sorguluyorum sadece. İyi bir insan mıydım? Hayatımın her anını hakkıyla yaşayabildim mi? Bunları cevaplamak istiyorum günlerdir.

Vasiyetnamem olmalı bu mektup bir bakıma. Bu hayattaki en büyük şansım olan sizlere, benden kalan son hatıra güzel olmalı.

Kimse endişe etmesin.
Yaşadım ben.
Hem de dibine kadar.
Sevdim, sevildim.
Terk edildim,
üzdüm,
üzüldüm, pişman oldum,
ders çıkardım.

Her zaman kendim olmaya çalışırken bazen işin dozunu kaçırdım, hatalar yaptım. Ancak bu hatalar gösterdi bana kimin gerçekten yanımda olduğunu, benimle gönülden bağ kurduğunu.

O yüzden canlarım, ellerim titreyerek de olsa son kez bir nesne, bir söz, bir parça bırakıyorum ardımda. Yaşadım diyebilmek ve hatırlanabilmek için.

Elimden gelenin en iyisiyle, en güzel güldüğüm halimle, gittiğimiz gezilerdeki neşemle, denize ve maviye olan hasretimle hatırlayın beni. Bir de bir ağaç dikin yanı başıma. Büyüdüğünde ışıklarla süsleyin portakal ağacımı. Çiçekleri açtığında özenle koklayın. Ben o ağaçtaki her bir çiçekte içinize doğan ferahlık, o enfes koku olmaya gidiyorum.

Beni anışlarınız sakın gözlerde yaşlarla olmasın. Aksine en şen kahkahanızı attığınız o anda anın beni.

Ben sizi çok özleyecek ve bekleyeceğim ama siz asla yanıma gelmek için acele etmeyin, olur mu?

Sizleri çok seviyorum. Güzel hatırlanmak dileğiyle…

Elveda…”

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan