Biraz Kitap

Sırça Fanus

12 Mayıs 2020

Kitap: Sırça Fanus | Yazar: Slyvia Plath | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Sırça Fanus | Slyvia Plath

Ya kıyamam yaaaaa 🙁

Slyvia Plath, biliyorsunuz intihar etti… kafasını fırının içine sokarak…

Kitap da bu depresyon sürecinden izler taşıyor.

New York

Bir derginin makale, öykü, şiir gibi konulardaki yarışmasını kazanarak New York’a gelen on iki genç kız. Bir ay boyunca derginin sponsorluğunda bütün masrafları karşılanıyor.

Esther Greenwood da bu kızlardan biri. Kendisini geliştirmek istiyor. Çok şeyler yapmak istiyor. Ama nereden başlayacağını bir türlü bilemiyor. Kendi küçük kasabasında yaşarken, okuluna gidip gelirken bir sıkıntısı yoktu. Derslerini çalışıyor, başarılı oluyordu. Ama New York’a gelince, onca insanla tanışınca kendisini onlarla kıyaslar buluyor. Ve yetersiz olduğu hissine kapılıyor. Ve bu histen bir türlü kurtulamıyor.

New York macerası bitip evine dönünce tek düşünebildiği ne kadar yetersiz, beceriksiz, başarısız olduğu.

İntihar

Artık hayat da anlamsız gelmeye başlıyor. Yemeden içmeden kesiliyor, uyku uyuyamıyor.

İntihara kalkışıyor. “Uzun bir yürüyüşe çıkacağım” diye not bırakıp evdeki bütün hapları yutuyor. Polisler onu bulduğunda neyse ki çok geç olmamış. Gazetelere de çıkıyor bu olay.

Annesi doktora götürüyor. Doktor da psikiyatriste yönlendiriyor. İlk psikiyatrist şok tedavisi uyguluyor ona. Önce bir dinle, konuş, yok. Tabii ki işe yaramıyor.

Bu kısımlar çok ürkütücü geldi bana. “Tımarhaneye tıkılmak.” Nasıl bir başarı umulabilir ki böyle bir süreçten?

İntihar hakkında düşünmeye başlıyor Esther. Tabanca, denizde boğulmak, kendini asmak…

Çok üzüldüm okurken…
O kadar tatlı bir kızcağız ki…

Kitabın bu şekilde ilerleyeceğini bilmiyordum ben açıkçası. Kitabın başında etrafındaki kendinden önemli/başarılı gördüğü insanlara özenen, diğerlerini yeren, yaşıtlarının bir çoğunu boş, sersem olarak gören genç bir insan. Tipik. Ama sonra bu süreçten kendisinin işe yaramaz olduğunu sonucuna varıp umut ışığı göremez hale gelmesi… Ah yavrucuğum…

Erkek Arkadaş

Tam bir odun olarak gördüğüm ilk psikiyatristten sonra biraz daha halden anlayan bir psikiyatriste yönlendiriliyor. Burada bir parça daha iyi gibi oluyor.

İlginç bir tesadüf olarak eski bir arkadaşını görüyor akıl hastanesinde. Joan. O kızcağız da intihara kalkışmış. İkisi de zamanında aynı erkekle çıkmışlar. Buddy Willard. Buddy iyi bir çocukcağız. Esther’i seviyor ama Esther onu sevmiyor. Buddy verem olup dispansere yatıyor. Oradan gönderdiği bir mektupta Esther’e dispanserdeki bir kızdan hoşlandığını ama eğer Esther kendisiyle birlikte olmak isterse bu kızı unutacağını yazıyor. Esther de bunu ikiyüzlüce bulup “Ben nişanlandım” diye yalan atıyor, ayrılıyorlar.

Buddy, Esther’e bir soru soruyor. Kıyamam ona da yaaa. “Ben kadınları çıldırtıyor muyum?” İki eski kız arkadaşı da akıl hastanesine yatırılınca çocuk kendisini sorgulamış. Esther, “Seninle bir ilgisi yok” diyor da çocuk rahatlıyor.

Aile

Esther’in annesi ve erkek kardeşi bu süreçte Esther’i destekleyiciler. Ama ben böyle olaylarda insanların çocukluğunda yaşadıkları bir veya birkaç sorun olduğunu düşünüyorum. Esther’in çocukluğunda anne babası nasıldı, kim bilir?

Babası, Esther çocukken ölmüş; annesi öğretmen. İyi bir kadına benziyor ama çocuğa iyi anne olmak başka bir şey. Bambaşka bir şey. Kötü, şeytan bir insan olmanıza gerek yok bir çocuğun hayatını mahvetmek için. İyi olduğunuzu ve iyi bir şey yaptığınızı/söylediğinizi zannederek de kötülük edebilirsiniz.

Esther’in de belli ki muazzam bir değersizlik hissi var. Gökten gelmiyor ki bu hisler. Bu hislerle doğduğumuzu da düşünmüyorum. Bu hisleri sonradan öğreniyoruz. Kim öğretiyor? Bizi büyütenler.

Ne bileyim ay, üzülüyorum böyle şeylere… Suçlu olarak da anne babaları görüyorum ne yalan söyleyeyim. Çocuklarına “Ne yaparsan yap, ne olursan ol, değerlisin” hissini verememişler diye düşünüyorum.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 12 Mayıs 2020 at 11:32

    Güzel yorum için çok teşekkürlerr.
     
    Ben böyle kitaplar okuduğumda etkisinden uzun süre çıkamıyorum, unutana kadar hatta. O yüzden bu tarz kitaplar okumayı azalttım. Ama mesela eğer okumadıysan Hülya ablacım, Veronika Ölmek İstiyor‘u kesinlikle tavsiye ederim. Bitirdikten sonra gerçekten çok iyi hissetmiştim. Yorumunu da yazdım hatta ama henüz yayınlanması için yollamadım.
     
    Öpüyorum ♥️

    • Cevapla Hülya Erarslan 12 Mayıs 2020 at 23:49

      Merhaba,
       
      İyi yapmışsın. Seni olumsuz etkileyecekse okuma tabii ki.
       
      Veronika Ölmek İstiyor’u bin yıl evvel okumuştum ama ne anlatıyordu unuttum. Senin yazın yayınlanırsa okuyup hatırlarım.
       
      Teşekkür ediyorum, öpüyorum. 😘

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan