İçimdeki Sesler

Siyah Beyaz Kareler

19 Mayıs 2020

Yazı: Siyah Beyaz Kareler | Yazan: Demet Uncu

2020 yılında insanoğlu büyük bir sınav vermişti. O yıl, doğal afetler yılı olmasının yanısıra, tüm dünyanın Covid-19 isimli bir virüsle mücadele yılı da olmuştu. Sokağa çıkma yasaklarının çokça olduğu bir yıldı. İnsanlar evlerinde kendilerini karantinaya almak zorunda kalmışlardı. Evlerinde vakit geçirmenin nasıl olduğunu unutanlar için, ilk zamanlar çok zor geçmişti. Bu dönemde; içindeki uyuyan sanatçıyı uyandıran; çeşitli heykel, seramik, mandala eserlerini sergileyen; benzer şekilde içindeki fırıncıyı çeşitli ekmekler pişirerek ortaya çıkaranlar da olmuştu. Benim o dönemde keyif aldığım tek şeyse, canlı yayın konserleriydi. Gerek balkonlardan; gerekse sosyal medyadan yapılan o güzelim konserler beni canlı tutmuştu o dönem.

Poster Duvarlar

İşte, o dönemde farklı köşelere sıkıştırdığım boy boy poşetlerin içerisinde yer alan fotoğrafları düzenlemek istemiştim. Fotoğrafların çoğu siyah beyazdı, en beğendiklerim de onlardı zaten. Bana nedense hep huzuru, sadeliği ve mutluluğu hissettiriyordu siyah beyaz fotoğraflar…

Bebekliğimden başlayan ve günümüze kadar gelen oldukça fazla fotoğraftan bahsediyorum sizlere. Uzun saçlı doğmuş olmama rağmen, erkek çocuklarınki kadar saçlarımın kısa olduğu fotoğrafları görmüştüm önce. Yanımda muzur ama bir o kadar da masum bakan kızkardeşim vardı hep. Arkasından lunaparklarda, lokantalarda, doğumgünlerinde çekilen fotoğraflar. Onların arkasından daha çok müsamerelerde, gezilerde çekilen, okul yıllarımdan fotoğraflar gözüme çarpmıştı.

Poşetin içerisinden tek tek çıkardığım bu fotoğraflara, gülümseyerek bakmıştım çoğunlukla… Bir de tabii, ergenlik döneminde çekilmiş olağanüstü fotoğraflar vardı ki dillere destan. Odamın tüm duvarlarının, 1 cm.’lik boşluk bırakmadan yapıştırdığım, yakışıklı aktörlerin posterleri ile dolu olduğu; “Carpe diem” tarzında boyumdan büyük cümleleri duvarlarına astığım, odamdan bahsediyorum sizlere…

Kimsenin izinsiz giremeyeceği, kendime ait sabit telefonumun olduğu, o küçük ama sevimli odamın farklı açılardan çekilmiş fotoğrafları… Kızkardeşimle giysi kavgalarını, kankilerimle uzun uzun telefon konuşmalarımı yaptığım; ağladığım, güldüğüm, kızdığım, öfkelendiğimde kendimi kapattığım odamda çekilmiş nice güzel fotoğrafım vardı. Onlara bakarken, yılların ne kadar çabuk geçtiğine dair içimde hissettiğim ince bir sızı ama yine de yüzümde beliren kocaman bir gülümseme… Geleceğe dair büyük umutlarımı, heyecanlarımı ve hayallerimi anımsamıştım birden.

Düğünler, Bayramlar, Yılbaşı Yemekleri

Gelelim ailemle birlikte gittiğimiz düğünlerin fotoğraflarına… Bütün kadınların saçlarının oldukça kabarık ve kahküllü; karpuz kollu elbiselerin olduğu yıllar bunlar… Biz çocukların ise hep sıkılarak gittiği, her boş alanı koşu parkuruna çevirdiğimiz o düğün fotoğraflarına tek tek bakmıştım.

Sonra elime, kalabalık aile tatillerinde, bayramlarda, yılbaşı yemeklerinde, hep birlikte gidilen mekanlarda çekilen fotoğraflar gelmişti. İlk dikkatimi çeken şey; herkesin yüzündeki o kocaman kahkaha ve ne kadar kalabalık bir aile olduğumuz oldu. Aile büyüklerimizin hepsi vardı, o fotoğraflarda. İçimi sorarsanız; biraz buruk olmuştu tabii, hüzünlenmiştim. Ne kadar mutlu ve güzel günleri birlikte geçirdiğimizi anımsamıştım. O günkü aklımızla, istemeye istemeye, sıkılarak gittiğimiz yerlerde; hep birlikte geçirdiğimiz o anların kıymetini, daha iyi anlıyor insan şimdi … Keşke hepsi hayatta olsalar da biz yine sıkılsak diye içimden geçirivermiştim. Hep birlikte yollara düşsek yine, her mola yerinde dursak da yeniden yola çıktığımızda arabanın arka camından, arkadakilere el sallasak diyerek; gözlerim dolmaya başladığı için başka fotoğrafları karıştırmaya başlamıştım.

Anne Babanız Hiç Genç Oldu Mu?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Babamın, annemin gençlik yıllarında çekilen fotoğraflarına rastlamıştım bir de. Nedense, bu fotoğraflar hep garip gelmişti bana. İnsanın anne ve babasının, bir zamanlar hiç genç olmadığını düşündüğü; o yıllara ait fotoğrafları, bir türlü zihninde oturtamadığı fotoğraflardı bunlar. Babamın uzun favorilerinin olduğu, fönlenmiş saçları ile koltukta oturduğu karizmatik fotoğrafını bulmuştum o an. Onun en sevdiğim fotoğraflarından biriydi o… Arkasından, babamın anneme gülen gözleriyle baktığı o anın yakalandığı, muazzam siyah beyaz fotoğrafını görmüştüm. Yüzümde yine beliren gülümseme ile birlikte, derinlerde bir yerlerin acıdığını hissetmiştim. Babamı bir kez daha ne kadar çok özlediğimi anlamıştım. Canım babam, sen rahat uyu diyerek; bu fotoğrafların bana en güzel, en mutlu olduğum yılları hatırlattığı için şükretmiştim o günlerde. Karantina günlerinde nasıl da iyi gelmişti bana bunlar…

Çok güzel fotoğraf albümleri almalıyım, hayatımın en kıymetli anlarını donduran bu kareler için diyerek, kapatmıştım poşetlerin ağızlarını. Şimdi, hepsi birbirinden güzel albümlerin içinde yeniden bakılmayı bekliyorlar…

Hiçbir şeyi yarınlara bırakmamak lazım diyorum, bitmeyen işlerimiz, söylenmeyen sözlerimiz, hissettirmediğimiz duygularımız, sakladığımız sevgilerimiz olmamalı…

Sevgili Behçet Necatigil’in o en çok sevdiğim şiirinin mısralarında geziniyorum şimdi, sizlerle birlikte…

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi.
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz.
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı…

Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 19 Mayıs 2020 at 13:45

    Muazzam siyah beyaz fotoğraflar. Anneme her gittiğimde kocaman poşetlerde canlarının sıkıldığını düşündüğüm kişisel tarihimizin belgeleri.
    Mutlu bir çocukluk geçirmek ne kadar önemli. Belli ki siz de mutlu bir çocuktunuz. Harika yazı ve fotoğraflar..
     
    Tebrikler Demet Hanım
     
    Sevgiler

    • Cevapla Demet Uncu 19 Mayıs 2020 at 14:18

      Çok teşekkür ederim Gökçe Hanımcığım, çok mutlu ettiniz beni. Söylediğiniz gibi siyah beyaz fotoğrafların uyandırdığı hisler bambaşka oluyor. Mutlu bir çocukluk geçirmek önemli değil mi, o çocuğu ömür boyu, hep birlikte mutlu etmeye devam edebilmek dileklerimle…
       
      Sevgilerimle 😊

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 19 Mayıs 2020 at 15:01

    Tekrar merhaba;
     
    Evet bence de siyah beyaz fotoğraflar çok güzel ve anılarla dolu. Her birimiz için ayrı anılar saklı sanırım kendi siyah beyaz fotolarımız da ama sizi çok yakından tanıyan biri olarak o çocukluğunuzdaki resimlerde hem muzır hem de sevimli bir haliniz var. O zamanlar tanışmış olsaydık kesin bir çok muzırlıkta elebaşı olabilirdik. Şimdi ise bir o kadar sakin ve cool tavrınız da sol olmanızdan geliyor sanırım. Gençlikteki poster modasını şimdi baş editörümüz olan Didem Hanım’dan oldukça iyi bilirim. En zayıf noktasıydı; kızdırmak istediğimizde posterlerinin yanına gitmemiz yeterdi :)) Sanırsam sizin içinde posterler o kıvamdaydı o zamanın modası bence de o yıllar çok ama çok güzeldi ( kahrolsun covid-19) :))
     
    Çok güzel ve duygusal bir yazı olmuş.
    Kaleminize sağlık
    Bir sonraki yazınızda hayal gücünüzle bir yazı yazmayı dener misiniz?? Manitanızı kırmayacağınızı umurım :))

    • Cevapla Demet Uncu 19 Mayıs 2020 at 15:20

      Cemciğim, güzel yorumun için teşekkür ederim. Beğenme çok sevindim. Çocukluğumda da sakindim inan, muzırlık peşinde pek olmadım. 😊 Posterlere gelince, o yaşlarda gözümüz gibi bakardık onlara. 😂 Talebinizi de işleme alıyorum tabii… Daha önce de sayıca az da olsa hayalgücümü katarak, kaleme almaya çalıştığım yazıları sevdiğinizi biliyorum. O haftaki ilham perimi dinleyeceğim, bakalım neler diyecek 😊
       
      Sevgilerimle

  • Cevapla Hüseyin Küçükkelepçe 19 Mayıs 2020 at 16:42

    Yazınızı çok beğendim ve okurken çok duygulandım. Hatıralar/fotoğraflar acıdan başka bir şey değildir. Bence güzel albümler almaktan vazgeçin yakın hepsini, küllerini de onların en mutlu olduğu ya da mutlu olacağını düşündüğünüz bir yere atın. Bir yaz akşamı masmavi bir koy ebedi evleri olabilir. Böylece hem kendiniz hem de onların aziz hatırası için en iyisini yapmış olacaksınız. Acımasız bir teklif oldu ama ne yazık ki dünya vahşi ve duyguları dikkate almayan bir gezegen.

    • Cevapla Demet Uncu 19 Mayıs 2020 at 18:28

      Hüseyin Bey, yorumunuz için teşekkür ederim. Farklı yaklaşımların, olaylara bakış açımızı geliştirdiğini düşünmüşümdür hep. Haklısınız, yaşadığımız dünyada değerler silikleşiyor. Olsun, benim dünyamda hatıraların yeri her zaman var, yaşanılan güzel anları yakalayan kareler beni hep gülümsetmiştir. 😊 Bir yaz akşamı masmavi bir koya bakan, içinde sevdiceğimin olduğu taş ev hayalini tercih ediyorum şimdilik …

    • Cevapla Müzeyyen 19 Mayıs 2020 at 19:04

      Canım; eski, siyah beyazdı ama çocukluğumuzun en belirgin rengiydi sanki. Çok güzel anlatmışsın o yılları. Nostalji yaşadık, gezindik o yıllarda sayende 🥰
       
      Kalemine sağlık 😘👏🙏

      • Cevapla Demet Uncu 19 Mayıs 2020 at 19:41

        Müzeyyenciğim, yazımı okuyup, beğenmene çok sevindim. Sevgiler 😍😘

  • Cevapla Seda Çağlayan 19 Mayıs 2020 at 19:10

    İçimizdeki bu geçmişe özlem duygusu ve eski fotoğraflara olan düşkünlüğümüz hiç bitmeyecek değil mi? Bir yandan güzel, hep eskiyi yad etmek, güzel günleri, anıları hatırlayıp gülümsemek bir yandan da içimizdeki yoksunluk duygusunu yeniden yeniden kaşıyıp kanatmak… Kafam karışıyor.
     
    Bu arada favori fotoğrafım kitaplığın üzerindeki, o posterleri asmak hep bir meseleydi yetmeyen boylarımızla. Blue Jean, Hey girl… Hiç kaçırmazdık:)
     
    Eline sağlık, çok tatlı, çok sıcak olmuş.
     
    Yeni anılar biriktirip onlarla da gülümseyebileceğimiz günlerimiz de olsun.
     
    Sevgiler…

    • Cevapla Demet Uncu 19 Mayıs 2020 at 19:48

      Sedacığım, aynen söylediğin gibi gerçekten. Geçmişimi hem seviyorum hem de hatırlattıklarına hüzünleniyorum. Bu durum değiştiremeyeceğim bir şey olduğu için olduğu gibi kabul ediyorum. 😊 Gençlik günlerinde heyecanla aldığım dergileri de hatırlatman çok iyi oldu. Çok severdim onları. Okuyup, beğenme çok sevindim yazdıklarımı. Dileğine katılmamak mümkün değil, hep birlikte olsun inşallah…
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan