Dalış

Bonaire | Dalgıç Cenneti

18 Mayıs 2020

Yazı: Bonaire |Yazan: Emel Erem

Arabalarının plakalarında “Divers’ Paradise | Dalgıç Cenneti” yazan bir adada dalmak… İşte sizi bugün, böyle bir adaya götüreceğim. Yani Bonaire’e.

Bonaire nerededir?

Bu soruyla sıkça karşılaştığım için öncelikle bunu anlatmalıyım.

Bonaire, Hollanda Antilleri diye de bilinen Karayipler’deki üç adadan biridir. Diğer ikisi ise Curaçao ve Aruba’dır. Bu adalar, Karayiplerin A,B,C’si olarak da bilinirler ve en önemli özellikleri kasırga şeridinin dışında yer almalarıdır.

En başta KLM (her gün Amsterdam’dan) olmak üzere, çeşitli havayolları bu adalara düzenli sefer yapıyor. Bonaire, son derece bakir ve bir o kadar da huzurlu bir ada. Adaya geldikten bir iki gün sonra bu sakinlik ve huzur sanki çok uzun zamandır orada yaşıyormuşçasına sizi de sarıyor. Trafik sıkışıklığı, çalınan kornalar, apartmanlar, koşuşturan kalabalıklar buraya çok yabancı. Adalılar sakin, güler yüzlü ve çok yardımsever insanlar.

Adanın turistik tesislerinin olduğu yerler palmiyelerle ve rengarenk tropikal çiçeklerle kaplı.

İçerilere doğru ilerlediğinizde ise kocaman kaktüslerle ve makilerle kaplı farklı bir bitki örtüsüyle karşılaşıyorsunuz. Bonaire’in İspanyol tüccarlar tarafından ticaret rüzgarları diye adlandırılan sert rüzgara karşı doğal korumalı olan sahil şeridinde, neredeyse 250 metrede bir “sarı renkli” işaret şamandıralarıyla belirlenmiş dalış noktaları yer alıyor. Adanın hemen karşısında, motorla 10 dakikalık mesafede “Klein Bonaire” diye adlandırılan bir adacık var. Üzerinde yerleşim olmayan ve özel olarak korunmaya alınmış bulunan bu adanın etrafı çok hoş dalış noktaları ile dolu.

Bonaire adasının etrafında, çoğu karadan da ulaşabilinen 57, Klein Bonaire adacığında ise 21 dalış yeri var.

Bonaire’de ister kıyıdan, isterseniz de tekneden dalabilirsiniz. Dalış yerlerinin çoğuna araba ile ulaşmak mümkün. Bu özelliğinden dolayı, dünyanın en güzel kıyı dalışlarının yapıldığı yerler arasında ilk sırayı alıyor.

İlk gelişimizde, o zaman 12 yaşında olan oğlumuz Berke ile birlikte “Harbour Village”de kalmıştık. Buradaki dalış merkezinin adı “The Great Advantures”. Dalış malzemeleri, tekneler yeni ve bakımlı idi. Personel ise son derece sevimli ve nazik. Biz çoğunlukla sabah dalışlarını tekne ile, öğleden sonra dalışını ise dalış malzemelerini kiraladığımız kamyonetin bagajına koyarak kıyıdan yaptık.

Bonaire’de mercan türlerinin zenginliği karşısında hayrete düşüyorsunuz.

Bu kadar çok mercan türünün bir arada olması görkemli bir sualtı görüntüsü sergiliyor. Screl coral, ribbon coral, giant brain coral, fused staghorn coral, club finger coral, sheet coral, giant tube sponge, barrel sponge, venus sea fan, vase sponge ve muhteşem sea anemoneler. Su altının çok berrak oluşu ve buna eşlik eden yellow jack, melek balığı, papağan balığı türleri, deniz atı, tarpon, uçan balık, boy boy çulluk balıkları barakudalar ve yunuslarla gerçek bir dalgıç cennetinde olduğunuzu kabul ediyorsunuz.

Biz; eşim, ben ve 12 yaşındaki oğlumuz Berke ile birlikte dalıyorduk. Berke henüz küçük olduğu için 12-13 metreden aşağıya inmemesine özen göstererek elbette. Ancak bunu çok da kolay sağladığımız söylenemezdi. Eşim önde, oğlumuz ortada, ben hemen arkalarında bir ekip oluşturmamıza rağmen; Berke büyük bir merakla 12 metre kuralımızı sık sık ihlal ediyordu. Her dalışta en az 3-4 kez elimi kolumu sallayıp, kendi geliştirdiğim işaretlerle onu uyarmam gerekiyordu.

Bu arada, dive master’lar mercanların ve doğal dokunun zarar görmemesine çok dikkat ediyorlar adada. Her dalıştan önce brifing sırasında, hep bu konuda uyarıyorlar. Mercanların ne kadar uzun zamanda oluştuğu düşünülürse hak vermemek mümkün değil. Dalış süresince eldiven takmak yasak. Böylece herhangi bir şeye dokunmanızın ya da onu sudan çıkarmanızın önüne geçiyorlar.

Bonaire’deki dalışlarımızın her biri ayrı bir keyif, ayrı bir maceraydı.

İşte böyle günlerden bir sabah tekneye bindik ve birkaç dakika sonra tekne ile yarışan bir yunus sürüsü bize eşlik etmeye başladı. Kaptan Marc teknenin burnunu açık denize çevirdi ve büyük bir heyecanla bir süre birbirimizi takip ettik. Yunusların hareketlerini dikkatle izleyen kaptan, bizimle oynamak istediklerine karar vererek motoru durdurdu. Biz de palet ve gözlüklerimizi takarak yavaşça suya süzüldük. Gerçekten de birkaç dakika içinde yunuslar derinliklerden süzülerek yanımıza geldiler ve etrafımızda sıçrayıp tekrar derinlere doğru gittiler.

Hilma Hooker Batığı

Dalış yapanlar bilir, eğer dalış yapılan yerde bir batık varsa elbette o batığa dalmadan dönülmez. Bonaire’in de en ünlü batığı yaklaşık 10-12 yıl evvel mekanik bir arıza nedeniyle adaya yanaşmak zorunda kalan, daha sonra marihuana yüklü olduğu anlaşılıp yükü yakıldıktan sonra batırılan (sahibi hiçbir zaman bulunamadı ve teknenin son bir yıl içinde 18 kez isminin değiştirildiği anlaşıldı) Hilma Hooker.

33-35 metre derinlikte, yan dönmüş yatan bu gemiye sabah dalışı yaptık biz. Buraya yerleşmiş baraküda ve ton sürüleri bizi görünce, meraklı bakışlarımız arasından süzülüp, bir süre için evlerini bize bıraktılar. Bu dalış fazlaca derin olduğundan oğlumuz bizimle gelmedi ama aklı batıkta kaldı.

Ve tabi her güzel şeyin bir bitimi olduğu gibi biz de Bonaire’daki zamanımızı tamamlamak üzereydik. Tek katlı bahçeli evleri, küçük ve şirin lokantaları, güleryüzlü, sakin insanları ve muhteşem sualtı zenginlikleriyle dolu bu güzelim cennete veda etme zamanımız gelmişti.

Gönülsüzce bavullarımızı toplayıp, küçük havaalanına doğru, saatler sürecek yolculuğumuza başlamak üzere otelimizi terk ettik. Bizi aktarma yapacağımız Curaçao ’ya götüren 2 motorlu uçağın pervaneleri arasından gittikçe küçülen adaya son kez baktığımda, birbirinden güzel 20 dalış yaptığımız bu sevimli adaya “yakında döneceğim” diye fısıldadığımı hatırlıyorum.

Emel Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan