Ay Işığı Yolcusu

Alışmak

17 Mart 2020

Yazı: Alışmak | Yazan: Atakan Balcı

“Alışmak sevmekten daha zor geliyor” demeyeceğim; sevdanın karasını çeken bilir sevmenin ne özel, ne özge bir duygu olduğunu. Ben, alışamıyorum. İçinde yaşıyorum bütün ayrılıkların, sevdaların, azapların; lanet olası hiçbir şeye alışamıyorum.

Üçüncü Şahsın Şiiri

“Gözlerin gözlerime değince” diyor Attila İlhan “Üçüncü Şahsın Şiiri”nde, ”Felaketim olurdu, ağlardım.” Seni sevmeyen birinin ardından sürüklenmek de zor şairin devamında söylediği gibi; ”Beni sevmiyordun bilirdim/Bir sevdiğin vardı, duyardım…” Yanında fakat uzaklardadır bazen ve bazen de yüzünü yıllarca göremesen de yanında hissedersin, acı çekersin. Alışamıyorum, alışamayacağım ve bu denli kolay alışabilenleri de asla anlayamayacağım.

Kaçışı Yok

Canlar arasındaki sevda ve canlar ötesinde, canlar ötesine duyulan sevda arasındaki bağ gibi bir bağ işte “alışma”nın birine duyulan sevda ve insan toplulukları uğruna atılan adımlar arasındaki ilişkisi. ”Bir kişi bile özgür değil ise hiç kimse özgür değildir.” demişti ya Budist bir bilge, kaçışı yok içindeyiz bu yolun, yalnızca kendi ruhumuzu özgür kılabilmek uğruna bile!

Canlar Uğruna

“Sen yanmasan/Ben yanmasam/Biz yanmasak/Nasıl çıkar/Karanlıklar/Aydınlığa” diyor büyük usta Nazım Hikmet de ünlü dizelerinde. Sevdalarıyla da ünlüdür ya Usta; Piraye’ye, Vera’ya, Türkiye’ye, insanlığa, özgür ve eşit bir yaşama, candan ötesi canlara.

“Akrep gibisin kardeşim” dizeleriyle başlayan şiirinde de itiraf ediyor Osmanlı sarayında bir prens gibi başladığı yaşamını aynı düzenle sürdürebilecekken uğruna acıları, ayrılıkları seçtiği, çektiği toplumun ağır basan “yığın”larının ettiklerini; ”Suç senin/Demeye de dilim varmıyor ama/Suçun çoğu senin/Canım kardeşim”

Savaşım

Binlerce yıllık belki, büyük bir savaşım, bir yandan yaşamaya çalışırken bir yandan en büyük sevdalar için savaşım veren yitik ruhlar… Yitik ruhlar onlar mı, yoksa onların uğruna yaşamlarını, teklif edilen nice kuş tüyü yatakları hiçe saydıkları koskoca yığın mı? Ya da savaşımlarını aydınlık sevdalar için verdiği savıyla kendini kandıran, Ulu Önder’in muhteşem sevdasını bile ölümsüz varsayılan su canlısı “tardigrat”* kadar algılayamayan; sevdanın inanılmaz ateşini canlandırmak adına, canından özverili Toprak Ana’nın uzattığı bir avuç topraktan bile değil, kültür köklerimizde canlı kabul edilen ve ateşin üzerine dökülmeyen en arı sudan atan, elinden gelse daha da tonlarca atacak olan davasında sabitliğinden, duvarlarından, arınmamışlığından ötürü kirlenmiş ve yazık ki kirin altındaki masumluğu hâlâ biraz olsun görünse de o güzelim geçmişten kopuşunu hiç göremediğinden nokta kadar olsun acımayan, güzel ve acılı ülkem özelinde 12 Eylül’le savrulmuş yeni yığınlar mı?

Dostoyevski’nin Bilgeliği

“Önce biraz ağladılar. Ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu herşeye alışır” diyor büyük bilge, usta yazar Dostoyevski. Yığınlar ne de kolay alışıyor her şeye? Ne de kolay satıyor nice acıların adandığı en büyük sevdaları ve üstelik kendilerine kalsa aynı sevdalar uğruna? Ne kadar acı verici bir görüntü ve nasıl umarsızca duyuyor kişi ruhunda acıyı, alışamayan?

Alışamıyorum.

Sevdalarımın hiçbirini istesem de içimden atamıyorum. İstemiyorum da gerçi. Hiç sevdadan geçilir mi?

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı
 
 

Açıklamalar:

Tardigrat: Yavaş adımlılar veya su ayıları olarak da bilinen canlı türü; eklembacaklı hayvanların, ilkel-eklembacaklılar (Malacopoda) alt dalının bir sınıfı olarak bilinir. İnce segmentli bir yapı ve kutikula bulunduran 4 çift kısa bacağı olan omurgasız hayvanlar şubesidir. Tardigratlar mikroskobik canlılardır. Dücane Cündioğlu’ndan farklı bir yorum. –biyologlar.com ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan