Akıl Tutulması

Cehalet ve Corona

20 Mart 2020

Yazı: Cehalet ve Corona | Yazan: İlhan Vardar

“Ussal olmayan hiçbir şey dinsel de olamaz.”
-İbn-i Rüşd

Bazen insanın aklı donup kalıyor. Yazacaklarını biliyorsun ama yazamıyorsun. Öfke, isyan, çaresizlik, acıma, sorumluluk tüm duygular kafanda dolaşıyor ama buzdağının altındaki kütleden sadece kısa sözcükler fırlıyor. Egom (benliğim), idim (alt bilincim) ve süper egomdan (üst benliğimden) fırlayan bu sözcükleri kurmam da dengeyi sağlayamıyor. Diğer bir deyişle buzdağının altındaki bilinç dışım baskın çıkmaya çalışarak bilinç seviyemi, düşüncelerimi, algılarımı kontrolsüz bırakmaya çalışıyor. Freud’un sözüyle şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibi olan egom, idim ile süper egomun isteklerini uzlaştırmak istemiyor sanki, hakemliği bırakmış vaziyette.

İnsan hayatının çeşitli evrelerinde oluşan bu kişilik yapılarının sağlıklı ve uyumlu olabilmesi için uzlaşma ve denge içinde olması gerekmektedir. Eğer ego, bu dengeyi sağlanamazsa kişilik yapıları arasında çatışma yaşanır.

Egom bu dengeyi sağlamak için savunma mekanizmasını devreye soktu. Fakat bu savunma mekanizmalarını aşırı bir biçimde kullanırsam bu da dengenin bozulmasına, savunma mekanizmalarımın kişiliğimi denetim altına alarak, uyumsuz davranışlar sergilememe neden olabilir.

Bizler toplumsal birer varlık olduğumuzdan toplumumuzda yaşanan sorunlar bazen kişinin kendi dengesinin geçici de olsa bozulmasına neden olabiliyor.

Kendimdeki bu dengesizliğin nedenlerini çok iyi bildiğim için bunu atlatmam zor olmayacaktır. Ben de bu dengesiz duygulara neden olan; yine içimizdeki doyumsuz hayvan olan idi ile yaşayan, diğer kişilik yapılarına evrimleşememiş, beyinlerini dogmalara satmış, ego ve süper ego evrelerine ulaşmamış, cehaletin kör kuyularında yaşamaya devam eden, kişilerin düşünce ve davranışlarıdır.

İd (alt bilincimiz) ya da bilinç dışımız kendisini yalnızca ihtiyaçlarına göre ayarlayan, eleştiri kabul etmeyen, güdüsel, durdurulamayan en ilkel benliğimizdir. Ana kaynağı, cinsellik, kabullenemez cinsel arzular, saldırganlık, açlık, kin, ahlâk dışı dürtüler, mantık dışı istekler, bencilce ihtiyaçlar, vahşet dürtüleri gibi ihtiyaçların en bencilce şekilde doyurulmasıdır.

Küresel korona salgınının devam ettiği bu dönemde, siyasal erkten icazet almadan eyleme geçemeyen diyanet işleri başkanlığının bulunduğu bir ülkede, halkın cehaletin karanlığında yaşaması çok doğal sanırım!

Diğer yandan ruhsal yapımızın düzenleyici, dizginleyici, yargılayıcı, suçlayıcı ve cezalandırıcı öğesi olan süper egomuz yani üst benliğimiz ise, dolayısıyla da vicdan denilen kavramla bu anlamda özdeştir.

Çin’e Düşen Meteor Savı

Yazı: Cehalet ve Corona | Yazan: İlhan Vardar

Batı ise kıyamet senaryolarını, dünyamızın yok oluşunu uzaydan gelecek beklentilere göre kurar. Korona virüsün uzay temelli kökenleri ile ilgili fikir, astrobiyoloji ve astronomi ile ilgili kavramları ile bilinen astrobiyolog Chandra Wickramasinghe tarafından ortaya atılmıştır.

Geçmişte, Wickramasinghe başka bir hastalığın, şiddetli akut solunum sendromunun (SARS) da uzaydan geldiğini iddia etti. Hatta 1970’lerde Fred Hoyle ile birlikte “Uzaydan Hastalıklar” adlı bir kitap yazdı ve onlarca yıl SARS veya influenza (grip) gibi hastalıkların uzaydan geldiğini kanıtlamaya çalıştı.

Wickramasinghe’ye göre, koronavirüs geçen yıl ekim ayında Çin’e düşen bir meteordan geldi. Dünya’ya geldikten sonra, virüs insanları enfekte etti ve COVID-19 salgını tetikledi.

Bunun yanı sıra NASA Astrobiyoloji Enstitüsü’nden bir kozmobiyolog olan Graham Lau, Wickramasinghe’nin iddialarına rağmen, virüslerin dünya dışı kökenlerine ilişkin fikirlerini güçlü bir şekilde destekleyen kanıtlar sağlamadığını belirtti. Lau “Olağanüstü iddiaların olağanüstü kanıt gerektirdiği davalardan biri” dedi. “İlginç bir fikir olsa da şu anda bu fikri benimsemek için hiçbir nedenimiz yok.”

“Bilim adamlarının sahte bilim adamlarına veya kötü bilime dikkat etmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum” diye de ekledi.

Aslında, çocuklarımız ve torunlarımız için, umut vaat eden bir gelecek için, bize hayat veren dünya ile uyum içinde temiz bir geleceği düşünmüyor, kendi kültürümüzü kendi ellerimiz ile yok ederek kendi kıyametimize sürükleniyoruz.

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Cem Özkan 22 Mart 2020 at 09:12

    Kıymetli yazar İlhan Vardar, bizi düşündürdünüz, çok teşekkürler. Teknoloji ve bilimi, bunların yarattığı olanakları bence kullanan kapitalizm ve dinsel ideolojiler vd ideolojiler hâlâ insanlığı aşağı çekmeye devam ediyor bence… Ama burada bu paradigmaları suçlamak yerine sizin de işaret ettiğiniz gibi insanı ideolojilerin sömürü aracında tutan ruhsal ihtiyaçları anlamak gerek galiba.
     
    Çok teşekkürler…

  • Cevapla İlhan Vardar 23 Mart 2020 at 23:49

    Çok teşekkürler Cem Bey. Sanırım buda bilimin ve aklın ışığında olacak..

  • Cevapla Hande S. Sinan 26 Mart 2020 at 11:11

    İlhan Bey yazınızı severek okudum ve şu cümlenize katılıyorum:
     
    “Küresel korona salgınının devam ettiği bu dönemde, siyasal erkten icazet almadan eyleme geçemeyen diyanet işleri başkanlığının bulunduğu bir ülkede, halkın cehaletin karanlığında yaşaması çok doğal sanırım!”

    • Cevapla İlhan Vardar 27 Mart 2020 at 01:49

      Çok teşekkürler….

    Cevap Yaz